Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Mayıs ayında ihracatın geçen yılın Mayıs ayına göre yüzde 15.8 oranında arttığını açıkladı.Bu açıklamanın ardından medya, TİM’in tabiriyle “ihracatımız tam gaz” dedi ve arkasından yüksek trajlı bir gazete; “ihracat Mayıs’ta otomobille uçuşa geçti” diye yazdı.Bazı yorumcular ve özellikle bir iktisat yazarı “ekonomi beklenenin üzerinde canlandı” dedi. Bütün siyasi iktidarlar, ülkeyi iyi yönetmek ister ve bunun için bazen ülkede işler iyi gitmese de ülkedeki herşeyi olumlu göstermek ister. Ancak iktidarlar, bunu yaparken birçok gerçeği görmemezlikten gelir veya saklar. Ama bir süre sonra sakladığı gerçekler bir bir önüne çıkar ve “aldanmışım” diye diye hayıflanır. Esasında daha önce gizlediği sorunları zamanında çözme yoluna gitseydi. Bundan toplum sıkıntı çekmezdi.Hepimiz aynı limanın ve aynı gemide barınan insanlarıyız. Ülke ekonomisinin iyiye gitmesini isteriz. Çünkü gelişimde fayda vardır.Türkiye İhracatçılar Meclisi mutad olarak her ay yaptığı açıklamada “İhracat Patladı” veya “uçtu gibi” tabirler kullanıyor. Bu yaklaşım ihracatçılardan çok siyasi iktidarın bir organı olarak algı yaratıyor. Bu arada abartılmış açıklamalara kapılan medya, kraldan fazla kralcı olmakla gerçekleri kamufle ettiği için siyasi iktidara zarar veriyor.Ne var ki, bir ülkede 6.5 milyon işsizlik ordusu iş beklerken ve kepenk indiren işletmelerin durumlarında bir iyileşme yoksa medya, ülke gerçeğini saklamadan doğru söylemeli ve doğruları yazmalıdır.Ülkenin yalnız ihracat rakamına bakıp da yorum yapmak, dereyi görmeden paçayı sıvamaya benzer.Çünkü bizim ekonomi sistemimiz 2001’de yeniden şekillenirken, ihracat ne kadar artarsa, ithalat da ona paralel olarak artış gösterir. Çünkü ihraç mallarımızın içinde yüzde 65-70 oranında daha önce ithal edilen yarı mamul mallar yer alıyor.Dünyanın diğer ihracatçı ülkelerinde bu denklem farklı şekilde kendini gösteriyor. İşin normali ihracatı artırırken, ithalatı azaltmaktır. Türkiye’de ise ihraç ürününün içinde ithal ara malı ve ham madde yüksektir. İşte bu nedenledir ki ihracat artışı beraberinde ithalat artışını getirmektedir. Mesela 2017 Nisan ayında ihracat yüzde 7.4 artarken, ithalat ise daha yüksek yüzde 9.9 arttı.Özellikle otomotiv sanayinde 100 dolarlık araç ihraç edebilmek için 70 dolar ithalat yapmak zorundayız.Onun için Türkiye büyük dış ticaret açığı ve cari açık veriyor. Yabancılar emlak piyasasında pozisyon almaya başladıklarından bu yana piyasalar hiç ama hiç toparlanamıyor. Türkiye’nin ihracatı sürekli düşüş kaydrediyor. Son iki yıl geriye dönüp baktığımızda, Türkiye’de hep garip işler oldu. Sürekli bombalar patladı ve ekonomi hızla düşmeye başladı. Çünkü Türkiye’nin anlaşmazlığı emperyalizmle idi ve onları ülkemize sürdüler.Referandum öncesi Avrupa ile aramızda yaşanan kriz şimdilerde hiç konuşulmuyor ama çok önemli. Bu kriz Türkiye’ye büyük faturalar ödetir. Çünkü şu anda Avrupa’dan özellikle Almanya’dan koptuk gibi bir hava var ortamdı. Çünkü Avrupa’da en çok ihracat yaptığımız Almanya ile ipler kopma noktasına geldi. Almanya gibi bir ülkeyi kaybetmek Türkiye’ye çok pahalıya mal olur. Çünkü Almanya’daki bir çok tekstil şirketi, Türkiye’de fason üretim yapıyor ve fason çalışan tekstil firmalarının Türkiye ile irtibatı kestiklerine dair haberler geliyor. Yani Alman şirketleri Türk firmalarıyla iş aktini fesh ettiler. Ama bu konu şimdilik hiç konuşulmuyor, ama maalesef bu olay vahim bir sonuçtur.Katar krizi de Türkiye’yi çok sıkıntılı günlere sürükleyebilir. Olayın sosyal değil, yalnız ekonomik boyutunu incelediğimizde değerlendirdiğimizde Türkiye’yi çok zor günlerin beklediğini görürüz.Son iki üç gündür başta Arabistan olmak üzere bir çok ülkede Türk ürünlerine karşı bir boykot çağrısı başladığını görürüz. Bu karşı çıkışlar ve eylemler daha ne kadar devam eder bilemem ama, birkaç aylık boykot bile Türkiye’ye zarar verir. Çünkü bundan önceki süreçte de Türkiye bir çok ülkede ihracat pazarını kaybetti. Şu anda iki pazarımız var. Biri Almanya diğeri ise Arap ülkeleri. Bu ülkelerle bağlantımız kesildiğinde, ihracatımızda büyük düşüş yaşanır. Zayıf olan ekonomimiz bir krize doğru sürüklenir. Doğrudan yatırım şansımız giderek azalır. İşsizliğin giderek artacağı, enflasyonun dar gelirliği sıkıntıya sokacağı günler sanki pek uzak değil. Özellikle Katar olayı, ileriki süreçte Türkiye’yi ciddi anlamda olumsuz etkileyecektir. Katar 15 milyar doları Türkiye’ye direk yatırım olarak soktu ve son iki yıldır Türkiye’nin kurtarıcısı oldu. Katar, bırakın Türkiye’yi kendisini bile kurtaramayacak. Dışişleri Bakanı acil olarak Rusya’ya gitti. Değişen ne olacak? Onu da yakın sürede göreceğiz.