Aşırı sıcakları oldum olası sevmem. Hele Aydın gibi Türkiye'nin en sıcak birkaç kentinden birinde yaşıyorsanız sıcağı sevme olasılığınız o denli azdır diye düşünüyorum.

Eskiler Ağustos'un yarısının yaz, yarısının kış olduğunu söylerdi. Ancak adına ister küresel ısınma deyin ister iklim değişikliği son yıllarda böyle bir durumun yaşanmadığı aşikâr.

Öyle ki, sıcak hava, bazen ekim ayının ortalarına hatta sonlarına kadar etkili olabiliyor.

Aydın, ülke genelinde yazlık ev kültürünün en yaygın olduğu şehirlerin başında geliyor. Özellikle emekli kesim, yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte soluğu deniz kenarındaki yazlık evlerinde alıyor. Tabii yaylaları tercih eden bir kesim de var. Ancak Aydın, yaz mevsiminde geçmiş yıllara göre daha hareketli. Eskiler hatırlar, yaz mevsiminde sokaklar boşalır, kente sessizlik hâkim olurdu. Günümüzde ise kent merkezi her mevsim hareketli ve canlı.

Sonbaharın ilk ayını geride bıraktık, ekim ayının başındayız. Eylül ayını genellikle yaz mevsimi gibi geçiren Aydın'da güzün etki ve belirtileri yavaş yavaş kendisini göstermekte.

Öyle ki, sabah ve akşam saatlerinde hava artık oldukça serin. Bu serinlikten kaynaklı ceketler, hırkalar gardıroplardan çıktı. Termometrelerin önümüzdeki günlerde 37, 38 dereceleri göstereceği belirtilse de bunun geçici olacağı malum. Artık iyiden iyiye sonbahar havasını yaşamaya başlıyoruz.

Bu havanın ayrı bir tadı olduğuna inananlardanım. Yaz sıcağından bunalıp yürüyüşten, bisikletten yoksun kalanlar için de güz havası bulunmaz bir fırsat.

Bir de kentimizde geniş bisiklet yolu ağı olsa hani tadından yenmez derler ya, işte aynen öyle.

Kuşkusuz, her mevsimin ayrı bir güzelliği var. Sonbaharda ormanlarda, kırlarda yaşanan renk cümbüşü, sabah ve akşam serinliğinin verdiği huzur ise bir başka güzel.

Sağlıklı, güzel günlere…