İster yerel olsun isterse genel siyasette yıllarca koltuklarını devretmeyen hatta sanki ailelerinden miras kalmış gibi o koltuklara yapışan ve yine yeniden ısrarla seçimlere katılanların sayısı çok fazla. Ta çocukluğumuzda tanıdığımız ve yıllarca aynı yerlerde gördüğümüz onlarca siyasetçimiz var. Seçilmek, tercih edilen, sevilen-sayılan bir siyasetçi olmak gayet gurur okşayan bir şey. Ama hiçbir şey üretmeden, üretmeyi bırakın yeni fikirler sunan kişi ya da kişileri bile görmezden gelen biri ise seçtiklerimiz işte o zaman kötü. Sabit fikirli, yeniliklere kapalı, hatır gönül işleri yürüten siyasetçilerden ülkemizde, ilimizde çok var.
‘Mış gibi’ her biri, sorarsanız çok iyi işlere imza at ‘mış’ , Hizmet odaklı çalış’mış’, her yerde her mecrada bizleri savunmuş temsil et ‘miş’. Miş-Muş …
***
İyi bir siyasetçi, verdiği her sözü yerine getirecek kadar erdemli, dürüst ve kişilik sahibi olmalı. Sırf halkın gözünü boyamak için ucuz fikirlerle ucuz işler yapmamalı. Halktan aldıkları her bir oyun hakkını verebilmeli. Sıklıkla duyduğumuz bir söz var; ‘Ceketimi atsam ortaya oy alırım’ al ama aldığın oyların da hakkını çalışarak ver. Yalanlarla, düzmece icraatlarla, algı yönetimleriyle yapma. Billboardlarda, yazılı basında, görsel basında ‘şunu yaptık’, ‘şu kadar yatırım yaptık’, ‘En iyisi biziz’ ve daha nice aynalı sözler… Siz tabiî ki saydıklarınızı yapacaksınız, halk sizi kara kaşınız kara gözünüz suyu hürmetine seçmiyor. Seçimler öncesinde ‘heybelerimiz dolu’ diyerek köy, kasaba, mahalle, sokak geziyorsunuz, yanınızda yalakalardan oluşan saz heyeti arkadaşlarınız. Vatandaşların gözünün içine baka baka şov yapıyorsunuz, yapamayacağınız vaatleri tır filosu gibi sıralıyorsunuz. Her şey seçimleri kazanıncaya kadar sürüyor, pembe tablolar çiziyorsunuz, olması imkansız şeyleri ‘ben yapacağım’ diyor ve kendi söylediğiniz bu yalanlara kendiniz bile inanıyorsunuz.
***
En nihayetinde seçiliyorsunuz, mazbatanızı alıyorsunuz basın önünde adeta şov yapıyorsunuz. Ya sonra ortadan bir kayboluyorsunuz sizi arayıp ta bulmak neredeyse imkânsız. Rutin görevleri yapmaya başlıyorsunuz kimseler size ulaşamıyor, randevu vermiyorsunuz, verseniz de gelenlere ev sahipliği yaparken bile sanki lütuf etmiş gibi davranıyorsunuz. Ara sıra halkın arasına iniyorsunuz ama; kimselerin size yaklaşmasına izin vermiyorsunuz, etrafınızda korumalar etten duvar. Sahi siz kendinizi kimlerden korumaya çalışıyorsunuz? Sizi seçerek o yerlere getirenlerden değil mi?
Dilim döndüğünce vatandaşlarımızın duygu ve düşüncelerini dile getirmeye çalıştım. Halkımızın siyasetçilere bakış açısı bu… Yakın gelecekte seçimler yapılacak ister genel olsun isterse yerel seçimler olsun adaylar önümüze çıktığında ince eleyip sık dokuyalım artık. Boş vaatlere, boş kişilere bir daha şans vermeyelim, denenmiş siyasetçileri çok iyi analiz edelim ve mümkünse yeni adaylara şans verelim.