İktidar mensupları “EVET çıkarsa Başkanlık sistemi gelir terör biter” diyorlar.
Başkanlık sistemi ile terör nasıl sona erer?
Bana göre, bu iddia gerçeği yansıtmıyor. 2002’de sıfır terörle devraldığı ülkenin bugün içine düştüğü duruma bir bakın.
Ekonomide istikrar bozulmuş. Aybaşında açıklanan enflasyon rakamları çift rakama ulaşmış. İşsiz almış başını gitmiş. Bu ülkeyi AK Partiden başkası mı bu duruma getirdi? İstedikleri yasaları çıkarıyorlar, kanun hükmünde kararnamelerinde ardı arkası kesilmiyor.
Demek ki AKP hükümeti Türkiye’de istediğini yapıyor. O zaman referanduma ne gerek vardı. AKP’nin elini tutan mı var?
Yapabildiklerinin bir kısmını yukarıda işaret etmeye çalıştım. Referandum’dan Evet çıkarsa Türkiye büyük bir maceranın içine mi sürüklenecek?
Hayır çıkarsa ne olur? Ülkenin yönetim sisteminde hiçbir şey değişmeyecek.
Ama neden “Evet” denilmesi gerektiğini tam olarak anlatamıyorlar.
Bu ikilemden toplum giderek kutuplaşıyor. Oysa bir seçim değil. Geleceğimizi yakından ilgilendiren bir oylama ve 16 Nisan’da sandıktan çıkacak sonuç, sadece bugünü değil, geleceği de yakından ilgilendiriyor. Onun için sandığa siyaset girmese iyi olur. Çünkü sandığa demokrasiyi bulmak için gideceğiz. Hak ve hukuku gelecek nesiller için, bayrağımızı, vatanımızı ve çocuklarımız için savunacağız.
Sandıktan çıkacak sonuç ne olursa olsun, muhakkak herkes oyunu kullanmaya gitmelidir. Çünkü oy kullanmak bir vatandaşlık borcudur. Kısacası oy kullanmak sorumluluğu üstlenmektir.
NASIL BİR MECLİs
Evet çıkarsa, meclis bütçeyi denetleyemeyecek. Çünkü yetkisi elinden alınmış olacak.
Ülkeyi yöneten güçleri de denetleyemeyecek.
Peki neden?
Çünkü yine yetkisi olmadığı için.
Bütün bu değişecekler, çok basit konularmış gibi değerlendiriliyor.
Çünkü yetkiler, milletin elinden alınıyor.
Son yıllarda sadece parmak kaldırıp indiren milletvekillerini küçümserdik. Evet çıkarsa o meclisi de göremiyeceğiz. Yani yetkileri elinden alınmış sembolik bir meclis yaratılacak.
Üniter sistemin bütün özellikleri sona erecek. Oysa parlamenter sistemle yönetilen ülkelerde insanlar daha mutlu, daha iyi eğitim, sağlık ve refah koşullarına ulaştıkları bilinmektedir.
En iyi demokratik sistem, parlamenter rejimlerde vardır. Bunların hiç biri tesadüfen ortaya çıkan sonuçlar değildir.
Çünkü kuvvetler ayrılığı güçlü denge ve denetim sistemlerinin bulunduğu hak ve özgürlüklerin, hukukun korunması altında olduğu ülkelerde belirsizlik yaşanmaz. Bu ülkelerde fikir ve ifade özgürlüğü yaratıcılığı beslemekte, beraberinde rekabet gücü ve refah getirmektedir.
Şu sıralarda Türkiye’de bir yönetim sorunu vardır. 2002’de AK Parti ekonomik krizle iktidar oldu. Ama 2007’den sonra dünyada meydana gelen yeni değişimleri okuyamamaya başladı. 2011’de doruk noktasına ulaştı. Yani Türkiye’yi yönetemez duruma geldi. Kimlik siyasete yapan bir parti olduğu için ülkede kutuplaşmalar meydana geldi. Ülkede başkanlık sistemi gelmemişti. Ama ülkede ona benzer bir hava vardı. Referandumda Evet çıkarsa ne olacak? Cumhurbaşkanının var olan yetkileri, biraz daha artacak. Bana göre, Evetçiler evet anlatmada bunu için sıkıntı çekiyor.
Belki de insanlar anayasa değişikliğinin 18 maddeden değil tek maddeden olduğu gerçeğini saptamış olabilirler.
Yani tek bir maddeyle ülkenin bütün selahiyetlerini Başkan seçilen kişiye teslim edecekler.
Sonrada yapacakları açıklamalarla kararı millet verdi diyecekler.
O zaman Evet ne anlama geliyor?
Milletin yarısı devleti paylaşacak. Yarısı ise dışlanacak.
Genel seçime gidildiğinde partili Cumhurbaşkanı yüzde 51 oyla seçilmeyecek mi? İşte bu oylama Türkiye’yi sanki ortadan ikiye bölecek. Yüzde 51’i bulan kesim ise tam yetkiyle ülkenin yönetimini eline geçirecektir.
Bu millet kolay kolay pes etmez. “Hayır” diyenler sandıkta çoğunluğu elde edebilirler mi? İşte bunu tam olarak tahmin etmekten acizim.
AK Parti yanlısı seçmenlerin önemli bölümü partisinin aldığı karara uyma ya da iktidarın başındakileri sahiplenme gibi bir tavır sergiliyorlar.
BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANI METİN FEYZİOĞLU KONUŞUYOR
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, Anayasa değişiklik paketini küresel kullanıcılar hazırladığı için referandumda “hayır” diyeceğini söylüyor. Feyzioğlu, “Türk milleti büyük bir çoğunlukla hayır diyecek Türkiye’yi yönetenlerin bir kez daha aldatılmalarına izin vermeyiz. Çünkü durum şu! Vatandaş parti genel başkanını belirlediği ve listeye seçilebilir yerlerden yazdığı kişilerin milletvekili seçilmiş gibi yapacak. Yalnız Parti Genel Başkanı olağanüstü yetkilerle donatılmış bir başkanlığa da aday olacak. Başkan adayı Başkan seçilirse partisi de iktidar partisi olacak. İktidar partisinde milletvekili seçtirmiş başkanı denetlemeyecek. Denetlemeye kalkarsa, bir daha buralara gelemiyeceklerini bilecekler. (….) Anayasa Mahkemesinin 15 üyesinden 12’sini başkan atamış memleketin tüm hakim ve savcıları atayan 13 kişilik HSYK’nın ez az 10’unu başkan belirlemiş. Böyle denetimsiz bırakılmış bir başkana mesela eyalet kurma, belediye zabıtalarını silahlandırma yetkisi verir misiniz?
Ne diyeceğiz sonra? Eyaletler kurduğun üniter yapıyı paramparça ettiğin ülkeyi geri dönülmez şekilde böldüğün için seni cezalandırıyor mu diyeceğiz? Bu yetkiler kullanılırsa bir daha seçim yapacak bir ülke bile kalmaz.”