Geçen günkü yazımda belirttiğim gibi Rumların sinsi oyunları Kıbrıs görüşmelerini çıkmaza sokabilir. Batı dünyasının himayesindeki Yunanistan ve Kıbrıs Rumları, daha müzakereler başlamadan alacakları tavizleri ceplerine koyacak ve ileriki toplantılarda yeni tavizler isteyecekler.
Karşımızda dost değil, yüzyılların kinini sinesinde toplamış bir Yunanistan var. Üstelik Osmanlı Kıbrıs’ı Rumlardan değil, Venedik ve Malta şövalyelerinden aldı. O tarihte adada bir Rum azınlık da yoktu. Ada, İngiltere’ye kiralık verildikten sonra Yunanistan ve diğer adalardan göçler oldu ve Yunanistan Megalo idea çerçevesinde kısa süre içinde Rum nüfus arttı ve Türkler azınlık olarak kaldı. Günümüzde Kerkük’de de aynı sıkıntı yaşanıyor. Yüzyılların Türkmen kenti Kürt Kenti olarak olup çıktı. Onun için düşmanlarımıza hiç kızmayalım. Suç, Türkiye’nin izlediği dış politikada. Bu yüzden yüz yılı aşkın Kıbrıs sorununu bir türlü çözemedik ve lehimize çeviremedik.
Çok ilginçtir. Yunan Gazeteleri Haberlerinde Türkiye’nin adadan askerini çekeceğini söylüyor ve bu bilgileri, Türk yetkililerden aldıklarını iddia ediyorlar. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio, “Buraya bir çözüm bulunmasına yardımcı olmak için geldik. Ama o çözümü bulmak çok çok zor” dedi.
Rumların oyunlarına gelmemek lazım, ama bu nasıl olacak? Türk heyeti masadan kalkan taraf biz olmayalım diye direniyor. Mutabakat neydi? Her konuda uzlaşmadan toprak meselesi görüşülmeyecekti. Rumlar hemen toprak haritalarını ortaya çıkardılar ve ardından “Garantiler de kalksın” demeye başladılar.
Garantiler ne?
1960 anlaşmalarında belirlenen anlaşmalar. Yani Garantörlük hakları! Bu yüzden asker gitsin ısrarları. Yunanistan askerleri için hiçbir yaptırım yok. Onlar adada kalıcı.
Türkiye askeri çekerse 1974’de yaşananlar yeniden sahneye çıkar. 43 yıldır adada kan dökülmemesinin nedeni adadaki Türk silahlı kuvvetleridir. Kıbrıs’taki Türk askeri, kim ne derse desin adadaki huzuru sağlayan bir güçtür. Asker adayı terk ederse Kıbrıs kısa zamanda yeniden bir kan gölüne döner. Son yıllarda Kafi Annan planı bile Kıbrıs’a huzuru getiremedi. Oysa Türkiye hep veren pozisyonunda oldu ve baskılar karşısında iyi politikalar üretemedik.
Kıbrıs Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Rumların tutumunu eleştirirken, “Asker çekilsin Kıbrıs Türklüğü biter” diyor.
İyi ki 1960 Garantileri var. Yoksa Adada Türkiye’nin güvenliği biter. Böyle bir mutabakatın gerçekleşmeyeceği bilinirken, Türk heyeti niye boşu boşuna masaya oturuyor?
Emekli Büyük elçi Onur Öymen’in Kıbrıs sorunu karşısındaki görüşü şöyle. “Lüksemburg kuralı vardır. AB üyesi ile AB üyesi olmayan bir ülke arasında bir iş olunca AB daima üye olan ülkenin yanında yer alır. Yazılı olmayan kural bu.
ÇÖZÜM İÇİN GELDİK AMA!
Kıbrıs’ta kapsamlı ulaşılması hedefiyle 12 Ocak’ta Cenevre’de düzenlenen ve ilk oturumla başlayan Kıbrıs konferansının yeni oturumu, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonion Guterres’in katılımyal İsviçre’nin Crans Montana kentinde devam etti. Le Regent kongre merkezinde düzenlenen konferansın üçüncü gününde Genel Sekreter Guterres, Dış İşleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Yunanistan Dış İşleri Bakanı Nikos Kotzias İngiltere’nin Kıbrıs özel temsilcisi Jonathan Allen KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Rum lider Nikos Anastasiadis ve Kıbrıs Özel Danışmanı Espen Barth Eide bir araya geldi. Dış İşleri Bakanı yaptığı açıklamada Kıbrıs konferansı için “Bu bir final konferansıdır. Son konferanstır” dedi. Ancak Guterres, yaptığı konuşmada adada iki bölgeli iki toplumlu ve siyasi eşitliğe dayalı fedaral bir ortaklık için önemli mesafeler kaydedildiğini fakat hala zorlu müzakerelere ihtiyaç duyulan konular olduğunu belirtti. Guterres adadaki soruna çözüm bulunabilmesi için yapılacak daha çok iş olduğunu işaret ederken, “Buraya bir çözüm bulunmasına yardımcı olmak için geldik, ama o çözümü bulmak çok çok zor” dedi.
Görüldüğü gibi, Türk tarafı, adadaki sorunları çözüme ulaştırılmasını istiyor. Bu konuda oldukça duygusallar. Ancak duygusallık tek başına kalınca ve tek başına kalandan taviz koparmaya çalışıyorlarsa sorunlar çözümsüz kalmaya mahkum olur. Her nedense Rumlar Türkleri hala adada azınlık olarak görüyor ve onlara yaşam hakları tanımıyor. Onasis ve Mgegalo ideasi çerçevesinde adadaki hakların kendilerine ait olduğuna inanıyor.
Dış İŞleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu en güzelini söyledi. “Bu bir final konferansıdır. Son konferanstır.”
Ama Rumlar, bu ikaza uymayacak ve ebedi Türk düşmanlığını bir kez daha ortaya koyacaklardır.