Fotoğraf çekimine olan ilgim henüz lise yıllarında başlamıştı. O dönemde kompakt fotoğraf makinemi yanımdan eksik etmez, gittiğim her yerde anı ölümsüzleştirmeye, fotoğraf çekmeye çalışırdım.

Yukarıdaki fotoğrafı da 2010 yılının Kasım ayında Kuşadası'nda bulunan Ilıca Tepesi'nden çekmiştim. Fotoğrafın gösterdiği yön, ilçede yazlık sitelerin yoğunlukta bulunduğu Karaova Mahallesi'nin üst kesimi. Arka planda bir zeytinlik. Onun üzerinde de yamaçlarda inşa edilen konutlar göze çarpıyor.

Çok değil, bu fotoğraftan 2 yıl sonra önde görülen tarlada alışveriş merkezi inşaatı başladı. 7 yıldan beri de dev bir alışveriş merkezi bu bölgede hizmet veriyor. Karaova Mahallesi, son 20 yıllık geçmişine bire bir tanıklık ettiğim bir yerleşim alanı. 1980'li yılların başında denize sıfır otellerin ve yazlık sitelerin inşasıyla betonlaşan mahallede içinde bulunduğumuz zaman diliminde hemen her boş alan ya konut ya alışveriş yeri haline geldi. Şeftali, zeytin ve kayısı bahçeleri, susam tarlaları yalnızca anılarda kaldı.

***

Yapı itibarıyla doğa tutkunu, geleneksel yaşam biçiminden yana bir kimse olduğum için bu verimli arazilere inşa edilen her yapıyı, tabiatın bağrına saplanan bir hançer gibi görmekteyim. Çünkü betonlaşmayla birlikte hava sıcaklığı artıyor, trafik içinden çıkılmaz hale geliyor, kuşlara, börtü böceğe ait olan yaşam alanları ortadan kaldırılıyor. Sonrasında 'yaban domuzları yazlık siteye indi' tarzında haberlerle karşılıyoruz hatta gazeteci kimliğimizle bizzat bu haberleri bizler yazıyoruz. İnsanlar mı yaban hayvanlarının yaşam alanını işgal ediyor yoksa hayvanları mı insanların yaşam alanlarını? Bunun kararını sizler verin.

Yıllardır gittiğim ve geçmişini bildiğim bir bölge olduğu için örneği güzel Kuşadası'nın Karaova Mahallesi'nden verdim. Farklı mahalle ve turistik yerleşim merkezlerinde de tablo çok farklı değil. Bunu da belirtmekte yarar var.

***

Sözün özü, elbette nüfus artıyor. İnsanların gereksinimleri çeşitleniyor. Doğal olarak yeni konut ve alışveriş yerlerine elbette ihtiyaç var. Ancak bunu kontrolsüz ve ölçüsüz biçimde yapmak insanlığa fayda değil, zarar getirir. Hoyratlıktan kurtulup, doğaya saygı duyarak yapılaşma gerçekleştir-mediğimiz sürece yaşanan çevre, iklim ve benzeri sorunların daha da büyüyeceği aşikâr.

Bu yüzden elimizdeki son yeşil alanlar ve verimli tarım arazileri betonlaşmaya kurban gitmeden bir an önce önlem alınmalı. Buna tüm insanlığın ihtiyacı var…