AK Parti, 2002’den günümüze kadar yapılan seçim kampanyalarında, günümüzde olduğu gibi, hiç yasaklı bir kampanya dönemi yaşamadı. Neden böyle yasaklı bir dönem yaşanıyor? İktidar, kamuoyu araştırma sonuçlarını, beğenmiyor da rakiplerini onun için mi rahat kampanya yapma fırsatı vermiyor? Demek ki başa baş giden veya Hayır’ın önde olduğu bir sonuç var ellerinde, herhaldeki rakiplerinin toplantılarını çeşitli sebepler ileriye sürerek iptal etme yoluna gidiyorlar. Şuana kadar kampanyaların başlamasıyla birlikte iktidar EVET kitapçığının dışında etkili bir kampanya yürütmedi veya üretemedi. Sivil toplum kuruluşları başka seçim kampanyalarında olduğu iktidara fazla destek vermiyor. Hükümet yoksa, ülkede yaşanan ekonomik krizden mi etkileniyor? Gerçekten alt gelir gruplarının bu yüzden keyfi kaçmış olabilir. Yedi yıl içinde en büyük işsizlik 2017’de ortaya çıktı. Peki dünyada küresel bir ekonomik kriz var mı? Yok! Peki neden Türkiye’de işsizlik bu boyuta ulaştı. Bu soruya bir ekonomist şöyle diyor. Büyüme düştü! Geçen yılın 3. Çeğreğinde yüzde 1.8 daralma yaşadık. Bu daralma da 2009’dan bu yana ilk kez yaşandı ve bu yıl yıllık bazda yüzde 2,5 büyüme trendi yaşayacağız. En önemlisi turizm sektörünün üçte bir oranında küçülmesi. Güvenlik endişeleri, bilindiği gibi alışveriş merkezleri 15 Temmuz 2016’dan beri düşüş yaşıyor. Kur artışları ülkede sıkıntılı süreçlerin yaşanmasına neden oluyor. En önemli Suriye’deki belirsizliklerin artması, beraberinde siyasi belirsizliği getirdi. Bu nedenle yalnız hükümetin değil, tüm toplum yaşanan belirsizlik içinde ne büyüme oranı yükseltebiliyor ne de istihdam sağlayacak yatırımlara yönelebiliyor. Ekonomistlere göre Türkiye istihdamın ancak yarısını karşılayabildi. Sonuç olarak işsizlik yüzde 12.7’de çıktı. Genç işsizlerdeki işsizlik oranı yüzde 25’e ulaştı. Bütün bu olaylar insanların üzerinde bir geçim sıkıntısının sinyallerini verdi. Yani AKP iktidarı ilk defa böyle bir tablo içinde seçim sandığına gidecek. AKP’yi iktidara taşıyan ekonomik krizin etkisi günümüzdekinde daha hafifti. Özellikle işsizlik oranı çok düşüktü. Ama erken seçime giden üçlü koalisyon ortaklarının üçü de baraja takıldı. Ekonomik sıkıntı yaşayan toplum istisnasız iktidarı devre dışı bıraktı. İşsizlik girdabına düşen aileler ve özellikle gençlerin keyfi çok bozuktur. Bu kesimden oy beklemek oldukça zordur. Kürt lider Barzani’nin göndere asılan flaması da iktidara oy kaybettirebilir. GÖRÜNÜMÜ DAHA DA BOZDU Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moodys, önceki gece yaptığı duyuruyla Türkiye’nin durağan kabul edilen görünümünü negatife çevirdi. Kredi notunu ise “yatırım yapılamaz” en üst basamağı olan Ba-1’de tutan Moodys gerekçelerini Türkiye’nin yapısal gücündeki erozyonun sürmesi, daha zayıf büyüme görünümü, Türkiye’nin kamu ve dış hesapları üzerinde artan baskılar ve artan kredi şoku riski olmak üzere dört madde altında topladı. Moodys’in Türkiye’ye yönelik değerlendirmelerinde bu yıl bir takvim belirlemediğini hatırlatan uzmanlar, bu sürpriz kararın şok etkisi yarattığını belirttiler. Hafta sonu serbest piyasada yükselişe geçen döviz kurlarının önümüzdeki hafta başında da hareketleneceği belirtildi. Dolar dün serbest piyasada 3.64 TL. seviyesine kadar yükseldi. Moodys tarafından yapılan açıklamada kredi notunun çöp seviyesine indirildiği Eylül ayından bu yana Türkiye’nin kredi profili üzerindeki iç ve dış baskıların bariz biçimde arttığı belirtilerek, şu ifadelere yer verildi. “Temmuz ayındaki başarısız darbe girişimini takip eden gergin siyasi ortam beklenenden uzun sürerken, AKP ile muhalefet arasında önerilen Anayasal değişiklikler üzerindeki geniş bölünme göz önüne alındığında 16 Nisan’da yürütme yetkilerinin başkanlıkta toplanması için yapılacak referandum bu durumu ortadan kaldırabilecek gibi gözükmektedir” denildi. TÜRKİYE YOL AYIRIMINDA MI? Karşısına çıkanı “Ey” diye çatarsan sonuç bu olur. Özellikle Kuşadası’ndaki esnaf turizmin çöktüğünü söylüyor. Onlar sonucu rezarvasyonlardan izliyor. Avrupa ülkeleriyle yaşanan gerginlikler gemilerin seferlerini iptal etmeleri nedeniyle Kuşadası’nda turizm sektörü yara aldı. Şu günlerde bir çok dükkan kepenklerini bile açmadı. Çünkü yabancı tur operatörleri turlarını iptal ettiler. Edinilen bilgiye göre bu yıl için sadece Yunan gemileri gelecek. İşte bacasız sanayi olarak nitelendirilen Türk turizminin içine düştüğü durum maalesef bu. Yalnız günümüzde değil geçmişte de turizmi güvencesiz bir sektör olarakr görürdüm. Merhum İsmet Sezgin her zaman turizmin bacasız bir sanayi olduğunu söylerdi. Ben ise sektörün hiç güven vermediğini özellikle ülkeler arasındaki gerginliklerde sektörün yara alabileceğini söylerdim. En küçük tartışmalarda bile sektör can çekişmeye başlıyor. Hollanda ile olan trajedinin peşini halen bırakmıyoruz. Suçlamalar arka arkaya devam ediyor. Kullanılan dil hiç diplomatik değil. Tarihde buna tanıktır. “Dış politika ne zaman iç politikaya alet edilmişse bunu yapan ülke her zaman zarar görmüştür. AKP’nin kurucularından Dışişleri Eski Bakan Yaşar Yakış, Hollanda ve Almanya ile yaşanan diplomatik krizle ilgili dış politika ne zaman iç politikaya alet edilmişse bunu yapan ülke her zaman zarar görmüştür. AKP hükümeti tarafından kullanılan dil diplomatik değil. Almanya, Hollanda, Avusturya ve Danimarka siyasilerin bütün söylemlerinin iç kamuoyuna yönelik olduğunun farkındalar. Bu kriz siyasetçiyi gereksiz yere polisin karşısın çıkarmak yerine diplomasi yoluna gidilerek çözülmüş olsaydı her iki taraf içinde daha karlı olurdu. Siyasetçilerin sorunları bu şekilde daha da güçleştirdiği kanaatindeyim. Diplomasi adı verilen bir sanat var. Eğer her iki taraf da bu işi diplomatlara havale etmiş olsalardı. Krizi bu şekilde tırmandırmazlardı. Sonra Başbakan Binali Yıldırım “Ekonomik ambargolar söz konusu değil” diyerek doğru olanı yaptı. Çünkü Hollanda Avrupa Birliği içerisinde Almanya’dan sonra en büyük dış ticaret ortağımız. Bana göre bu sorun soğutulmalıdır.”