Eski Hazine Genel Müdürü CHP Tekirdağ Milletvekili Faik Öztrak, “Tek adam rejimi küçültür milletin ekmeğini başlıklı bir rapor hazırladı.

Öztrak raporunda, fiili tek adam yönetiminde geçen yılı aşkın sürede, Türkiye’de büyümenin yavaşladığını vatandaşın gelirinin eridiğini, borçların tavan yaptığını, işsizliğin ve enflasyonun yeniden çift haneye çıktığı bu dönemde, ülkeye giren kaynağı belirsiz paranın ise büyük artış gösterdiğini kaydetti.

Türkiye’nin çok partili yaşama geçtiği 1946-2014 arasında parlamenter, sistemde iş başına gelen 47 hükümette ekonominin ortalama büyüme hızının yüzde 5,2 olduğunu, bu oranın “fiili tek adama yönetimi uygulanan 2015-2016’da ise yüzde 4.5’a düştüğünü söyledi. Öztrak, ihracat gelirinin 15.1 milyar dolar azalarak 142,6 milyar dolara, turizmi gelirininde 11 milyar dolar eriyerek 18,7 milyar dolara indiğini kaydetti.

CHP milletvekili Faik Öztrak özetle şöyle dedi: “Milli gelir parlamenter sistemle geçen 1946-2015’de her yıl ortalama 13,6 milyar dolar artarken, son iki yılda 39 milyar geriledi. Böylece 2014’de 12 bin 112 dolar kişi başı gelir, 2016’da 10,870 dolara düştü. Önceki 31 yılda işbaşına 17 hükümet geldi. Bu dönemde ortalama yüzde 9,3 olan işsizlik son iki yılda yeniden çift haneye çıktı. İşsiz sayısı 2014, Ağustos ayından 2016 sonuna kadar ki dönemde 763 bin kişi artarak 3 milyon 700 bin sınırını aştı. Beraberinde çift haneli enflasyonu da getirdi. Nohut, mercimek, zeytinyağı, yumurta gibi gıdalardaki fiyat artışı vatandaşın cebini yaktı. Etin yanına yaklaşılmaz oldu. Eskiden sofraya konan her bir kilo etin 3,6 gramı kaybolup gitti. Dış borcun milli gelir içindeki payı 4 puandan fazla artarak yüzde 47.2’ye çıktı. Şirketlerin net döviz borcu, 22 milyar dolar artarak 200 milyar doları aştı. Ekim ayından bu yana şirketlerin kur farkı zararı 117 milyar TL.’ye ulaştı. Ülkeye giren kaynağı belirsiz para ise rekor kırdı. 1980 ile 2002 arasında kaynağı belirsiz para girişi 41.8 milyar dolara ulaştı. Bu kaynağı belirsiz paranın 21.4 milyar dolar son iki yılda Türkiye’ye girdi.”

AĞZINI AÇAP CHP VE KILIÇDAROĞLU’NA ÇATIYOR

Bugüne kadar bir proje sunmayan Bahçeli nedense CHP’ye ve Kılıçdaroğlu’na çatarak vaziyeti idare ediyor. Bahçeli Beka’dan söz ediyor. Bu ülke şuanda beka sorunu ile karşı karşıya mı? Kılıçdaroğlu’nu eleştirirken öyle süslü kelimeler buluyor ki hayret etmemek elde değil. Bahçeli Ordu’da yaptığı mitingte “16 Nisan’daki Anayasa değişikliği referandumu için Evet oyu isteyen Bahçeli, Kılıçdaroğlu’nun Fetö’den şikayetçi olmadığını öne sürdü. Kılıçdaroğlu için “hayırsızların yanında. Çürük tahtada geziyor. Suya yazı yazıyor. Ata, ete ot vermekle vakit geçiriyor. Fetöcülere umut aşılıyor. Şer perdelerin perdesi 16 Nisan’da kapanacak. Pensilvanya yapımı dedikodular yayan MHP’yi karıştırmak amacıyla tezgahlar açan haşaşi artıklarının tuzakları başında patlayacaktır.” Yalnız Bahçeli değil, Başbakan Binali Yıldırım’da her konuşmasında Kılıçdaroğlu’nu eleştirmekden kendini alıkoyamıyor. Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan’da Kılıçdaroğlu’suz konuşma yapmıyor. Peki Kemal Kılıçdaroğlu kendisini eleştirenlere ne yaptı? Yoksa etraflarında Kılıçdaroğlu’ndan başka eleştirecek birilerini bulamıyorlar mı?Kemal Kılıçdaroğlu çok eleştiriliyor. Ama eleştirilere eyvallah der gibi bir tavır takınıyor. Herkesi de rakiplerini kendisine çeken bu tavrı herhalde.

Eski politikacılara göre eleştirinin iyisi kötüsü olmazmış. Dediklerine göre, eleştirilenler daima oy kazanırmış.Türk’ün bu kadar düşmanı varken, neden Kılıçdaroğlu bu kadar eleştirilir?

CHP’li iske parti sözcüsü Prof. Koç, Çorum’da yaptığı konuşmada Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelik eleştirilere değinirken şöyle konuştu: “Karışmayacağız, etmiyeceğiz diyoruz ama Allah sayın Kılıçdaroğlu’na sabır versin. Ben onun yerinde olmak istemem. Ciddi söylüyorum. Çok büyük bir sabır gösteriyor. Ne yaptı size Kemal bey? Bir gerçeği anlatmaya çalışıyor. Tüm saldırılara rağmen ağzını dilini hiç bozmuyor.”

BUNLAR MİLLETİ HOR GÖRÜYORLAR

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen toplu açılış töreninde vatandaşlara hitap etti. Konuşmasında “HAYIR” kampanyasını yürütenleri ve CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nu hedef alan Erdoğan, şunları söyledi:“Ankara şu anda anayasa değişikliğine karşı “hayır” kampanyası yapan ama Evet dönmesi için ne gerekiyorsa onu söyleyen birisi var ya, işte o zaten partisinin tek parti olarak bu ülkeyi yönettiği dönemde, maalesef milleti hor gören bir anlayışın hakimiyetine girmiştir. Milletin karargahı olması gereken Ankara, bu faşist anlayışın istilasına uğramıştı. Ankara’ya gelen Aşık Veysel, kılığından, kıyafetinden dolayı ulusa sokulmamıştır. Bugünkü Hayır diyen zihniyet, Aşık Veysel’i ulusa sokmayan zihniyettir. Hamdolsun dün o caddelere sokulmayan o insanlar bugün Ankara’da yaşıyor. İşte onlar “Evet” diyenlerdir. “Biz demokrasiye öylesine bağlı olmuşuz ki milletin iradesi bizim için en saygın tepe noktadadır. Evet diyen ne kadar saygındır” dedi.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’da hem CHP’yi hemde Kemal Kılıçdaroğlu’nu eleştirdi.

Sokaktaki vatandaşımız niye “Evet”, niye “Hayır” konusunda doğru ve mantıklı şekilde bilgilendirilmedi. Sorumlular bunu anlatmak zorunda. Esasında Evet oyu veren de başımızın üstünde. Ama EVET oyu veren aynı derecede değil. Çünkü referandumda “Evet” çıkarsa, sorumluluğa dönüşecek büyük görevler var. Yani ortada büyük bir vebal var.

Çünkü referandum sonuçları ülkenin kaderini tayin edecek.