Allah herkesin rızkını temin eder mutlaka, ancak kuraklık ve gelir dağılımındaki eşitsizlik Afrika kıtası’nda kendini tepeden tırnağa hissetiriyor. Dünyamızın en büyük topraklara sahip olan kıtalarından biri olan Afrika’nın çok büyük bölümü çöllerle kaplı, zaten az olan ekip biçme alanları da kıta halkına yetmiyor. Açlık, kıtlık, salgın hastalıklar (korona virüs aşısını bile alamayacak kadar fakirler) iç savaşlar ve daha birçok yıkıcı etkenlerden dolayı kıtada yaşayan nüfusun çalışanları günlük 50 cent ya da 1 dolar gibi ücretlerle yetinmek zorunda. Bizim evlerimizde kullandığımız konforlu eşyalarımız (televizyon, buzdolabı, çamaşır makinesi, ütü, ketıl, bulaşık makinesi, cep telefonu, tablet, çocuk oyuncakları, giyim eşyaları, tükettiğimiz sebze-meyve) orada yaşayanlar için maalesef ulaşılması ve elde edilmesi çok zor hatta imkansız şeyler. Kara kıta Afrika’nın insanlarının bahtıda kapkara tıpkı tenlerinin rengi gibi…


Gelelim bizim ülkemize; bizde de gelir dağılımında eşitsizlik var ancak nüfusumuzun büyük bölümü kazançlarına göre belli bir refah düzeyinde yaşıyor. Afrika’dan örnekler verdim yukarıda, onlar kuru bir ekmeğe muhtaç ama bizde ekmekler bile çöpe atılıyor maalesef. Ayrıca biz onlar kadar çaresizlik içinde değiliz, kültürümüzde yardımlaşma ve paylaşma var. Öte yandan devletimizde fakir fukara vatandaşlarına sahip çıkıyor. Aşevleri, bakımevleri, sosyal yardım ödemeleri gibi yapılanmalar sayesinde sanıyorum bir nebze de olsa sıkıntılar çözülüyor. Ancak insanoğlu nankör, yoksulluktan dem vururken, yaptığı harcamalarla tezat durum oluşturuyor. AVM’ler, restoranlar, giyim mağazaları, mobilya mağazaları, marka cafeler ve zincir restoranlar dolup taşıyor. Sanırım bizler şükretmeyi unutmuşuz. Evet gerçekten de aç kalan, muhtaç olan geri kalmış ülkelerin insanların hayatlarını izledikçe şükretmeyi unuttuğumuz gerçeği ortaya çıkıyor. Sıklıkla gazetelere, ana haber bültenlerine konu oluyor çöplere atılan ekmekler, sebzeler, meyveler ve daha niceleri. Bizler bolluk içinde imkanlar dahilinde her şeye kolayca ulaşabiliyorken. Dünyanın pek çok yerinde insanlar aç, insanlar susuzluk çekiyor, insanlar evsiz, insanlar iç savaşlarla sevdiklerini kaybediyor, insanlar yaşamak hayatta kalmak için 24 saatin her saniyesinde büyük mücadeleler veriyor…