Ormanlar varsa biz de varız! Evet, ormanlar varsa biz de varız. İnsanoğlunun yaşam kaynağı olan oksijeni sağlayan ormanlar bizlerin nefes almamızı sağlarlar. Onlara gözümüz gibi bakmalıyız. Diktiğimiz fidanı kendi çocuğumuzu yetiştirdiğimiz gibi yetiştirmeliyiz. Yanan alanları zaman kaybetmeden hemen yeni fidanlarla buluşturmalıyız. Orman Genel Müdürlüğü verilerine göre, son 9 yılda 87 bin hektar alan yanarken, 340 bin hektar alanın ormancılık dışı kullanımına izin verildi. Özellikle ilkbahar ve yaz aylarında yaşanan orman yangınlarına karşı hepimiz teyakkuzda olmalıyız. Ormanlık alanlarda mangal ateşi gibi yangın tehlikesi olan hareketlerden kaçınmalıyız. Geçtiğimiz yıllarda gördük ki canım ormanlar gözümüzün önünde yanarak kül oldu. Esen kuvvetli rüzgârlar yüzünden günlerce hatta haftalarca söndürme işlemleri sürdü. İl bünyesinde ya da çevre ilçe ve illerden gelen yardım ekipleri hayatları pahasına söndürme işlemlerine katıldı. Bunun en yakın tarihlerde gördük. Orman şehitlerimiz oldu. Hepsine Allah Rahmet Eylesin.


***


Doğaya verdiğimiz hasarları iyileştirmek bizim elimizde. Bize nefes veren ağaçlara, kurda, kuşa borcumuzu ödemek için harekete geçelim; Türkiye’nin nefes alan her yerinde; altını, kömürü, betonu değil, yaşamı savunalım. Ağaç dikelim. Ormanları koruyalım. Ateş yakmayalım. Yangın sebebiyeti verecek başta şişe cam olan içecek şişelerini çevreye atmayalım. Doğaya attığımız çöplerimizi toplayalım. Deniz kenarlarındaki kumsallar sigara izmaritlerinden geçilmiyor. Kumsallar sigara izmariti, alkollü içecek kapakları, sigara paketleri, naylon poşetler, plastik içecek kutuları, gofret ve dondurma ambalajları ile dolu. Görevlilerin yaptığı temizlik bile yetmiyor. Sabah akşam gün boyu temizlik görevlilerinde çöpler toplanıyor. Vurdumduymaz kişiler yine yapacağını yapıyor çöpleri ve izmaritleri kumsala dolduruyor. Çevremize saygılı olalım. Çöpleri kutulara atalım.


***


Orman yangınlarının önlenmesinde en önemli unsurların başında uçak ve helikopterler ile su tankerleri geliyor. Hatta Muğla Marmaris’te olan yangında kıyılara kadar gelen alevlere denizden bile müdahale edildi. İnsanüstü bir çaba ile bu yangınlar söndürüldü. Yüreğimiz, ciğerlerimiz yandı ama fazla zayiat vermeden az hasarla da olsa atlattık. Ama yanan yine ormanlarımıza oldu. Zeytin ağaçlarının için için yandığını gördük. Orman hayatı da bu yangınlardan çok büyük zarar gördü. Kaplumbağaları, sincapları, eşekleri, koyunları, keçileri kurtarmak için canla başla savaştılar. İtfaiye erlerinin kaplumbağaya su içirişi ve hatta bir sincabın pet su şişesinden su içişi gözümün önünden hiç gitmiyor. Ormanlar tüm canlılar için nefes kaynağıdır. Yaban hayatının evleridir. Koruyalım.