Ülke olarak koronavirüsle mücadelemiz 11 Mart'tan bu yana sürüyor. Virüs, insanlara bulaşırken genç – yaşlı, zengin – yoksul, sade vatandaş – politikacı ayrımı yapmıyor. Toplum hayatı içerisinde hepimiz virüs riskiyle karşı karşıyayız. Öyle ki, şöyle yakın geçmişe baktığımız zaman Bağımsız Türkiye Partisi (BTP) Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, koronavirüs nedeniyle yaşamını yitirdi.

Benim de mezun olduğum üniversite olan Selçuk Üniversitesi'nde tıp eğitimi alan Merve Mercan, henüz 24 yaşındayken virüs illetinin pençesine düştü ve ne yazık ki yaşama tutunamadı.

Geçtiğimiz günlerde de DEVA Partisi Lideri Ali Babacan, eski Başbakan Binali Yıldırım, CHP Sözcüsü Faik Öztrak, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, eski TBMM Başkanı Bülent Arınç gibi siyaset adamlarının Kovid – 19 testinin pozitif çıktığı haberlerini aldık.

Öncelikle Kovid – 19 testi pozitif çıkıp, sağlığına kavuşma mücadelesi veren herkese şifa dileklerimi ifade etmek isterim. Bu köşede sizlerle paylaşmak istediğim konu şu: örneğin CHP'li Faik Öztrak'ın koronavirüse yakalandığı haberi çıkıyor. Hemen ardından sosyal medyadaki trol ordusu, burada nakletmekten utanç ve üzüntü duyacağım bir üslup ve içerikle başlıyor saldırmaya. Hakaretler, beddualar, küfürler gırla gidiyor. İnsanların hastalık ve üzüntüleri üzerinden birileri haset tohumları ekmeyi, insanları kin ve nefret dolu sözlerle ayrıştırmayı görev biliyor.

Yine eski TBMM Başkanı Bülent Arınç'ın Kovid – 19 testinin pozitif çıktığını duyuruyor ajanslar. Bu kez “karşı mahalle” başlıyor hakaretlere, beddualara. Sahi hangi ara vicdanını yitirdi bu toplum? Hangi ara bu denli acımasız ve hasmane duygular içine girdik?

Herhangi bir siyasi aktörle, yazarla, çizerle veyahut komşumuzla, arkadaşımızla farklı düşünce kulvarları içinde olabiliriz. Kafa yapımız, dünya görüşümüz taban tabana zıt da olabilir. Değer yargılarımız, yaşam tarzımız birbirinden fersah fersah uzak da olabilir. Beş parmağın beşinin bir olmadığı gibi hayatın da yasası budur zaten.

Ama bütün bunların ötesinde bir insanın hastalığa yakalanmasından sevinç duymak, o insanın ölümünü dilemek hangi ahlaka, hangi vicdana, hangi insanlığa sığar?

Sosyal alemde klavye delikanlılığını meslek haline getirip, kendi görüşünden olmayana ağzından salyalar akıtarak saldıran bu karanlık beyinleri Allah nasıl biliyorsa öyle yapsın demekten başka bir şey gelmiyor elimizden.

Özetle, siyasi görüşümüz, etnik kökenimiz, mezhebimiz ne olursa olsun ortak paydamız insan olsun. Ortak paydası insan olmayan, insanlıktan zerrece nasibini alamamış bir anlayışın ne kendisine ne de topluma bir faydası olmaz.

Yüreklerimizden merhamet duygusunun ve insan sevgisinin eksik olmaması dileğiyle…