Bugün 21 Aralık. Kış mevsiminin 3 haftasını geride bıraktık. Bıraktık bırakmasına ama kışı kış gibi değil, sanki bahar gibi yaşıyoruz.
Evlerde akşam saatlerinde soba ve kaloriferler yandı fakat gündüz ısıtıcılara pek gerek duyulmuyor. Havalar öylesine yumuşak gidiyor ki, palto, manto, bot gibi kışlık giysiler dahi dolaplardan tam anlamıyla çıkarılmadı.
Enerji maliyetlerindeki artış ve buna bağlı olarak gelen kabarık faturaları düşünürsek kışın geç gelmesi, geldiğinde de fazla uzun sürmemesi istenen bir durum. Fakat konuyu iklimsel boyutuyla değerlendirdiğimiz zaman kışın yumuşak geçmesi çok da hayra alamet değil.
***
Aydın’ın sıcağının çekilmez oluşundan mıdır, yaz aylarını pek sevmiyorum, sevemiyorum. Yaz, deniz kenarında veya yaylalarda geçirildiği zaman güzel fakat iş yaşamından dolayı yazın büyük bölümünü şehirde geçiriyorsanız işkenceye dönüşüyor. Hâlbuki kış öyle mi? Sıkıca giyinip kuşandıktan sonra çıkacaksanız sokağa terlemeden rahatça yürüyeceksiniz.
***
Ya da elinize aldığınız bir bardak sıcak çayla dışarıda yağan karı seyredeceksiniz. Kışı kış gibi yaşamayı bu nedenle çok seviyorum.
Şöyle bir kar yağsa da Paşa Yaylası’na, Madran’a, Karacasu’ya gitsek dediğinizi duyar gibiyim.
Ne diyelim, gelmek bilmeyen kış bir an önce gelsin artık…