Gazeteci Mehmet Çetingüleç'in kaleme aldığı ve 2000 yılında okurlarla buluşan 'Rahşan' adlı yapıtı okuyorum.

Merhum Başbakan Bülent Ecevit'in eşi Rahşan Ecevit'in yaşamını konu alan bu kitap, aynı zamanda Türkiye'nin yakın siyasi geçmişine ışık tutuyor. Kitapta birbirinden ilginç bilgi ve anekdotlar yer alıyor. Bunların en önemlilerinin başındaysa 12 Eylül askeri darbesi öncesi, sırası ve sonrasında yaşananlar var.

***

Askerin yönetime el koymasının ardından iktidar partisi AP'nin Genel Başkanı ve Başbakan Demirel ile ana muhalefet lideri Bülent Ecevit, cunta yönetimi tarafından Hamzakoy'da zorunlu ikamete tabi tutuluyor. Partilerin feshedildiği, siyasi yargılama ve tutuklamaların yapıldığı dönemde Ecevitler, 'Arayış' dergisini çıkararak demokrasi mücadelesini güç koşullar altında sürdürüyor. Kitap, yakın demokrasi tarihimizi irdelemek, demokrasinin tarihteki serüvenini idrak etmek bakımından önemli bir işleve sahip.

***

Evet, demokrasi ekmek kadar, su kadar, hava kadar gerekli bir olgu. Her türlü siyasi görüş, yaşam tarzı ve benzeri farklılıklara karşın herkesin ortak paydası demokrasi olmalı. İş başına gelen siyasi iktidarları halk getirmeli, halk götürmeli. Türkiye, demokrasinin kesintiye uğramasından, darbelerden, cuntalardan çok çekti. Her darbe, ülkeyi onlarca yıl geri götürdü. Bunun yanında çeşitli idamlar, tutuklamalar, işkenceler, bir sürü istenmeyen olay yaşandı ve acıları hâlâ silinmedi.

***

Bu hafta 15 Temmuz haftası. 15 Temmuz 2016'da yani bundan 5 yıl önce devlet mekanizmasına yuvalanan Fetullahçı çetenin mensupları, seçilmiş iktidarı antidemokratik yöntemlerle görevden uzaklaştırıp, Türkiye'de kendi dünya görüşlerine uygun bir rejim kurmanın girişiminde bulundular. Neyse ki karanlık güçler, bu kirli emellerinde başarılı olamadı. Meydanlara inen genç yaşlı, kadın erkek on binlerce yurttaş, bu kirli oyunu yerle yeksan etti. Kazanan demokrasi ve ulusal irade oldu.

***

Bu bakımdan Türkiye Cumhuriyeti'nin her bir vatandaşı, tarihsel süreçte meydana gelen bu olay ve olgular ile arka planında bulunanları iyi irdelemeli, iyi okumalı. Geçmişten ders çıkararak, geleceğe yön vermeli. Siyasi görüşü-müz, etnik kimliğimiz, mezhebimiz, yaşam tarzımız ne olursa olsun bu topraklarda özgür ve mutlu yaşamanın yolunun demokratik bir düzenden geçtiğini asla ama asla unutmayalım. Demokrasiye dört elle sarılalım.

Kalın sağlıcakla…