Film, koyun sürüsünün ilerleyişle başlamaktadır. Sürüyü oluşturan koyunların tamamı ak yünlüdür. Ancak sürü ilerken, sürünün tam merkezinde kara bir koyun görünür. Elbette bu diğerlerinden ayrılır. O kara koyun Chaplin’in kendisini temsil ediyor olabilir. Düzenin ve sömürünün farkında fakat elinden bir şey gelmemektedir. Sürüyle beraber akıp gitmektedir. Chaplin’in komünist propaganda yapıyor diye uzun yıllar ABD’ye sokulmadığını burada hatırlamakta fayda var.
Sürü sahnesinden, metrodan sürü halinde çıkan insanların bulunduğu sahneye geçilir. İnsanlar fabrikalara koşmaktadır. İşe geç kalmamak esastır. Bir telaş vardır. Hayat, modern çağda artık hızlanmıştır.
Sanayi devrimi öncesinde ustalar vardır. Onlar, bir ayakkabıyı baştan aşağı kendileri yapmaktadır. Ancak Sanayi devrimiyle beraber bir kişinin yapacağı iş basitleşir ancak hızlanır, sadece üretim bandında ilerleyen otomobilin jantlarının cıvatalarının sıkılması gibi. Söz konusu filmde Chaplin’in üretim bandındaki sahnesi buna vurgu yapmaktadır. İş basitleşir ancak bir takım sorunlar ortaya çıkar. Her şey üretim bandı hızına göre ayarlandığından işçiler otomatikleşir. O denli ki çalışma arkadaşlarını kızdıran Chaplin kendini dövmek için kovalayan arkadaşlarından kurtulmak adına makineleri çalıştırmaktadır. Makine gürültüsünü duyan o arkadaşlar otomatikman Chaplin’i kovalamayı bırakıp makinelerin başına geçmektedir. İşler çok yoğundur. Chaplin yüzüne doğru uçan bir arıyı dahi eliyle uzaklaştıracak vakti bulamaz. Her şey emir-komuta zinciriyle ilerlemektedir. Küçük molalara dahi izin yoktur. Tuvalete bile izinle ve çok kısa süreliğine gidebilirsin. Modernizm ve Sanayi devrimi birtakım meslek hastalıklarını beraberinde getirir. Chaplin sürekli cıvata sıktığı için ellerini ve kollarını kontrol edemez. İş sonrası bile sürekli ellerini ve kollarını cıvata sıkıyormuş gibi hareket ettirir. Hatta bayan elbiselerindeki iri düğmeleri görünce dayanamaz. Onları cıvata gibi sıkmaya kalkar. Sadece fiziksel meslek hastalıklar değil mental ve psikiyatrik sendrom ve yakınmalar ortaya çıkar. İş stresi, geçim kaygısı, hızlılık, yalnızlık gibi modern hayat kavramları insanların ruh dünyalarını akamete uğratmaktadır. Filmde Chaplin’in çalıştığı fabrikada her şeyi dalgaya vurdurması ve gerçeklerden kopması sonucu akıl hastanesine düşmesi buna örnektir.
Sanayileşme sürecinde tam bir emek sömürüsü yaşanmaktadır. İşçiler zor şartlarda çalıştıkları gibi onların yemek molaları kısadır ve yemeklerini zamandan kazanmak için üretim yaptıkları yerde yemek zorundadır. İşçiler, Chaplin’in üzerinde yeni icat edilen yemek yedirme robotunun denemesi gibi çoğu kez denek olarak kullanılmaktadır. Sanayi devrimi, işçi sınıfının ortaya çıkmasına neden olur. Ancak yukarıda bahsi geçen benzeri emek sömürüleri işçi haklarını ve hakların yerine getirilmesi için bir takım protestoları, sendikalaşmayı gündeme getirir. Grev işçilerin elindeki en büyük silahtır. Ancak meydanlara dökülen işçiler bu sefer her zaman düzenin bekçisi olan polisten şiddet görür. Chaplin, Modern Times filminin bir sahnesinde tesadüfen kendini böyle bir eylemin içinde bulur. Olaylarla hiçbir ilgisi olmamasına rağmen polisten şiddet görür ve hapse atılır.
Sanayi devrimi, köyden kente göçü artırır. Aile yapısı değişir. Çekirdek aile yapıları ortaya çıkar. Yoksulluk artınca bu aileler perişan olur. Açlık pençesinde kıvranırlar. Filmin ilerleyen sürecinde karşılaşacak olan film kahramanı bayan kendilerine yetecek kadar ekmek, muz vb şeyleri çalarak kardeşlerinin karnını doyurmaya, işsiz babasını mutlu etmeye çalışmaktadır. Hatta çaldığı muzlardan diğer yoksul çocuklara da dağıtarak modern Robin Hood’u oynar. Aynı şekilde Chaplin’in başka bir sahnede bir yere fırsatçılık yaparak gece bekçisi olarak işe girmesi ve işe girdiği ilk gece evi yurdu olmayan o kız arkadaşını gece bekçisi olduğu çok katlı mağazaya alıp, restoranında onun karnını doyurması, buradaki teşhirdeki lüks yataklarda yatırması başka bir Robin Hoodluktur. Söz konusu dükkâna giren hırsızlar, o gece bekçi Chaplin’e karşılaşması sonucu biz hırsızlık için girmedik açız demeleri ilginçtir. Açlık ve yoksulluk insanları suça iter. Çok gariptir, hapisten çıkan Chaplin, dışarıda aç ve sefil kalınca bilerek suç işler(o suç da restoranda tıka basa yemek yemesi ve yemeğin parasını ödememesidir.) ve kendini tutuklatır, tekrar hapse girmek düşüncesindedir. Aynı bayan ve kardeşleri ısınmak için odun toplarlar. Kızların babası bir gösteride polisçe sokak ortasında vurulur. Diğer küçük çocukları devlet gözetim altına alırken, büyük kızı işlediği suçlardan dolayı tutuklanmaya kalkar. Düzen, suçun ardındaki nedenleri sorgulamaz direk cezalandırma yoluna gider. Chaplin yediği yemeğin parasını ödeyemediği, diğer bayan ise ekmek çaldığı için başı polisle derde girer. Sosyal Devlet olgusunun ortaya çıkması ise çok uzaktır.
Sanayi Devrimiyle birlikte burjuva sınıfı iyice palazlanır. Kapitalist olgu çıkar. Sermaye belli ellerde toplanır. Sosyal adalet ve gelir dağılımı adaleti bozulur. Sınıflar arası uçurum artar. Sınıflar birbirine yan bakmaya başlar. Üst(burjuva) sınıf, alttakilerle pek diyalog kurmaz. Onların köpekleri vardır. Köpeklerine değer verirler. Chaplin, filmde hapishanedeyken orayı ziyarete gelen vali ve eşini bu şekilde ancak mükemmel bir enstantaneyle anlatır. Burjuva eğlenceler tertip eder. Alttakiler için kısa yoldan zenginleşmenin ve para kazanmanın artık kolay bir yolu vardır: Bu eğlence talebini karşılamak, şarkıcı, dansçı, komedyen olmak gibi… Modern Zamanlar filminin sonunda bununla ilgili çok sahne vardır. Chaplin’in kız arkadaşı şarkıcı olur ve o da onun sayesinde garsonluktan şarkıcılığa terfi eder. Modern Çağda, her şey yoğun, üst üste… Apartmanlar, yerden kazanmak için dikilir. Yüzlerce insanın çalıştığı fabrikalar ortaya çıkar. Hapishanelerde bile yer tasarrufu yapılır. Ranzalar portatiftir. Chaplin’in hapishaneye düştüğü sahnelerde bunu açıkça görebiliriz.
Gelenekleri değiştirmek o denli kolay değildir. Arabistan’da petrolle zenginleşen kral bedevileri yerleşik hayata geçirmek için onlara süper villalar yapar. Ancak villalara keçi koyunlarını tepen bedeviler kendileri villaların bahçelerine kurdukları kıl çadırlarda yaşamaya devam ederler. Belki de Arabesk yaşam dedikleri budur. Köyden kente göç olur ancak bu kişiler köydeki yaşamlarını burada da devam ettirmek isteyince ortaya tuhaf bir yaşam tarzı ortaya çıkar. Chaplin Modern Hayat filminde bir sahnede kız arkadaşıyla birlikte zengin olmayı hayal eder. Çok lüks bir evde yaşamaktadırlar. Ancak evde inek beslenmekte ve süt sağılmaktadır. Eller evin perdelerine silinmektedir. Yani yoksulun hayali bile arabesktir. Sadece yaşam biçimi değil şehirlerin etrafında derme çatma evlerden oluşan bölgeler belirir. Hapishaneden çıkan Chaplin kız arkadaşıyla böyle bir evde kalır. Evin her yeri dökülmektedir. Tam bir baraka görümündedir. Bu bölgede yaşayanlardan çoğu da işsizdir. Tüm gün iş aramaktadırlar. Chaplin bir iş ilanı için bir fabrikaya gider. Orada yüzlerce kişi iş diye kapıya yığılmıştır hâlbuki birkaç kişi işe alınacaktır. Chaplin kıvraklığıyla işe girmeyi başarır. Ancak burada kazaya uğrayan ustasını kurtarmaya fabrikanın yemek için düdüğü çaldığında ara vermesi tam bir ironidir.
BÜTÜN FİLMLERİNİN SONUNDA YANLIZ YOLUNA DEVAM EDEN CHAPLİN İLK KEZ MODERN ZAMANLAR FİLMİNDE KIZ ARAKDAŞIYLA ELE ELE TUTUP YOLA GÜLÜMSEYEREK DÜŞER. BERABER VAHŞİ KAPİTALİZME MEYDAN OKUMADIR BU.