Takvimler 1999'un yazını gösterdiğinde dedem ve babamla birlikte Güzelhisar İlkokulu'na gitmiş, dönemin Okul Müdürü Ali Kemal Çetinkaya ile görüşerek, okula kaydımı yaptırmıştık. Okula başladığım günü dün gibi hatırlıyorum. Güzelhisar İlkokulu'nun iki katlı eski binasının alt katında sağ tarafta, kapısında '1 - B' yazan sınıfa yöneldiğimde öğretmenimiz Mehmet Akkuş, öğrencileri sıralara yerleştiriyordu. 5 yıllık ilkokul süresince sınıf mevcudumuz tamı tamına 54 kişiydi. Hatta bazı yıllarda, nakille gelen öğrencilerle birlikte bu sayı 56'ya kadar çıkmıştı. Bu nedenle sıralara üçerli olarak oturduğumuzu hiç unutmam. İlkokul öğretmeninin, bireyin geleceğinin şekillenmesinde ne denli önemli olduğunu ilerleyen yıllarda daha iyi anladım. Öğretmenimiz Mehmet Akkuş, Bolu Öğretmen Okulu mezunuydu. Köy Enstitülerinin devamı olan Öğretmen Okullarının ruhuna uygun hareket eden bir öğretmendi. Henüz ilkokul çağlarında olmama karşın sayısal derslere mesafeliydim. Buna karşın sözelim hep iyi olmuştu. Öğretmenimiz Mehmet Akkuş, öğrencileri yeteneğine göre değerlendirmeyi, yönlendirmeyi iyi bilirdi. Akademik bilgisinin yanı sıra genel kültürüyle de dört dörtlük bir eğitimciydi. Bugün dahi genel kültür namına öğrendiklerimin birçoğunu ilkokul öğretmenime borçlu olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim. Her derse eşit derecede önem yüklerdi. Beden eğitimini, resim ve müzik derslerini es geçip, matematik dersi yapan öğretmenlerden değildi. Flüt çalmayı, okuma alışkanlığını, temel dini bilgileri henüz ilkokul sıralarında onun sayesinde kazandım ve öğrendim. O, bizlere topluma yararlı, demokrat düşünen, farklı görüş ve düşüncelere saygı duyan, Atatürk ilkelerini içselleştirmiş bireyler olmayı öğretti. "Öğretmen gibi öğretmen" derler ya, işte tam da öyle bir insandı Mehmet Akkuş. Kendisini saygıyla selamlıyorum.