İslam'ın özünden haberdar olmak gerekir. İslam’da iman ikiye ayrılır:
1-İman-ı Taklidi: Taklit yoluyla iman etme, nakli olduğu gibi kabul etme, büyükler öyle inanıyor diye inanma.
2-İman-ı Tahkiki: Araştırmak, soruşturmak, bilgilenme sonucunda imana ulaşmak.
İslam’da asıl olan İman-ı tahkikidir. Deneyler, gözlemler, bilgi, tecrübe, araştırma seni inanca götürmelidir. Söylenene körü körüne bağlanmak yoktur. Kuran'da sürekli dağa-ovaya-denize bakmamız, bizden tabiat kitabını okumamız istenmektedir.
Hristiyanlıkta ise yeni Platoncu anlayış yaygındır. Hristiyanlık teorisyenlerinden Aziz Augustinus (354-430) önce inanmalısın diyor. Sonra çevreni bu inandıklarına açıklamalısın telkininde bulunuyor. Bir fikirden ve inançtan yola çıkarak her şeyi açıklama(tümden gelim) metodunu öneriyor. Oysaki İslam tek tek olaylara bakılmasını buradan bir sonuca gitmemizi istiyor(tümevarım). Bu bilimsel bir yoldur. Aziz Augustinus'un ileri sürdüğü patristik felsefedir. Bu sonra skolastik düşünceye dönüşecektir. Skolastik düşünceyse kendi düşüncesinden başka hiçbir düşünceye yaşam hakkı tanımayan bir yapıdır. Kendimize soralım: kendi fikrinizi söylediğinizde hain ilan edildiğiniz bir ülkede bilimsel metotlar mı geçerlidir(akıl yolu) yoksa skolastik düşünce mi?