Basın mensupları olarak toplumun haber alması için sürekli sahadayız. Resmi kurumların, belediyelerin, meslek kuruluşlarının, derneklerin toplantılarına, davetlerine katılıyor, aldığımız bilgileri haberleştirerek kamuoyuna aktarıyoruz. Meslek gereği, toplumla sürekli iç içeyiz.
Durum böyle olunca salgın hastalığa yakalanma tehlikesine açık bir konumda mesleki çalışmalarımızı sürdürüyoruz.
***
Basın mensuplarının özellikle de sahada görev yapan muhabirlerin aşı olabilmesi uzunca bir süredir üyesi bulunduğumuz meslek örgütlerinin ve onların çatı kuruluşlarının gündemindeydi. Meslek örgütlerimizin çabası, geçtiğimiz günlerde sonuç verdi ve basın kartı sahibi gazetecilerin aşı yaptırabilmesine olanak tanındı.
Ben de dün aşı yaptırmak üzere Aydın Devlet Hastanesi'ndeki aşı polikliniğine gittim. Gördüm ki, çok sayıda kişi aşı olmak için hastaneye gelmiş. Aşılama çalışmasının hızlanmasına sevindim doğrusu. Aşılama oranı ne kadar artarsa salgın hastalığa karşı o denli güçlü olacağımız tartışma götürmez bir gerçek.
***
Ama şu da unutulmamalı ki, aşı olduk diye asla ama asla rahatlığa kapılmayalım. Salgın kurallarına ve alınan tedbirlere uymaktan geri durmayalım. Salgınla mücadelede bir yılı geride bıraktık. Bu durum, yaşam alışkanlıklarımızı değiştirdi, ruh sağlığımızı da etkiledi. Ama unutmayalım ki, salgın, ilelebet sürmeyecek. Bunun elbette bir sonu olacak. İnşallah 'eski normal' diye adlandırdığımız o günlere döneceğiz.
Maske, fiziksel mesafe ve temizlik kurallarına her zaman olduğundan daha çok dikkat edelim. Aşılanmanın günbegün artmasıyla birlikte çok daha güzel günlerin bizi beklediğine inanıyorum.
Kalın sağlıcakla…