Dünya Jeopolitiği hızla değişiyor. 19. Asır sonunda İngiliz hakimiyeti sona erdi. 20. Yüzyılda ABD’yi sahnede görüyoruz. 21. Yüzyılda da hegomanyasını sürdürecek gibi görünüyor. Ama Asya’da 1.5 milyar nüfuslu bir Çin var. Çin varlığı, önümüzdeki süreçlerde ABD’yi oldukça zorlayacak. Yani 21. Asrın sonundan itibaren dünyanın merkezi Asya olacak. Çin, 3 trilyon dolarlık yeni projesiyle Asya, Ortadoğu ve Avrupa’yı kendi kontrolü altına almayı planlıyor. Bunun için “Tarihi ipek yolunu” kendi sınırları içinden başlayıp Avrupa’ya ulaştırmayı planlıyor. İpek Yolunun önemli bir güzergahı ise Türkiye! Hiç şüphesiz ki “ipek yolu projesi” ön Asya ve Avrupa’nın jeopolitiğini olumlu yönde değiştirecektir. Ortadoğu bölgesi ise Katar kriziyle sıkıntılı günler yaşıyor. ABD Başkanı Trump, Arabistan’ı, ziyaret ettikten sonra Ortadoğu’da düzen tamamen bozuldu. Trump, göreve başlar başlamaz yaptığı bir açıklamada IŞID’ı yok ettikten sonra, sıranın El Kaide ve Müslüman kardeşlere geleceğini söylenmişti. Bu açıklamayı Müslüman kardeşleri terör örgütü olarak görmeyen ABD Başkanı söyledi. Bu arada körfez işbirliği konseyi toplantılarında ABD, herkesin önünde Katar yetkililerine İran’la ve terör örgütlerine verdikleri destekle ilgili ültimaton niteliğinde dosya vermişti. Bu arada Katar şeyhinin Trump’ın Riyat gezisini ve İran’a karşı kullanılan sert ifadeleri eleştirdiği medyaya düştü. Katar makamları hızla böyle bir açıklamanın olmadığını söylediler. Kısacası yalnız Katar’ı değil, İran ve Türkiye’ye yönelik tehditleri, Ortadoğu ülkelerini birbirine soktu. Katar ile bölge ülkeleri arasında derin krizler yaşanırken, bir anda İran’da bombalar patladı. Bütün bu olaylar, ABD Başkanı Trump’ın ziyaretinden sonra olması oldukça dikkat çekiciydi. Son gelişmeler, bize şunu gösteriyor: “İran ve İran’ı destekleyenlerin başına gelenler bir gün sizinde başınıza gelebilir” deniyordu. İsrail’in güvenliği için İsrail ile Katar arasında önemli bir sorun yok. Katar hızlı şekilde zenginleşiyor. Katar’ın kuzeyinde çok zengin petrol ve gaz sahaları keşfedildi. Bu sahaya ABD ve batı ambargo koydu ve “gazı çıkartmayacağım” dedi. Suudiler de aynı ifadeyi kullanıyor. Anlayacağınız Katar’ın çok zengin gaz kaynakları var. ABD ise bölgeden haraç almak için çeşitli bahaneler uyduruyor. Suudi Arabistan’la anlaşma yaptı. Yakın bir süre Dışişleri Bakanının Rusya’ya gitmesi hiçbir şeyi değiştirmeyecek. Yani Katar, istemese de ABD’nin hedefi haline geldi. İran’ı Katar’ın peşinden ayırmak için bombalar patlattılar. Irak ve Suriye’de seni ilgilendirmeyen olaylar uğraşırsanız “bundan böyle ülkende terör başlar” dediler. Müslüman kardeşlerden dolayı Türkiye’de ikaz edildi. Suriye güçlerinin koalisyon uçakları tarafından bombalanmasıda aynı olayla ilgilidir. Fırat nehrinin güney doğusunda kalan yerlerin çok büyük kısmı, Suriye Demokratik Güçleri adı altında PYD-PKK aldı. Rakka’dan sonra Fırat doğal sınır olacak ve orada bir kürt devleti varlığı oluşacak. Bütün bu gelişmelerin arkasında ABD var gibi görünüyor ama önünde İsrail var! Arap ülkelerinin Katar’la ilişkilerini koparmasının Trump ziyaretinin arkasından gelmesi manidardır. Katar’la arap ülkeleri arasındaki bir ABD/İsrail operasyonu olduğu açıktır. Trump şöyle konuştu: “Ortadoğuya ziyaretim sırasında radikal ideolojinin daha fazla fonlanmaması gerektiğini söyledim. Liderler Katar’ı gösterdi. Hiç kuşkusuz yukarıdaki satırlarda da ifade ettiğim gibi, Katar’a yönelik Arap tavrının arkasında ABD varsa, önünde İsrail var. Nitekim İsrail Savunma Bakanı Katar ve bazı Arap ülkeleri arasındaki krizi İsrail için büyük bir fırsat olarak açıkladı. Liberman; “Katar’la ilişkileri ülkeler İsrail’e Arap ülkeleriyle radikal islami teröre karşı işbirliği yapmak için büyük fırsat sunuyor. Arap ülkeleri bile bu bölgedeki riskin İsrail değil, terörizm olduğunu anladı. Bu durum işbirliği için fırsat.” Yani islama karşı, İsrail resmen Arap ülkelerini işbirliği çağrısında bulunuyor. Ortadoğu coğrafyası anlaşılmaz bir gayya kuyusu yarın bile ne olacağı belli değil. Hiçbir konuda da tahminde bulunamazsın. Önümüzdeki günlerde Suudi Arabistan’ın Katar’ı işgal etmesi uzak bir ihtimal değil. Eğer böyle bir hüküm verilmişse, hiçbir güç bu kararı önleyemez. Arap dünyasında yaşanan krizde Türkiye’nin daha uzlaşması ve ölçülü bir yol izlemesi gerekir. Hiç belli olmaz. Katar izlediği politikadan geri adım atması durumunda Türkiye bölgede yalnızlığa sürüklenebilir. Türkiye’nin Katar’a destek söylemleri, diğer Arap ülkelerini karşına almaya da neden olabilir. Cumhuriyet tarihi boyunca izlediğimiz dış politika bölge ülkeleriyle yakın ilişki kurmak ve aralarındaki ihtilaflara karışmamak olmuştur. Onun için Türkiye Katar krizinde uzlaşması ve ölçülü bir yol izlemeli. AKP iktidarının Müslüman kardeşlere yönelik tutumunu gözden geçirmesi gerekiyor. İktidar Rabia söylemlerini ve Hamaş’ı destekleyen söylemlerinde ısrar ederse bölgede tek başına kalmamız kaçınılmaz olur. Rusya bile Müslüman kardeşleri terör örgütü ilan etti. ABD’nin da benzeri bir eğilim içinde olduğu biliniyor. Bu yüzden Türkiye, elini ateşe sokmadan ciddi değerlendirmeler yapmak zorundadır. Katar insanı ve gıda yardımına kimsenin söyleyeceği bir şey yok. Ama tam da bu sırada askeri birliğini güçlendirecek adımlar atmak, Katar’ın söylemlerini benimsediğimiz izlemini vermek hiç de doğru bir politika değil. Nereden bakarsanız, bakın bölgede yaşanan gelişmeleri kaygı verici. Emperyalist dünyanın hiç acıması yok. İsrail’in rahatı için Ortadoğuyu küçük küçük parçacıklara ayırmak istiyorlar. Dünyaca ünlü Newyork Times Gazetesinde 4 yıl önce yayınlanan bölünmüş Ortadoğu haritasına bakıyoruz. Yazısının konusu 5 devletten 14 devlet nasıl çıkarılır. Bazı ülkeleri mezhepsel, bazılarını ırksal olarak hücrelere ayırmışlar. Şimdi henüz gündemde değil ama Arabistan’ı 5’e bölme planı da senaryoya dahil. Emperyalizm böyle düşünüyor ve vakti geldiğinde “Büyük Orta Doğu Politikası” gibi devreye sokuyor. Bu yüzden Ortadoğu çok özel bir jeopolitiği var. Yarın ne olacağını bugünden kestiremezsin. Son gelişmeler bölgede yeni bir coğrafi yapılanmaya yol açabilir. Bu değişimle de ABD’nin öncülüğünde olacaktır. Suudi Arabistan, patrondan icazetli, Katar’ın yeni zengin gaz kaynaklarını ele geçirme uğruna Katar’ı bile işgal edebilir. Böyle bir kararın arkasında ABD, önünde İsrail vardır.