Eskilerde ticari malların taşınmasında develer kullanılır. Elbette ticari kapasite dardır. Bir deve yüz kilo taşısa dahi yüz develik kervan ancak on ton yük götürebilir. Ancak kapasite düşüklüğü ticari malların değerinden bir şey eksiltmez. Develerle günlerce yol alındığından kervanlarla taze et, taze meyve-sebze, süt vb akar-kokar ürünler taşınmamaktadır. İpek, ip, kumaş, kuru bakliyat, yağ, kuru yemiş, baharat ticari mallardır. Üretim fazlalığı ve ulaştırmada yeterlilikler göz önünde bulundurulsa bile günümüzde dahi bu ürünler pahalıdır. Ambalaja girmiş zeytinyağının ile incirin kilosu yirmi liraya kadar çıkmaktadır. O dönemde elli kiloluk karabiber çekirdeği taşıyan deve aslında hazine taşımaktadır. Toroslara kadar mal getiren Arap kervanları dönüşte buradan incir ve yağ götürmektedir. Bu ürünler çok pahalıdır. Aşırı pahalı olduğu için değerlidir. Kuranı Kerim’de müşrik Arapları ikna etmek için zeytin ve incirin üzerine yemin edilmesinin nedenlerinden biri budur. Karada ulaştırmada develer hizmet görürken denizde küçük çaplı kürekli ve yelkenli gemiler devrededir. İpek Yolu kara ulaştırma örneği iken Baharat Yolu deniz ulaştırmasına örnektir. Devletlerarası çatışmaların temeli ekonomik nedenlerdir. Ulaştırma, ekonomik faaliyetlerin bel kemiğidir. İpek Yolu, Çin’den, Orta Asya üzerinden, Avrupa’ya uzanır. Eski dönemlerde Çinliler ile Orta Asyalı Türkler arasında şiddetli çarpışmaların nedenlerinden birisi İpek Yolu’nun kontrolüdür. O dönemde Türk prensleri sürekli birbirine düşürerek Çin, Orta Asya’da terör estirir. Baharat Yolunun Kızıldeniz bağlantısı üzerinde kalan Araplar, İslamiyet’in yayılmasıyla siyasi birliğini sağlar. Yedi yüzlerde doğu yönlü hareket ederek İran üzerinden Orta Asya’ya girerler. İpek Yolu konusunda bu kez Çin-Arap çatışması başlar. Çin kavgayı kaybeder. Dünya’da Arap-İslam, Türk-İslam dönemleri başlar. Daha sonraları Osmanlılar devreye girer. Osmanlılar, Baharat Yolu’nun denetimi nedeniyle Safevi ve Memluklularla çarpışır. Safevi, Doğu Anadolu’da Şiileri ayaklandırarak Osmanlı’da teröre başvurur. Yavuz Sultan Selim, olayları kanla bastırır. Daha sonraları Coğrafi Keşifler nedeniyle Baharat Yolu önemini yitirir. Ancak Suveyş Kanalı’nın açılmasıyla Akdeniz yeninden gözde olur. Akdeniz’den nasiplenmek isteyen Çarlık Rusya’sı Osmanlı’yı hedef alır. Askeri güçle Osmanlı üzerinden Akdeniz’e inemeyen Rusya Batı’da Slavları kışkırtır, doğu’da ise Ermenileri… Osmanlı’nın hem doğusu hem batısı teröre teslim olur. Ermini komitalarının Padişaha suikast girişimiyle terör İstanbul’a kadar iner. Terör, tarihimizde dünün hikâyesi değildir. Atatürk’ten sonra vizyonu olan en önemli Cumhurbaşkanı Özal’dır. Özal’ın Cumhurbaşkanlığı doksanlı yıllara rastlar. Bu yıllar, Sovyet Rusya’nın dağıldığı dönemdir. Altı tane yeni Türk devleti ortaya çıkar. Kazakistan ve Azerbaycan önemli doğalgaz, petrol yataklarına sahiptir. Özal, Türkî Cumhuriyetlere ilgi duyar; Avrupa’dan dümen biraz kırılır doğuya döner. Kazak doğalgazı ve Azeri Petrolü’nün Türkiye üzerinden pazarlanması projeleri yapılır. Türkî Cumhuriyetlerin eski hamisi Rusya bu işlerden rahatsızlık duyar. O, Türkî Cumhuriyetlerin kendi yörüngesinden çıkmasını istememektedir. Kazak ve Azeri doğalgaz ile petrolünü kendi kanallarıyla pazarlama peşindedir. Rusya hemen bildik oyuna başvurur. Türkiye’de etnik terör başlar. İşin ilginci terör eylemleri boru hatlarının geçeceği Erzurum, Erzincan, Sivas gibi illerde yoğunlaşır. Özal, terör yüküyle Türkiye’nin Orta Asya projesinin başarılı olmasının mümkün olmadığının farkındadır. Terörü bitirecek projelerinin olduğunu söyler. Son Orta Asya gezisinden sonra Özal şüpheli bir şekilde ölür. Türkiye, daha sonra teröre gömülür. Orta Asya Türkî devletleri şeklen bağımsız olsalar da tekrar Rusya’nın güdümüne girerler. Rus bayanlarının güzelliğinden daha çok şeyi Rusya hakkında bilmemiz gerekir. Çocukluğumda şoförler durak nedeniyle kavga ederdi. Ekmek için kavga ettikleri söylenirdi. Devletlerarasında ulaştırma alanındaki kavgalar daha şiddetli ve daha sinsi inanın bana…