Türk siyaseti 15 yıldır alternatifsizdi. Seçmenin yüzde 70’i sağ eğilimli olunca, sol ya da sosyal demokrat iktidar hayal oldu. Türkiye 1977’den sonra bir daha sol iktidar görmedi. Ecevit’in liderliğindeki hükümet ancak iki yıl iktidarda kaldı. Deniz Baykal çok kültürlü bir insandı. Ama o hiçbir zaman iktidar olmayı düşünmedi. Demirel, Türk siyasi hayatına renk katan, kültürlü, bilgili devlet tecrübesi olan bir liderdi. Siyasi arenadaki çalkantılar onu altı kez gönderdi. Ama o farklı bir liderdi. Yedincide yine geldi. Türk siyasi hayatında “Turgut Özal” diye bir lider geldi geçti. 1983 yılında ANAP’ı kurdu. Hemen o yıl iktidara geldi. Ecevit’in yapmak istediği hizmetleri bir bir hayata soktu. 1980’den sonra açtığı pencereden Türkiye dünyaya açıldı. Çok iyi bir devlet adamıydı. Dünyada saygınlığı vardı. Ömrü vefa etmedi. 1993 yılında hayata gözlerini yumdu. Merhum Demirel, Cumhurbaşkanı seçilerek onun boşluğunu doldurdu. “BABA” lakaplı Demirel’i toplum Cumhurbaşkanlığı yaptığı dönemde daha yakından tanıdı ve sevdi. Süleyman Demirel’den sonra Türkiye, Recep Tayyip Erdoğan’ı tanıdı. Her siyasi partinin lideri, toplumun lideri olamıyor. Çünkü bana göre liderlik doğuştan gelen bir yetenektir. Nitekim ister beğenin, ister beğenmeyin son on beş yılda Türkiye Erdoğan sonrasında yeni bir lider ile hiç tanışmadı. Mesela Süleyman Demirel, Turgut Özal, Bülent Ecevit ve Recep Tayyip Erdoğan toplumu arkasından sürükleyen liderlerdi. 15 yıldır Türkiye son olarak Meral Akşener dışında yeni bir liderle karşılaşmadı. İşin en enteresan tarafı Recep Tayyip Erdoğan’ı iktidara getiren Dr. Devlet Bahçeli oldu. Meral Akşener’i de Devlet Bahçeli yarattı. MHP den kovmasaydı Meral Akşener’i kimse tanıyamazdı. Başkanlık sisteminin yaratıcısı da Bahçeli’dir. Anlaşılması zor bir karar verdi Koltuğu uğruna partisini yok olma noktasına getirdi. Bahçeli’yi tanıyan iyi tanır. 2002’de seçime iki yıl kala ile seçim diye tutturunca ortakları ANAP, Demokratik Sol Parti ve kendi partisi seçim barajına takılarak ağır bir yenilgi aldılar. O yenilgi sonrasında ANAP ve DSP bir daha kendine gelemedi ve Ecevit’in ölümüyle tabela partisi haline geldi. ANAP’ta tarihin karanlık sayfalarına karışıp gitti. Bahçeli sanki başına gelecekleri biliyormuş gibi son milletvekili genel seçimlerinde Meral Akşener’i milletvekili adayı bile yapmadı. Ama korkunun ecele faydası yok. Demek Bahçeli, Meral Akşener’i iyi analiz etmiş: “Bu beni koltuğumdan etmeden. Ben onu partiden kovalayayım” diye düşünmüş. Ama eskiler ne diyor “Cevher yere düşmekle sakit olmaz” Ama ne çare ki yeni parti doğmak üzere. Bazı siyasi gözlemciler doğumun çok sancılı olacağını söylüyor. Sinan Oğan’ın kazan kaldırmasının nedeni bilinmiyor. Oğan’ın bütün amacı lider olmak. “Ben lider olmak istiyorum” denince lider olunmuyor çünkü “lideri toplum belirler” İşte Meral Akşener’i toplum liderliğe layık gördü. Oğan ne diyor?: “Ben siyaseti MHP’de bırakmak istiyorum” diyor. Yani Bahçeli’nin yanına sığınacak ve Bahçeli, “Al evladım Sinan bu parti senin olsun” diyecek öyle mi? Akşener’in kuracağı parti, MHP’yi tabela partisi haline getirir. Geçmişte sol kulvardaki Halkçı Parti, SODEP ve SHP ye ne oldu? Birleşerek CHP’yi kurdular. Ülkücülerde sonunda tek çatı altında toplanacaklar. Oğan’ın amacı liderlik… “Ona gel seni lider yapalım” diyen yok. Ancak toplumun genç kesimleri Sinan Oğan’ı değil, Meral Akşener’i bekliyor. Sanırım Sinan Oğan’dan sonra Koray Aydın’da liderlik hayali ile kaprislerinin kurbanı olabilir. Meral Akşener’in kuracağı siyasi parti, merhum Özal’ın 1983 yılında kurduğu Anavatan Partisi’ne benzeyecek. Yani dört eğimli bir kitle partisi olması kuvvetle muhtemel… Çünkü Akşener’e partili ve partisiz bütün seçmenler oy verecek. AK Parti – MHP entegrasyonu MHP’yi giderek tabela partisi haline getirecek. Yani lider başkanlığında ufalanmaya bırakılan MHP’de sorunların çözümünde nedense derinliğe inilmeye gerek görülmüyor. Bir süre sonra bütün gerçekler ortaya çıkacak o zaman iş işten geçmiş olacak. Bahçeli MHP’yi iyi idare edemedi. Rekabetin önünü kesip rakipleri bir takım ayak oyunları ile dışarıya atılırsa siyasetin dengesi bozulur. Böyle bir siyasi partide başarı beklemek hayalden ötürü bir şey. MHP, aynen böyle bir kargaşanın içine sürüklendi. Bazı MHP’li üyelerin partiden kayıtları silinmiş. Bazı partilerin üyeleri de MHP’ye kaydı yapılmış. Akıl alacak gibi değil, ama MHP’de birkaç yıldır böyle olaylar yaşanıyor. Mesela eski milletvekili adaylarının üyelikleri silinmiş, onların yerlerine akraba ve iş ortaklığı kabilinden kişiler yer almış. Bütün bu olaylar geride büyük bir küskünler ordusu yarattı. Son iki yılda iki kırılma yaşadı. Biri1 Kasım seçimleri diğeri ise Referandum süreci! Bu seçimlerde MHP yönetimi tabanı ile zıt düştü. Sandıktan çıkan sonuçlar MHP’nin sonunu belirledi.