Gün geçmiyor ki, kadına yönelik şiddet veya kadın cinayetlerine ilişkin bir haber almayalım. Son olarak Cumartesi günü kentimizde meydana gelen olayda, Necla Demirbaş, dini nikâhlı eşi olduğu belirtilen kişinin silahlı saldırısı sonucu yaşamını yitirdi.
Her defasında söylüyoruz, yazıp, çiziyoruz. Kadın cinayetleri, bu ülke insanının, Türk kadınının asla kaderi olamaz, olmamalıdır. Türkiye, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletidir. Bir hukuk devletinde sözüm ona 'canı sıkılan', 'kafası bozulan' hiç kimse silaha sarılıp, başka bir insanının hayatına son veremez. Bunu yaptığı takdirde ise en ağır yaptırımla, cezayla karşı karşıya geleceğini bilmelidir.
***
Bu nedenledir ki, bu ve benzeri olaylarda caydırıcı cezaların yaşama geçirilmesi kaçınılmazdır. İyi hal indirimi benzeri uygulamalara kesinlikle gidilmemeli, en üst sınırdan gerekli cezalar, faillere verilmelidir. Failler, ağır yaptırım ve cezalarla karşılaşacağını bilmelidir ki, böyle olaylara tevessül edemesinler.
Toplumun kanayan yarası haline gelen kadın cinayetleri ve şiddet olayları karşısında atılması gereken tek adım, caydırıcı cezaların hayata geçirilmesi veya uygulanması değildir kuşkusuz. Cezalardan daha önemlisi eğitimdir. Başkalarının hak ve özgürlüklerine saygı duyan, toplum içinde yaşamanın kural ve adabını bilen kuşaklar ancak ve ancak iyi eğitimle inşa edilebilir. Okullarımızda 'öğretim' unsuru, eğitimin önüne geçer, işin eğitim boyutu ihmâl edilir, ikinci plana itilirse şiddet ve benzeri olaylar, kronikleşmiş hale gelir ki, işte o zaman içinde bulunduğumuz toplum yaşanır bir çerçeveden çıkar, hepimize kâbusu yaşatır.
***
Şiddetsiz bir toplum için adım atması gerekenler yalnızca yetkililer değil elbette. Açın televizyon dizilerini. Entrika, şiddet, dövüş, kumpas, vurdu – kırdı had safhada. Eğitimsizliğe bağlı olarak aile içi şiddetin de apayrı bir temel sorun olduğunu söylemek mümkün. Yarının büyüğü olacak bugünün küçükleri, televizyon ekranında rüştünü şiddetle ispat eden insanları görüp, onları rol – model aldıkça bu sorunun önüne geçmek sizce mümkün olabilir mi?
Küçüklükte aile büyüklerinden şiddet gören, babasının annesine veya diğer aile fertlerine şiddet uyguladığına tanıklık eden bir bireyin sağlıklı bir ruh hali içinde yetişmesi, ileriki yaşlarda şiddetten uzak bir yaşam sürmesini düşünebilir miyiz?
Bu sorulara olumlu yanıt vermek mümkün değil. Özetle, toplumu yönetenlerden sade vatandaşlara kadar hepimize ama hepimize, şiddetle mücadelede önemli görevler düşüyor.
Şiddetsiz bir toplum hedefinin yaşama geçirilmesi dileğiyle…