Kıbrıs müzakerelerinin böyle sonuçlanacağı belli idi. Karşıdauzlaşma taraftarı olmayan ve her müzakere masasını terk edip kaçan Rumlarvardı. Yarım asırdır çözülmeyen bir sorun kaç toplantı ile çözülecek sandılar.Batı dünyası şımarttığı çocuğunu maalesef iyi tanımıyor. Daha önceki yıllardaKıbrıs’ta bir federe devlet kuruldu da ne oldu? Eğer Türk askeri soydaşlarınyardımına koşmasaydı Rumlar adada Türkleri soykırım uygulayacaktı. Türk tarafıbu insanlarla yeniden masaya oturup yeniden bir Federal devlet kurma girişiminde nasıl bulunur?

Oysa Rumların bütün amacı Amerika ve AB’nin desteğiyle KıbrısTürkünü Anavatandan koparmaktı. Artık bütün gerçek ortaya çıktı. Türk askeriadadan çekilecek. Ancak yunan askeri için böyle bir beklenti yok. Onlar ise hepkalıcı olacak.

Kıbrıslı Türkler, ABD’nin, AB’nin ve Yunanistan’ın himayesinde ‘ABüyesi olacağız’ diye boşu boşuna beklemesin. Artık bundan sonraki süreçteTürkiye Cumhuriyetinin çizdiği yol haritası önem kazanıyor. Rumların hermüzakere döneminde sergilediği çözümsüzlüklerle Kıbrıs sorunu kesinlikleçözülmez. ABD dışişleri Bakanlığı sözcüsü Heather Nauert, sonuçsuz kalan Kıbrısmüzakereleriyle ilgili yazılıaçıklamasında; “ABD Kıbrıs’ın birleşmesine desteğini yineliyor.” Başlığınıkulandı. Açıklamada şöyle denildi: “ABD İsviçre’nin Crans Montano KentindekiKıbrıs konferansının bir anlaşma olmadan sona ermesinden dolayı hayalkırıklığına uğramıştır. Bu süreçte çaba gösteren tüm taraflara ve Birleşmişmilletler heyetine teşekkür ediyoruz. ABD tüm Kıbrısların yararına olacakşekilde adanın iki bölgeli ve iki toplumlu bir federasyon olarak yenidenbirleşmesi çabalarına destek vermeye devam edecektir.

KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, kapsamlı çözüme ulaşmasıhedefiyle İsviçre’nin Crans Montana kendinde yapılan Kıbrıs Konferansındanuzlaşı çıkmamasının nedeninin Kıbrıs Rum tarafının, Kıbrıslı Türkleri AnavatanTürkiye’den kopararak, bunun sağladığı güvenceden mağrum etmeye çalışmasıolduğunu belirtti. Ertuğruloğlu yaptığı yazılı açıklamada yarım asırdır devameden ve sonuç alınamayan müzakere sürecinin, tarafların Kıbrıs konusundakipozisyonları ve vizyonlarının taban tabana zıd olduğunu nihayi bir şekildeortaya koyduğunu söyledi. Ertuğruloğlu, bu dönemin karşılıklı sonuçlanmalarladeğil, Kıbrıs’ın iki halkın ve devletin iyi komşuluk ilişkileri içerisinde dahagerçekçi zeminde ele alınması için bir fırsat olarak kullanılması gerektiğine işaret etti. Kıbrıs Türk halkının onyıllardır Kıbrıs Rum tarafının girişimiyle uluslar arası alanda uygulanan gayriinsani izolasyonlara tabi tutulduğunu ifade eden Ertuğruloğlu, “Bu her türlüadalet ve insan hakları normlarına aykırıdır. İki halk arasındaki ilişkileridaha da kötüleştirip aradaki güven eksikliğini değiştirmekten başka bir amacahizmet etmeyen bu sınırlamaların kaldırılması konusunda uluslararası toplumabüyük görev düşmektedir. Bu konuda genelde uluslararası toplumun ve özeldeAvrupa Birliği’nin insani ve ahlaki sorumluluklarını daha fazla vakitgeçirmeden yerine getirmesini bekliyoruz. Federal bir ortaklık yoluylasağlamaya yönelik çabalar başarısız kaldığına göre, çabalarımızı iyi komşularolarak karşılıklı saygı ve yan yana barış içinde yaşamanın yollarını aramayayönlendirmeliyiz. Bu hem bizim vizyonumuz, hem de gelecek nesillere karşısorumluluğumuzdur” Dedi.

Ancak bundan sonraki süreçte Adada Türk tarafının sorunu çözmesiiçin Türkiye Cumhuriyetinin yol haritası önem kazanıyor. Bu müzakerelerde Rumtarafının akılmaz tavırlarıyla açıkça görüldü. Rum tarafı yalnız adayı değil, onu Yunanistan’a bağlamasını da istiyor.Türkler azınlık olsun istiyorlar. O yetmiyor bir de Türk askerinin adadançekilmesini istiyorlar. Bu anlayış net şekilde ortada… Bu anlayış, olabilecek bütün çözüm alternatifleriniortadan kaldırıyor. Rumlar her zaman yaptığını son müzakerelerde desergilediler. Yani Hristiyan alemi her ortamda ve koşulda bizi suçlar. Rumlarson müzakerelerde aynı taktiği yine kullandılar. Rum Lideri Anastasiadis sankibir mazlum gibi, “Türk tarafı tekliflerimizi kabul etmediler” dedi ve masadankalktı. “bozguncu bunlar” diyerek suçlar. Yani Rum tarafının değişmeyendavranış biçimidir bu suçlar.

Rumlar her zaman hazırcıdır. Avrupalı dostları onlara Tarih boyuncaganimetleri altın tepside sundular, şimdi de ABD’nin sorunu çözmesini,gerekirse adayı bile işgal etmesini istiyorlar. Yani ABD olaya müdahale ederse,Türkiye mecburen “taviz verecek” diye düşünüyorlar.

Neden böyle düşünüyorlar? Ve neden hiçbir konuda anlaşmayayanaşmıyorlar?

Çünkü adada bir federe devlet kurmak ortaklık anlamına geliyor. Amaonların böyle bir planı yok. Türklerle ortaklığı hiç düşünmüyorlar. Yani adanıntümü Rumların olsun, Garantörlük ve güvenlik kaldırılsın. Türk askeri gitsinki, bir daha müdahale edemesin. Bu düşünceleri artık net şekilde ortaya çıktı.ABD iki tarafa da “çözüme çok yaklaştınız. Gayret edin. Çözün bu sorunu” diyemoral vermeye çalışıyor. Ama hiç şüphe yok. Kıbrıs konusu Rumların tutumuylabaşka bir bahara kaldı. Bu mutlu baharı herhalde bizim neslimiz göremeyecekgaliba.