Mit, geleneksel olarak yayılan veya toplumun hayal gücü etkisiyle biçim değiştiren alegorik bir anlatımı olan halk hikâyesi, mitos şeklinde tanımlanmaktadır. Mit aynı zamanda kurtarıcı kişi, efsane, sistem, formül anlamına da gelmektedir. İdeolojiler ise sistemli mitler bütünü olarak kabul edilebilir. Sinematik Mitler: Sinemada filmi kurtaran öğelere de mit denir. Aslında bunların filmin ana temasıyla pek ilgisi yoktur. Genelde filmin başında ve sonunda birer dakikayı aşmayacak şekilde kullanılırlar. Sinematik mitlerin, filmin konusuyla ilgisi ol masa da bunlar sıfır çarpan etkisindedir. Mit’i çekip aldığınızda aslında o filmden geriye hiçbir şey kalmaz denebilir. Örneğin 1962 yapımı Metin Erksan’ın yönettiği Yılanların Öcü adlı filmde yılan bir mittir. Dönem filmlerinde mitler genelde o dönemden seçilir. 1960’larda yılan, akrep sokması, kene ısırması sonucu ölümler taşrada yaşanan önemli sorunlardan birisidir. Filmin başında tarlada film kahramanı ailenin çocuğu bir yılan öldürür. Sonra biz bir buçuk saat boyunca bu aile ile muhtarla iş birliği yapan diğer ailenin mücadelesini seyrederiz. Bu aile çok zulme uğrar. İlçe kaymakamı durumdan haberdar olur. Kaymakam, karşıki aile ve muhtarı savcılığa şikâyet edin eder. Aile şikâyet konusunda tereddüt yaşarken komşu evin yaşlısına yılan sokar. Bu aile oraya yardıma koşar. Ailenin reisi kadın burada yılanlar bile öcünü koymadı, insan olan hakkını aramalı der ve şikâyete karar verir. Film böylece biter. Siyasi Mitler: “Özgürlük, hürriyet, adalet, hak, eşitlik, devrim, mutluluk, çağdaş-çağdaşlık, yeni-yenilik, yenilikçi, dürüst, adil…” gibi kavramlar siyasi mittir. Bunlara kavramsal mit de denmektedir. Kavramsal mitler daha çok muğlak ifade kullanımına benzer. “Bilgiye ve akla dayalı bir yönetim izleyeceğiz.” cümlesinde olduğu gibi herkesin hoşuna giden ama düşünüldüğünde tek başına bir anlamı olmayan bu tip ifadeler muğlak ifadelerdir. Burada olduğu gibi bu ifadeler bir cümle, bir paragraf, sayfalar dolusu olabilir. Oysaki kavramlar çoğu zaman tek kelimeliktir. Bu kavramlar, mit olarak kabul edilir. Çünkü siyasetçiyi kurtaran bu kavramlardır. Somut projeler yerine bu kavramları kullanarak iktidara gelmek veya iktidarı yıpratmak mümkündür. Bazen “haydi, konuş” dediklerinde bunlardan söz etmen bazen yeterli olmaktadır. Oysa ki hürriyet, eşitlik, hak, adalet şeklinde bağırmakla bunların gerçekleşeceğini umanlar bu kavramların kurtarıcı büyüsüne kapılmaktadır. Bu kavramların ne ifade ettiği önemlidir. Tarihte bu talepler çoğu kez diktatörlükle sonuçlanmıştır. Çünkü mit olarak ele alınan bir şeyin başka bir şekilde sonuçlanması beklenemezdi. Bu kavramların mutlaka içeriği doldurulmalıdır. Siyasetçiden somut projeler istenmelidir.