Eyüp peygamber yaşadığı dönemde çok güçlü bir ailenin reisi ve aynı zamanda da çok imanlı Salih bir peygamberdi. Adil bir insan ve iyi bir ticaret erbabıydı. Allah’ın buyruk ve emirlerine tam bir bağlılıkla itaat ediyordu. Ailesinin dışında emrinde yüzlerce çalışanı da vardı. Onlara da adil davranıyor böylece onların da sevgisini saygısını kazanıyordu. Eyüp peygamberin malının mülkünün de bereketi çoktu. Zira Allah’ın bereketli eli üzerindeydi.
Günlerden bir gün iblis şeytan göklere çıkarak Allah’ın huzuruna vardı ve konuşmaya başladı. Allah şeytana; “Kulum Eyüp’ü görüyor musun ne kadar imanlı ve şükreden biri” dedi. Bunun üzerine iblis kibirli ve küstah bir şekilde şu sözleri sarf etti; “ Evet gördüm, kulun Eyüp boşuna mı sana iman ediyor? Sen onun malını mülkünü bereketli kıldığın için sana tapınıp iman ediyor” dedi. Ayrıca iblis şöyle devam etti; “Onun üzerinden elini çek bakalım o zaman da sana hala itaat edecek mi? “ dedi. Bu sözlerin ardından Allah iblise şunları söyledi; “ Şimdi git ve Eyüp’e her türlü fenalığı yap. Ancak onun canını alma” dedi. Allah’ın huzurundan yeryüzüne inen iblis hemen işe koyuldu. Bir gün Eyüp'ün oğullarıyla kızları ağabeylerinin evinde yemek yiyip şarap içerken bir ulak gelip Eyüp'e şöyle dedi: “Öküzler çift sürüyor, eşekler onların yanında otluyordu. Sabalılar baskın yaptı, hepsini alıp götürdü. Uşakları kılıçtan geçirdiler. Yalnız ben kaçıp kurtuldum sana durumu bildirmek için.”
O daha sözünü bitirmeden başka bir ulak gelip, “Tanrı ateş yağdırdı” dedi, “Koyunlarla uşakları yakıp küle çevirdi. Yalnızca ben kaçıp kurtuldum durumu sana bildirmek için.”
O daha sözünü bitirmeden başka bir ulak gelip, “Kildanılar* üç bölük halinde develere saldırdı” dedi, “Hepsini alıp götürdüler, uşakları kılıçtan geçirdiler. Yalnızca ben kurtuldum durumu sana bildirmek için.”
O daha sözünü bitirmeden başka bir ulak gelip, “Oğullarınla kızların ağabeylerinin evinde yemek yiyip şarap içerken ansızın çölden şiddetli bir rüzgar esti” dedi, “Evin dört köşesine çarptı; ev gençlerin üzerine yıkıldı, hepsi öldü. Yalnız ben kurtuldum durumu sana bildirmek için.”
Bunun üzerine Eyüp kalktı, kaftanını yırtıp saçını sakalını kesti, yere kapanıp tapındı. Dedi ki,
“Bu dünyaya çıplak geldim, çıplak gideceğim. RAB verdi, RAB aldı,
RAB'bin adına övgüler olsun!”
Bütün bu olaylara karşın Eyüp günah işlemedi ve Tanrı'yı suçlamadı.
Eyüp'ün İkinci Sınavı
Başka bir gün ilahi varlıklar RAB'bin huzuruna çıkmak için geldiklerinde Şeytan da RAB'bin huzuruna çıkmak için onlarla gelmişti. RAB Şeytan'a, “Nereden geliyorsun?” dedi.
Şeytan, “Dünyada gezip dolaşmaktan” diye yanıtladı.
RAB, “Kulum Eyüp'e bakıp da düşündün mü?” dedi, “Çünkü dünyada onun gibisi yoktur. Kusursuz, doğru bir adamdır. Tanrı'dan korkar, kötülükten kaçınır. Senin kışkırtmaların sonucunda onu boş yere yıkıma uğrattım, ama o doğruluğunu hâlâ sürdürüyor.”
“Cana can!” diye yanıtladı Şeytan, “İnsan canı için her şeyini verir. Elini uzat da, onun etine, kemiğine dokun, yüzüne karşı sövecektir.”
RAB, “Peki” dedi, “Onu senin eline bırakıyorum. Yalnız canına dokunma.”
Böylece Şeytan RAB'bin huzurundan ayrıldı. Eyüp'ün bedeninde tepeden tırnağa kadar kötü çıbanlar çıkardı. Eyüp çıbanlarını kaşımak için bir çömlek parçası aldı. Kül içinde oturuyordu.
Karısı, “Hâlâ doğruluğunu sürdürüyor musun?” dedi, “Tanrı'ya söv de öl bari!”
Eyüp, “Aptal kadınlar gibi konuşuyorsun” diye karşılık verdi, “Nasıl olur? Tanrı'dan gelen iyiliği kabul edelim de kötülüğü kabul etmeyelim mi?” Bütün bu olaylara karşın Eyüp'ün ağzından günah sayılabilecek bir söz çıkmadı.
***
Kısaca anlatımla Eyüp peygamber bunları yaşadı. Ama o asla Allah’a olan sevgisinden ve bağlılığından hiçbir şey kaybetmeden hayatına devam etti. Sonra ne mi oldu? Eyüp peygamber Allah’ın sevgisine ve bereketine nail oldu. Kaybettikleri fazlasıyla telafi oldu. İmanı sayesinde Allah’ın nazarında sevgili kulu olarak bu dünyadan göç etti. Bizlerde yaşamımız boyunca zorluklarla, hastalıklarla, yoksullukla ve daha nice sıkıntılarla karşı karşıya kalabiliriz. Allah’a olan imanımızı korumalıyız, O’nun her şeyin üstünde olan gücünün bize yardım edeceğine inanmalıyız. Eyüp peygamber yaşadığı dönemde her şeyini, kaybetmişti ama sonrasında daha fazlasına sahip oldu. Allah hepimize öyle bir iman nasip eylesin. Amin