Dar gelirlinin korkulu rüyası 8.5 yıl sonra yeniden zirveye çıktı. Türkiye İstatistik Kurumu’nun önceki gün açıkladığı verilere göre, Mart ayında enflasyon artışı, yüzde 11.29’a yükseldi. Böylece gıda fiyatları ve kurdaki yükseliş nedeniyle TÜFE Ekim 2008’den bu yana en yüksek düzeye çıktı. Şubat ayında da yüzde 10.13’e yükselen TÜFE, çift haneye demir attı.
Yurt içi üretici fiyat endeksi bir ay önceki aya göre, yüzde 1.4 artarken yıllık bazda yüzde 16.09’a yükseldi. Fiyat artışlarının zembereğinden boşalır gibi fırladığına dikkat çeken ekonomistler, üreticilerin kur artışlarından kaynaklanan maliyeti, canlanır canlanmaz fiyatlara yansıdığı belirtildi.
Üretici fiyatlarda görülen bu sıçramanın önümüzdeki dönemde tüketici fiyatlarına yansıması ve fiyat artışları serisine yol açmasına neden olabileceği tahmin ediliyor. Mart’ta en yüksek fiyat artışı, yüzde 26 ile mandaline oldu. İkinci sırayı yüzde 26.05 sivribiber, gıda ve alkolsüz içecekler yüzde 1.93, sağlıkta yüzde 1.88, eğlence ve kültürde yüzde 1.55, ev eşyası grubunda yüzde 1 artış gerçekleşti.
Alkollü içecekler ve tütün grubunda ise aylık değişim gerçekleşmedi. Ana harcama gruplarınad ise aylık değişim gerçekleşmedi. Ana harcama grupları itibariyle 2017 yılı Mart ayı itibarıyla hiçbir grupta düşüş yaşanmaması da dikkat çekti. Ekonomi çevrelerine göre, enflasyonda kur etkisinin önümüzdeki süreçte de devam edeceği anlamına geliyor.
Mart ayı enflasyonu yılın başında tüm emekli ve çalışanlara yapılan maaş zammını sıfırladı. Özellikle memur maaşı zammı Aralık ayındaki seviyesinin altına düştü. Hükümet bu yılın başında memur ve memur emeklilerinin maaşlarına da yüzde 4.73 oranında zam yaptı. Türkiye İstatistik Kurumu bu yılın üç ayında tüketici enflasyonu yüzde 4.34 olarak açıklandı. Böylece, Mart sonu itibariyle memur ve memur emeklileri sene başında aldıkları zammı tümden kaybettikleri gibi, yüzde 1,34 oranında eksiye geçti. Diğer emeklilerin elinde ise yüzde 4.34 zamdan sadece 0.4 oranında zam kaldı. Yapılan hesaplamalara göre emekli bir memurun Aralık ayında 1843 lira olan aylığı, Ocak’ta yapılan yüzde 3 zamla 55 lira artarak 1893 liraya yükseldi. Ancak 3 ayda yüzde 4.34 çıkan enflasyon memurun aylığından 79 lira götürdü. Dolayısıyla iki ayda 55 lira zam yok olduğu gibi, emeklinin reel geliri Ocak ayından sonraki seviyenin altına düştü. Yüksek enflasyon Ocak ayında 70 lira zam alan en düşük dereceli memurun maaşından 98 lira götürdü. Bir memur aldığı 70 liralık Ocak zammını kaybettiği gibi 28 lira eksiye düştü. Enflasyon memur emeklilerinin maaşlarını Ocak zammını da silip süpürdü.
Enflasyonun 6 aylık zam oranını aşması memur ve memur emeklilerinin enflasyon farkını kaçırılmaz hale getirdi. Mart sonu itibariyle emeklilerini hak ettiği enflasyon farkı yüzde 1.35’e ulaştı. Ancak bu enflasyon farkları 6 ayın sonunda Nisan, Mayıs ve Haziran enflasyon farkı Temmuz maaşı ile birlikte ödenecek. Bu tarihe kadar enflasyon farkının daha da yükselmesi bekleniyor.
ÇİFTÇİ-SEN’İN RAPORU
Çiftçi-Sen’in hazırladığı rapor çiftçinin acıklı halini gözler önüne serdi. Türkiye genelinde 44 bin üyesi bulunan Çiftçi-Sen’in yaptığı araştırmaya göre, buğday, arpa, baklagiller, şeker pancarı yanlış fiyat politikası nedeniyle daha az üretilmeye başlandı. Bu durumda Türkiye’yi ithalata yönlendirdi. Rapora göre tarım alanı 2002’de 26 milyon 579 bin hektardı. 2016’da 23 milyon 900 bin hektara geriledi. 3 milyar miktar arazide çiftçi üretim yapmaktan vazgeçti.
Çiftçilerin ileri sürdüğü şikayetlerde topraktan elde edilen ürün mazot, gübre, ilaç, tohum fiyatlarında artış nedeniyle maliyeti bile karşılamıyor. Raporda çiftçinin sorunları şöyle sıralandı:
Buğday: Üretim alanı 2002’de 9 milyon 300 bin hektardı. 2016’da 7 milyon 780 bin hektara geriledi. Çiftçiler 1.5 milyon hektar arazide artık buğday ekmiyor. İthalat yapılıyor.
Arpa: Çiftçiler 2002-2016 arası yanlış fiyat politikaları nedeniyle 1 milyon hektar arazide arpa ekimi yapılmıyor. Yemde ithalatçı olduk.
Şeker Pancarı: 2002’de 492 binin üzerinde aile pancar ekiyordu. 2016’da bu sayı 106 bine düştü. Ekim alanları da 3 milyon 724 bine düştü. Ekim alanları da 3 milyon 724 bin 680 hektardan 2 milyon 752 bin 721 hektara geriledi.
Pamuk: 2002’de 7 milyon 210 bin 770 dekar alanda pamuk ekimi yapılırken, Türkiye’nin pamuk rekoltesi 800 bin tondu. 2016’ya gelindiğinde 4 milyon 800 bin dekara düştü. Bugünkü pamuk rekoltemiz yaklaşık 550 bin ton civarındadır. Bundan 5 yıl önce pamuk rekoltemiz bir ara 400 bine kadar düştü. Türkiye’nin pamuk ihtiyacı ise 1 milyon 250 bin ton. Bu yüzden Türkiye yurt dışından yaklaşık 800 bin ton pamuk ithal ediyor.
Hayvancılık: Nüfusumuz 45 milyon kişi iken hayvan varlığımız 83 milyondu. Bugün nüfusumuz 80 milyona ulaştı. Ülkedeki küçük ve büyük baş hayvan sayısı 50 milyona düştü.
Destek ve Kredi: 2004-2016’yı kapsayan süreçte tarıma sağlanan destek sadece 3.7 kat artarken bankaların verdiği kredi 13.5 kat yükseldi. Çiftçilerin takibe düşen miktarı 9 kat arttı.