İstanbul yönünde Doğu Roma İmparatorluğu hüküm sürerken erken dönemde Milattan sonra beşinci yüzyılda kuzeyden gelen savaşçı kabilelerin saldırılarıyla Batı Roma İmparatorluğu yıkılır. Got, Hun ve Franklar Roma’yla savaşır ve Roma’yı küçük krallıklara böler. Roma barışı sonlanır. Yüzlerce küçük savaş tüm Avrupa’yı kasıp kavurur. Savaşlar devam ederken küçük çiftçiler korunmaya ihtiyaç duyar. Onlar, kendilerini koruma teklifinde bulunan toprak ağalarına yönelir. Ancak buna karşılık toprak ağaları için çalışıp ürün yetiştireceklerdir. Zamanla çiftçiler toprak ağalarının neredeyse birer kölesi haline gelir. Bu durum feodalizm uygulamasıdır. Roma’da bulunan Katolik Kilisesi Roma İmparatorluğunu tekrar diriltmeye çalışır. Kilisenin fikirlerinden biri tüm dünya barışı için insanoğlu tek devlet çatısı altında adalet ve kanunlarla yönetilmeliydi. Fakat eski kent devletlerinden biraz daha büyük feodal yönetimler Yunan kent devletlerine benzeyen ulusal devletlerin yerini alıp genişlemekteydi. Başlarda güçlü pek çok feodal beyi insanları egemenlikleri altında birleştirmeyi başarır. Milattan Sonra on beşinci yüzyılda İngiltere, İspanya, Fransa’da güçlü krallar ortaya çıkar. Güçlü kral olabilmek, diğer feodal beyler ve Katolik kilisesiyle mücadeleyi gerektirmektedir. Krallar güçlerini tanrıdan aldıklarını iddia ettiğinden itibaren onlar kendi doğrularını kanun olarak sunmayı ilahi hak gibi görür. Böylece her ulusal devlet kendine özgü kanunlar yapma hakkının bulunduğunu iddia eder. Bu devletlerin her biri yüce ve mutlak olduklarını ileri sürer. Kilise de olsa bu devletler kendi güçlerinin dışında hiçbir gücü tanımaz. İlk ulusal devletler Fransa, İngiltere ve İspanya’da güçlenir. Bu devletler yıllarca birbirleriyle mücadele eder. Onlar Avrupa’da birbirlerinin topraklarını ele geçirmeye çalışır. Aynı zamanda Yeni Dünya’da topraklar elde etmek için dışarıya kâşifler gönderir. Bazı kâşiflerin adını sizler bilirsiniz. İspanya’dan Columbus, Cortez, Pizarro, Balboa’yı tanırsınız. Lasalle, Champlian, Fransa’nın Marquette babasıyla ilgili bir şeyler okumuşsunuzdur. Drake ve Raleigh adlı İngilizlerin adlarını işitmişsinizdir. Yeni Dünya’da ortaya çıkan Amerika Birleşik Devletlerini kuranların büyük çoğunluğunu İngiltere’den gelen kadın ve erkekler oluşturur. Onlar yeni kıtaya geldiklerinde, İngiliz dili ve kültürünü ve kanunlarını beraberlerinde getirir. Söz konusu kadın ve erkekler özgürlük ve kendi kendilerini yönetme hakkı için savaşan İngiliz insanının bir parçasıdır. Bu açıdan İngiltere tarihine bakmalıyız. Haklar için verilen büyük kavga hikâyelerinin gerisine baktığımızda özgürlük için hapishanelerde ve savaşlarda ölenleri, hiçbir neden yokken işkence görenleri görürüz. Özgürlüğü kazanmak veya onu korumak kolay olmaz. Bugün haklar yasama organı parlamentodaki temsilciler aracılığıyla korunmaktadır. Feodalizm Milattan Sonra beşinci yüzyılda Batı Roma İmparatorluğu’nun çökmesiyle başlar. Milattan sonra 400’den 1400 yılında kadar, tüm ortaçağ boyunca devam eder.1199 yılında John tahta çıktığında Feodalizm İngiltere’de tüm şiddetiyle devam etmektedir. Kral John, tembel, korkak ve çok zalimdir. John’un yeğeni tahta hak iddia ettiği zaman o, yeğenini öldürttü. Kral aynı zaman halkın üzerine acımasızca vergiler salar.1214’ün ağustosunda John’un baronlarından bir kısmı ile tartışır. John onlara karşı çok haksız davranır. Baronlar, krala sunulmak üzere kendi taleplerini belirten bir liste hazırlar. Aynı zamanda onlar, kralın taleplerini kabul etmeme durumunda ona savaş ilan etmeyi kararlaştırır. Kral John, baronlarla kapışmayı göze alamayınca onların taleplerini kabul eder. 1215 yılının 15 Haziran’ında Baronlar ve Kral Runneymede olarak adlandırılan çimenlikte karşılaşır. Kral, daha sonra Manga Carta olarak adlandırılacak sözleşmeyi burada imzalar. Kendi kendine yönetme hakkını kazanma savaşının ilk basamağını İngiliz halkı böylece kazanır. Modern ve ulus devletlerin böylece temelleri atılır.