Geçtiğimiz hafta sonu ülke gündeminde oturan iki şiddet olayı yaşandı. Bunlardan birincisi ilimizin Didim ilçesinde vuku buldu. Polis ekipleri, yaptıkları denetim sırasında alkollü araç kullandığı tespit edilen sürücüyü adli işlemler öncesinde sağlık kontrolü için Didim Devlet Hastanesi’ne götürdü. Burada taşkınlık çıkaran sürücü, acil serviste görevli doktora kafa attı. Olayın ardından mahkemeye sevk edilen zanlının serbest bırakıldığını daha sonra yeniden gözaltı kararı çıkarıldığını öğrendik.

Ne olursa olsun böylesi bir davranışta bulunan bir kimsenin olayın ardından serbest bırakılması vicdanları yaralamıştır. Öyle ki, Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada bu gerçeğe işaret etmiştir. Sanıyorum, başta Bakan Koca’nın açıklaması ve gelen tepkiler, yeniden gözaltı kararının verilmesinde etkili oldu.

***

Kamuoyu bu olayı tartışırken sosyal medyaya düşen bir başka şiddet görüntüsü ise akıllara durgunluk verdi. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ile televizyon röportajı yapan Gazeteci Muharrem Sarıkaya, stüdyoda görevli bir medya emekçisini darp etti. Sarıkaya’nın bu tavrı karşısında Başkan Şahin’in hiç istifini bozmadan Antep baklavasını, fıstığını anlatmaya devam etmesi de ayrı bir mesele.

Habertürk gazetesindeki yazılarından ve televizyon programlarından tanıdığımız, kibar ve yetkin bir gazeteci izlenimi veren Sarıkaya’nın böylesi kaba ve nobran bir davranış içinde bulunması büyük bir düş kırıklığına neden olmuştur. Kendisi darp ettiği emekçiden özür diledi ama böyle bir olayın kuru bir özürle geçiştirilemeyeceği aşikârdır. Olaya muhatap olan kişi ve bağlı bulunduğu kuruluş, hukuki mücadele vereceğini aktardı.

***

Demem o ki, maalesef, hayatın her alanında bir şiddet gerçeğiyle karşı karşıyayız. Ne yazık ki, yalnızca sosyokültürel düzeyi düşük kesimlerde değil, tüm kesimlerde bu ve benzeri olaylara tanıklık edebiliyoruz. Acil serviste görev yapan ve şifa dağıtmaktan başka gayesi olmayan bir hekim bir şehir eşkıyasının kafalı saldırısına maruz kalabilirken, televizyon stüdyosunda ekmek parası için mücadele veren bir medya emekçisi, kamuoyunca son derece ‘kültürlü’, ‘kibar’, ‘entelektüel’ görülen bir ‘anlı şanlı gazeteci’ tarafından fiziki şiddete uğrayabiliyor…

Şiddet daha fazla olağanlaşmadan, bu ve benzeri saldırılar basit kınama mesajlarıyla geçiştirilmeden, bu mesele üzerinde derin bir şekilde kafa yorulması kaçınılmazdır. Aksi halde bu sarmaldan çıkış mümkün gözükmüyor.