İktidarın tarıma yönelik uygulamalarına tepkiler dinmiyor. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, AKP hükümetinin Tarım politikalarını eleştirerek, 15 yılda tarımı bitme noktasına getirdiğini belirtti. Tarımla alakalı her şeyin ithal edildiğini ifade eden Gürer, “ AKP hükümeti milli bir tarım politikasından söz edemez” dedi.Türkiye’de çiftçi kesiminin son yıllarda yaşadığı sorunların, hükümetin yanlış tarım politikasından kaynaklandığını söyleyen Gürer, 15 yıl öncesine kadar tarımda kendi kendine yeten Türkiye’nin, artık pek çok ürünü ithal ettiğini dikkat çekti. Gürer, şunları söyledi: “Tohum, ilacın, gübrenin, mazotun ithal edildiği ülkemizin yakın gelecekte dışa bağımlı hale gelmesinden endişe ediyoruz. Bunun yanında doğal kaynak sularımız maliyetleri yüksek olduğu gerekçesiyle tarım alanlarına kazandırılamıyor ve temiz sular denizlere, boş verimsiz arazilere akıyor. Yer altı sularımız yakın zamanda bitecek. Sularımız yeraltından çekiliyor ve çiftçilerimiz ürünlerini büyük enerji masraflarıyla suluyor. Giderek artan enerji masrafları, ithal edilen tarım ilaçları, yine ithal edilen tohum, dünyanın en pahalı mazotu çiftçimize reva görülüyor ”Hükümetin yanlış tarım politikaları nedeniyle, artık çiftçinin tarlalarını ekemez duruma geldiğini bildiren Gürer, ‘’ Bu nedenle şehir merkezine göç etmek zorunda kaldıklarını ileri sürdü. Tarım Türkiye’nin lokomotifi olması gerekirken göz ardı ediliyor. AKP hükümeti tarıma gereken desteği vermedikleri gibi çiftçiyi de mağdur ediyorlar.


‘’TÜRKİYE SAMAN İTHAL EDİYOR


Türkiye 5 yıl aradan sonra saman ithal ediyor. Sığır ithalatında dünyada ikinci , Avrupa’nın ise lideri olan Türkiye, kırmızı et, damızlık, besicilik ve kasaplık hayvan, küçükbaş hayvan, yem maddesinden sonra tekrar saman ithal etmeye başladı. Bulgaristan’dan ilk ithal saman İzmir limanına geldi. Türkiye ilk kez 2012 yılında saman ithal etmişti. İthalatın yapıldığı 2012’den bu yana tarımla ilgili konular gündeme geldiğinde ‘’ saman bile ithal ediyoruz’’ denilerek hayvancılık politikasındaki hatalara dikkat çekildi. Hayvancılık sektörü temsilcileri, saman üretiminin azalması, bazı tüccarların stok yapması nedeni ile saman fiyatının sezon başında 25 kuruştan 50-60 kuruşa kadar çıktığını, kış aylarında 1 liraya yaklaşacağını bu nedenle ithalatın kaçınılmaz olduğunu iddia ediyor.Bulgaristan’dan ilk saman ithalatını yapan İzmir Kırmızı Et Üreticileri Birliği başkanı Osman Civil, Türkiye’de saman fiyatının sezonda 300-400 liraya çıktığını belirterek şu değerlendirme yaptı ; ‘’ Daha sezondayken fiyatların yükselmesi hepimizi tedirgin etti. Özellikle sonbahar ve kış aylarında fiyatın daha çok yükseleceği endişesi var. Bu nedenle önlem olarak ithalat yapmaya karar verdik. Türkiye’de özellikle saman üretiminin yoğun olduğu güneydoğu Anadolu bölgesinde buğday ve arpa tohumunda değişikliğe gidildi. Yüksek dane verimi olan sapı kısa çeşitler ekildi. Ayrıca yine bu bölgede biçerdöverler yüksek biçim yani daneye yönelik biçim yaptıkları için sap anız olarak tarlada kaldı ve saman verimi düştü. Samanın az olduğunu gören tüccarlar fiyatın artacağını düşünerek stok yapmaya başladı. Biz sipariş veriyoruz, sözleşme yapıyoruz. Fakat saman göndermiyorlar, bu nedenle ihtiyacımızı karşılamak ve fiyat artışını önlemek amacıyla ithalat yapmaya karar verdik. Çünkü önlem alınmazsa kış aylarında saman fiyatı 700 liranın üzerine çıkar’’



Aksaray’da yonca üretimi, ticareti ve ihracatı yapan bir firma yetkilisi, saman ithalatının yeniden gündeme gelmesinin hayvancılık politikasındaki yanlışlıklardan kaynaklandığını belitti ve şunları söyledi :’’ Türkiye’nin saman üretim merkezi Urfa, Mardin, Konya, Ankara, Polatlı ve Trakya bölgesi hasat ilk başladığında tonunu 280 liraya aldığımız saman şimdi 500 lira oldu. Türkiye’de et sorunu yok, ot sorunu var. Meralarımız, tarım arazilerimiz boş dururken yıllık ortalama 15 milyon ton kaba yem açığımız var. Verimli arazilerin ekilmesi, meraların ıslah edilerek hayvancılığa kazandırılması gerekir. Et ve süt kurumunun 500 bin baş besilik hayvan ithal edeceğini ancak bu hayvanlara ne yedirileceğinin düşünülmediğini belirtti.


’’SOĞUK ZİNCİRE TEŞVİK GELMEZSE MALİYET FİYATLARI YÜKSELTİR


Meyve ve sebzede soğuk taşımaya destek verilmemesi halinde yatırım maliyetinin satış fiyatlarına yansıyacağı savunuldu. Gıda enflasyonu düşürme çalışmaları kapsamında kayıp oranını azaltmak için yaş sebze ve meyvenin ambalaj ve soğuk zincirle taşınması kararına sektör kuruluşları ‘’ teşvik’’ talebi ile yanıt verdi. Gıdalarda soğuk zincirin sağlanması ve korunması kısa sürede bozulmanın önlenmesi bakımından ‘’ şart’’ diyen Türkiye Gıda ve İçecek Sanayi Dernekleri Federasyonu başkanı Şemsi Kapuz ; ‘’ Soğuk zincirin, ülkemizde henüz ambalajlı olarak satılmayan ve özelikle yaz aylarında hızla bozulabilen yaş sebze ve meyve gibi ürünlerde de kurulmasının, öncelikle tedarik niteliğindeki kayıplara son vererek üreticinin ürününün heba olmasının önüne geçeceğini dikkat çekti. 6 milyon ton sebzenin ve meyvenin sadece dağıtımda soğuk zincir gereklerine yerine getirilemediği için doğrudan çöpe atıldığını aktaran Kapuz, özellikle yaş sebze ve meyvenin soğuk zincir ile nakliyesinin sağlanması tek ya da çok kullanımlık ambalajlarda paketlenerek satışa sunulması üreticiler için ciddi maliyet oluşturacak bir maliyet, işletmelerin iş büyüklüğüne göre değişecek’’ dedi. Üreticiler için bu yatırımların hibe yada kredi gibi farklı finansman mekanizmaları kullanarak teşvik edilmesinin son derece önemli olduğunu ifade eden Kapuz; ‘’ Yaş meyve ve sebzelerin ambalajlanması ve tedarikçinin soğuk zincir içinde sağlanmasına yönelik yatırımlar konusunda teşvikler sağlanmaması halinde yatırım maliyetleri kaçınılmaz olarak ürün fiyatlarına yansıtılacak bu da gıda fiyatlarında yansıtılacak, gıda fiyatlarında indirim yerine tam tersine artışa yol açacak. Bu durumda tüketici de mağdur olacak’’Başbakan Yarımcı Mehmet Şimşek’in meyve ve sebze fiyatlarını düşürmek ve bu yolda enflasyonu dengelemek projesinin önünde büyük sorunlar var. Bu sistem rastgele oluşacak bir sistem değil. Öyle bir sistem kurulmalı ki , bu sistem sürdürülebilir olsun. Üretici de kazansın tüketici de. Böyle bir sistem ancak çok sayıda kurulacak üretici birlikleri aracılığıyla başarıya ulaşır. Yani kooperatifçilik faaliyetleriyle başarı elde edilir. Bu tür kuruluşların ileri batı ülkelerinde sayısız örneği var. Türkiye’de üretici kooperatiflerine yabancı bir ülke değil. Bu işletmelerin sayıları çoğalırsa sorun kendiliğinde çözüme ulaşır.