Dilimizde “ koçum “ deyimi birini övmek ve sırtını sıvazlamak için övgü anlamında kullanılırdı.
Günümüzde “Yaşam koçluğu “ son günlerde ,kişisel gelişim ve zirveye çıkan yolda, başarılı olma trendini yakalayan bir etkinlik ve yöntem.
Yaşam koçluğu, en basit anlatımla hayallerinizi planlara, planlarınızı da gerçeğe dönüştürmektir.
Yani , kısaca yapmak istediklerinizi gerçekleştirmenin yolu ve formülüdür.
İnsanlar neler düşündüklerini , karşısındakine anlatmakta zorlandığı anlar olabilir.
Sizin mesajlarınızı karşınızdaki, sizin ne demek istediğiniz gibi anlayamayabilir..!
Hatta hiç anlayamadığı zamanlar olduğu gibi tersini de anladıkları zaman , hayal kırıklığına uğramak olağan bir durumdur.
Onun için” karşınızdakine ne demek istediğiniz ancak onun anlayabildiği kadardır “der atasözü.
Bizim zamanımızda sadece “Dale Carneige” adında ilk yaşam koçunun kitapları bilinirdi.
Mutlu olmanın yolları , nasıl ikna edersiniz gibi basit kitaplarla insanların etkileme sanatları ve teknikleri öğretilirdi.
Yaşam koçluğu tamamen zihne yönelik bir çalışmadır.
Özel uygulanırsa , Kişinin içinde bulunduğu sıkıntılardan kurtulması ve dilediği çözümlere ulaşması yönünde yapılan çalışmalar bütünüdür.
Şimdiki insanların çoğunun amacı günlük dünyevi ihtiyaçlarını gidermek.
Eşiyle, sevdikleriyle anne babalarıyla olan sorunları gidermek. Parasal sıkıntılarını çözmek. Bu insanların yaşam koçluğuna ihtiyaçları var.
Yaşam koçları kendilerini tarif ederken benzettikleri şey, deniz fenerleri gibidirler, tek yaptıkları ışık tutmaktır. Böylece gemilerin kayalara çarpmasını engellerler.
İnsanlar ” benim aklım yok mu ,? kendim hallederim “ diye düşünebilirler, sonra içindeki o kısır döngünün içinden çıkamadıklarında kimileri, yaşama küserek pes ediyorlar .
Kendilerini analiz ettiklerinde ,” hayat böyle, şartlar böyle” ya da filanca yüzünden ben bu durumdayım diyerek başarısızlığa kılıf bulma arayışı içine giriyorlar kısaca.!
Çünkü problemin nasıl çözüleceğini ve işin nasıl yapacağını bilmiyor ve yapamayınca da kimsenin yapamayacağını düşünüyorlar.
Kişinin aklı ve mantığı ne yapacağını bilse bile onu harekete geçmesini engelleyen düşünce kalıplarını ortadan kaldırmadan bunları gerçekleştiremez.
Bilinçaltıyla ilgili eğitim aldığımızda neredeyse hiç bir şeyin farkında olmadığımızı anlıyoruz.
Yaşam koçu sayesinde yükselmezsiniz, onunla birlikte yol alırsınız.
Cevaplar, davranışlar ve sonuçlar yine sizden gelir.
Yaşam koçu ise bu cevaplara ulaşmanızı sağlayacak doğru soruları sorar.
Doğru sorular, doğru cevaplara ulaşmanızı sağlar.
Yaşam koçları, size kendi dünya modellerine göre akıl fikir vermez, bunu psikologlar yapar. Yaşam koçları, içinizdeki cevaplara ulaşmanız için size ışık tutar ve motive ederek yol almanızı sağlar.
Eğer ciddiye alınarak , kendinize rehber edinirseniz, Yaşam koçluğu alan kişilerin hayatlarına bir sihirli değnek dokunmuş gibi hızlı bir değişim olduğunu görüyoruz. Tüm dünyada hızla büyüyen bu meslek, insan denen varlığı anlamada ve onun içinde bulunduğu kısır döngüden çıkıp dilediği hayatı yaşamasına imkan veriyor.
Peki günümüzde bunu uygulayanlar kimler..?
Büyük şirketler, firmalar, insan kaynaklarına önem veren kuruluşlar , zaman zaman personellerine motive ve işyerinde daha iyi verim için bu kurslara çalışanlarına ciddi devam zorunluluğu getirerek , parasal cezalarla da takibini sağlıyorlar.
Bazı seminerlerine katıldığım yaşam koçluğu ve kişisel gelişim , kişilerin zihninde yeni pencereler açan , farklı yönlerden değerlendirmeler ile yorumlarımızın değişebildiği yöntemler geliştirilebiliyor.
İşte o notlardan ilginç olanlar ;
-İnsanı başarıya götüren şartlar, doğa ile açıklanır ve devam eder, Biz doğanın o tohumunu müdahale ederek, bugün hızlandırılmış tohumun tatsız meyvesiyiz.
-Cahil olan tohumdur, filiz çırak , dal kalfa , usta ise ağaçtır.
-Emeksiz yemek olmaz,
-İnsanın yazılımı ile hayatın yazılımı terstir.
-Ne dediğin değil , nasıl söylediğin önemlidir.
-İnsan beyni çok hızlı bir tarayıcıdır. İlk izlenim çok önemlidir. Sonra karşılaşmalarda beyin çok hızlı bu tarayıcıyı kullanarak sizi tekrar hatırlar.
-Amigdala denilen beynin bir bölümü bir olay ve durum karşısında hemen bir “ dosya “ açar.
Kişi daha önceki kayıtlara göre , benzer karşılaştığı olaylara aynı işlemle cevap verir..!
İnsan beyninde Amigdala bölgesinde en sert ve silinmeyen kayıt yeri “utançtır “ diğerleri , sırasıyla “öfke ve değersizliktir. “
-İnsan en çok acı çektiği ve en çok haz duyduğu şeyleri unutmaz.
-olaylar çarpı tepki , eşittir sonuçtur.
-İnsan beyninde kullanılan her yol ve kanal genişler ve alışkanlıklar buna göre belirlenir. Kullanılmayan her veri yolu da zayıflar ve daralır.
-her şey beyinde başlar.
-Kişilik , Huy ve karakterin birleşiminden ibarettir.
-İnsan beyni yaptığı yapamadığı ve yapmadığı her şeye mazeret uydurma uzmanıdır.
-İnsanların şikayet ettiği şeylerle , şükrettiği şeyler aynıdır. Sadece nerden baktığı ile değişiktir.
-Anlattıkları sende kalan kişiye HOCAM dersin .(Her anlatana hoca denmez..!)
-İnsanın beş temel isteği vardır, Bilmek , yapmak , paylaşmak, sahip olmak, birey OLMAK.
-Evliliğin sürmesini tek anlamı ,nedeni birlikte öğrenmektir.
-İnsan beyni üçlemelerden hoşlanır,beyin üçüncü tekrarda algıyı tamamlar.(Geldim , gördüm , yendim gibi )
-Tekerin büyük olursa , engelleri kolay aşarsın.
-Çocuğa yapma düşersin , koşma terlersin dediğinde çocuk yapmaz, bunları büyüyünce yap dersen yapamaz..!
-Bir nedenin gücünü arttıran şey uğruna verilen emektir.
-İnsan beyni siz neye razıysanız ona razı olur, yapamam olmuyor deseniz olmaz. Engelleri engel olarak değil de, birer, merdiven basamağı gibi görürseniz , kolayca aşılır.
-İnsanlar hazza göre programlanmıştır , kararlarımızı önce acılardan kaçınarak en kolay olan hazza göre belirleriz.
-İnsan beyni sen ona neyi inandırsan , sana onu yaşatır . Neye inanırsanız onu yaşarsınız. Yapamam dersen yapamazsın , yapacağım dersen , sonunda yaparsın. Başarılarımız kazandıklarımızdan değil , kazanamadıklarımızla gelişir.
-İnsan öğrenmeyi bıraktığı gün yaşlanır. Öğrenmeyi, beyni çalıştırmayı bırakırsan, bedenini ve organizmanı kendin bitirirsin.Onun için güzel bir söz derki, “insan öğrenmekle beyni çalışır , zinde tutar, beynini boş tutmaya gelmez,eğer öğrenmeyi bırakır , beyni boş tutarsanız , bu kez kendi kendini öğütür “.
-Uygulayıcısı olmadığın hiçbir şeyin, anlatıcısı olma.
-İstediğiniz kadar en büyük ve mükemmel bir firma olun , en büyük vitrin şirketin giriş kapısındaki danışma memuru ve güvenlikçinin gülümsemesindedir. Toplam kalite algısı şirketlerin hedefi olmalıdır.
- Bir gün 24 değil , 25 saattir…! 25.saat senin olmadığın yerde , başkalarının seninle ilgili neler söylendiği saattir. Bizim yokluğumuzda iki yakın arkadaşının birine , bizim hakkımızda anlattıkları en etkili inandırıcıdır.
Bu seminerlerde insan beyninin muazzam bir güç ve karar merkezi olduğu, gerçekten kullanılmak istenildiğinde hazza kaçmadan ,biraz beyni çalıştırmakla hayatın çok kolaylaşacağını öğrendik.
Siz de yaşlandım deyip, öğrenmeyi bırakmayın , yoksa değirmen gibi beynininiz boşa döner ve kendini öğütür. Asıl yaşlılık o zaman başlar.
SÖZÜN ÖZÜ:
BAZI İNSANLAR SEVMEDİKLERİYLE YAŞAR ,
UNUTAMADIKLARIYLA ÖLÜR.
MEHMET ÖZÇAKIR mehmetozcakir@hotmail.com
PK:110 EFELER AYDIN
GSM : 5323722627