Bugün 5 Nisan Avukatlar Günü. En temel insan haklarından savunma hakkının yaşama geçirilmesinde kilit rol oynayan tüm hukukçu dostların gününü en iyi dileklerimle kutluyorum.
Adil yargılamanın gerçekleşmesi bakımından savunma hakkının kısıtlanmadan tüm yönleriyle yaşama geçirilmesi son derece önem taşıyor.
Son yıllarda kamuoyunda avukatların bağlı bulunduğu meslek kuruluşları olan barolarla ilgili yasal düzenlemeler çokça tartışıldı. İktidarın parlamento gündemine getirerek yasalaştırdığı 'çoklu baro' düzenlemesine Aydın Barosu'nun da içinde bulunduğu çok sayıda baro karşı çıktı. İllerde buna ilişkin gösteriler yapıldı. Türkiye'nin dört bir yanından gelen baro başkanları Ankara'da ciddi bir engelle karşı karşıya bırakıldı. Başkente girebilmek için uzun süre mücadele verdiler. Tüm bu görüntüler gözümüzün önünde.
***
'Çoklu baro' meselesinin siyasi saiklerle yaşama geçirildiği tartışma götürmez bir gerçek bana göre. Baroların ezici çoğunluğunun başkanlarının muhalif söylemleri nedeniyle iktidarın barolarla yıldızının barışmadığı hepimizin malumu.
Durum böyle olunca harekete geçen iktidar, avukat sayısı belli bir rakamın üzerinde bulunan illerde birden fazla baro kurulmasına olanak tanıyan düzenlemeyi yasalaştırdı. İstanbul ve Ankara'da alternatif baro kurulması için bazı gruplar düğmeye bastı.
Mesleğim gereği başta Aydın Barosu Başkanı Gökhan Bozkurt olmak üzere çok sayıda hukukçuyla görüşüyorum. Zaman zaman onlara yargı bağımsızlığı, savunma hakkı ve çoklu baro gibi konulardaki görüşlerini soruyor, beyin fırtınası yapma fırsatı buluyorum.
Buradan çıkardığım sonuç şu: siyasi yelpazenin çok farklı kesimlerinden avukatların büyük çoğunluğu, 'çoklu baro' meselesine karşı.
***
Mevcut siyasi iktidarla aynı yelpazede bulunan bazı hukukçular ise muhalif söylemlerle anılan baroların fazlaca siyasallaştığı görüşünde. Elbette kişilerin dünya görüşleri, yaşama bakış tarzları, içinden geldikleri siyasi gelenek, bu konuda da fikirlerin şekillenmesine zemin hazırlıyor.
Avukatlık, bir serbest meslek grubu olduğu için kamu kuruluşları dışında görev yapan avukatların bir siyasi partiye üye olabilmesi, bunun ötesinde aktif politikayla ilgilenebilmesi hukuken mümkün. Elbette her avukatın bir dünya görüşü var. Ancak dünya görüşü, siyasi geleneği ne olursa olsun bağımsız yargı, savunmanın kutsallığı gibi konularda bir mesleki dayanışma içinde olunduğunu da görüyorum.
Meslek gruplarındaki bu siyasi görüş farklılıkları yalnızca barolarda yok elbette. Başka meslek gruplarının üyelerinden oluşan meslek kuruluşlarında da benzer tartışmaları, siyasal ayrışmaları görebiliyoruz.
***
Bütün bu tartışmaların üstünde bir gerçeklik var ki, o da savunma makamının çözüm bekleyen sorunlarıdır. Örneğin hukuk fakültelerinin sayıca çok fazla olması, her yıl yüzlerce, binlerce yeni mezun verilmesi 'işsizlik' sorununu da beraberinde getirmektedir.
Eğitim sistemimiz içinde hemen her fakültede olduğu gibi hukuk alanında da bu denli fazla fakülte açılması, her adli yıl açılışında baroların ve meslek mensuplarının gündeminde.
Bu nedenle, her türlü görüş ayrılığını bir kenara bırakarak, mesleki sorunların çözümü noktasında bir uzlaşma sağlanması gerektiğini, 'dışarıdan bir göz' olarak ifade etmek istiyorum.
Tüm hukukçuların gününü bir kez daha kutluyorum.