Geçtiğimiz günlerde bir büyük şehir gazetesinde şöyle bir başlık vardı:“Tarladan ürün değil, borç çıkıyor.”Yalnız günümüzde değil, eskiden de çiftçi kesimi zor yıllar yaşardı. Bu yüzden “çiftçinin karnında kırk yıl var” atasözü söylenir olmuştur.Ancak çağımız değişti. İleri batı ülkelerinde modern tarım teknikleri uygulanmaya başladı ve üretimde büyük artışlar meydana geldi.Yanlış tarım politikaları nedeniyle artık Türkiye kendi kendine yeten dünyanın yedi ülkesinden biri değil. Tarım kesimi zor yıllar yaşıyor ve borçlarından dolayı arazisi bankalar tarafından satılıyor.Peki ne oldu da Türk çiftçisi zor yıllar yaşamaya başladı. Çiftçiye tarlasını ekip, biçmesi için kredi verilmiyor mu?Her dönemnden çok kredi veriliyor. Ama çiftçi belini bir türlü doğrultamıyor. Bunun nedeni çok açık. Rastgele bir tarım modeli, sektörde ortaya büyük borçlar çıkarıyor.O zaman bizim neyimiz noksan? Türkiye ilk önce gerçekçi bir tarım politikasını hayata geçirmesi gerekir. Başbakan Binali Yıldırım ortaya konulacak yeni bir tarım politikasından söz etti. Ama Başkanlık propagandaları araya girince herşeye çabucak unutuldu.Tarımda başarılı olmanın ana şartı. Tarımsal birliklerin yeniden hayata geçirilmesiyle olur.Böyle bir destekten yoksun kalan Tariş’in içine düştüğü durum, gerçeği en iyi anlatan bir tablodur.Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile tarım sektörü devletçe desteklenir. Her ürünün bir birliği vardır ve tarım sanayinin bir kolu durumuna gelmiştir.ABD, pamukta üreticisine kilo başına 75 kuruş prim öder. Yalnız pamuk değil, ABD’de üretilen tüm ürünlere primler ödenir pamukta ödenen primin Türk Lirası değeri 2.70 kuruştur.Avrupa da pamuk primine ödenen prim 45 centtir. Bu yıl artmış olabilir. Türk Lirası karşılığı 1.90 TL. eder. Türkiye ise pamukta üreticiye kilo başına 75 kuruş prim öder.Yabancı ülkelerdeki pamuk birlikleri çiftçinin ürettiği ürünleri iç ve dış pazarlarda satmada birinci derecede rol oynar.Buna karşılık Türkiye’de çiftçi kaderiyle başbaşa bırakılmıştır. Üretilen bölgedeki fiyatlarla, tüketilen pazarlar arasında büyük fiyat farklılıkları göze çarpar.Yani üreticiden 50 kuruş alınan domates büyük kent pazarların 2-3 TL. arasında satışa sunulur. Bu para hiçbir zaman çiftçinin cebine girmez. Yani hiçbir zaman değişmeyen ve değiştirilmeyen bir gerçek var. Tabiri caizse “Tüccarın eli hep üreticinin cebindedir.”Yani plansız Tarım politikası hiçbir zaman çiftçinin yüzünü güldürmez. Ama elinde ekip biçtiği, ailesini geçindirmeye çalıştığı bir arazisi var. Hani derler ya “çiftçinin karınnad kırk yıl var” deyimi üreticinin iç güdüsünü etkiler.“Biraz borçlanayım. Gelecek yıl daha fazla üretir, para kazanırım” diye düşünür. Ve durumunu düzeltmek için borçlanır. Ama çok zaman aldığı krediyi ödeyemez. Borcunu yapılandırır. Ama bu süreçte bankalar ona kredi vermez tefeciye gider.Çünkü Türkiye’de yıllar yılı batı dünyasında olduğu gibi, hala bir tarım politikası yürürlüğe girmemiş ve rastlantısal bir tarım politikasıyla tarım faaliyetleri yürütülür.Yani sözün kısası hükümet, üreten ve kazandıran tarım politikaları yerine, borç üreten politikaları tercih ediyor.Türkiye bu aşamada böyle bir süreç yaşıyor. Devlet veya hükümet önce yapılandırılmış kredilerde yeniden yapılandırmaya gidecek. Bu borçların takibi düştüğü dönem için yüzde 11 faiz uygulanacak. Ancak bunun 6 puanlık kısmını hazine ödeyecek. 5 puanlık kısmı ise çiftçi tarafından ödeyecek. 2017’nin Ekim ayından itibaren yılda 1 defa olmak üzere 5 taksitte ve 5 yılda ödenecek. Yeniden yapılandırmalardan yararlananlar üç ay içinde ilgili mercilere başvuracak. Bu üç aylık dönemde icra takibi yapılmayacak. Çiftçinin yıllar içinde meydana geldiği borçlar ortada. Ziraat Bankasının tarımsal kredileri 43 milyar TL’ye ulaşmış. Tarım kredi kooperatifinin verdiği kredileri 7.5. milyar lira ve borç ertelemesinden yaklaşık 120 bin çiftçinin yararlanması bekleniyor.
PROMOSYON
Milyonlarca kişiyi ilgilendiren emeklilerin promosyon ödemeleri için açıklama yapan Bakan Müezzinoğlu, gazetecilerin sorusu üzerine emekliye promosyon ödemesinde fatura ile kredi kardı mevduat hesabı şartlarının tümden kaldırıldığını açıkladı. Emekliler bugünden itibaren hangi bankadan emekli maaşını almak istiyorlarsa bankalarla yalnızca “Ben üç yıl süresince maaşını sizden çekeceğim” şeklinde bir protokol evrakı dışında başka hiçbir şey istemeyecekler.”