Ülkenin gündemini aylarca meşgul eden yerel İstanbul Büyükşehir belediyesi seçimleri nihayet geçtiğimiz Pazar sona erdi.

Artık bu konuda bir yazı yamanın zamanı geldi.

Gerçi dün hazırlık yapmıştık ama , yetişmedi.

Görüşümü sizlerle paylaşırım ,

Futbol fanatiği misali takım tutar gibi siyaset taraftarı olmadığımı hep dile getiririm.

Doğru yapanın yanında , yanlışın ise karşısındayım.

Asla ön yargılı ve peşin hükümlü olmamaya aşırı gayret ederim.

Tam objektiflikle ve burcumun karakteri Terazi gibi tartar , ölçer , biçer ve söylerim.

Eğer benimsediğim siyasilerde ise hata çekinmeden , eleştirmekten ,

Benimsemediğim siyasilerde başarı olsa olsa, övmekten , hiç sakınmam.

Bana kimse kemikleşmiş siyaset sempatizanı olarak bilmesin.

Eğriye eğri, doğruya doğru hiçbir kişi ve görüşün arka bahçesi olmadan yazar ve çizerim.

Türkiye de artık bir isim siyasette yerine oturdu.

İmamoğlu namı diğer ön adıyla Ekrem , sinirleri alınmış , kızmayan, kızdırılamayan , sakin ve birleştirici , her partide yer bulabilecek özlenen bir karakter olarak artık zirvede satrançta her yöne giden , kilit taşı gibi yerini aldı. Milletimizin içindeki , özlediği, beklediği , adeta bir kurtarıcı modeli gibi , gönülleri fethetti.

Dediğim gibi, aslında böyle bir ismi hangi parti koysaydı öne , yarışı önde bitirirdi.

Ekrem sözcüğü, kelime anlamıyla ,kendisine çok uyan , davranışlarını teyit eden bir ad..!

Kuran da geçen Ekrem adının anlamı , “çok cömert, çok onurlu, çok eli açık ve çok şeref sahibi “ demekmiş.

Gerçekten sahibiyle özdeşleşen bir isim.

Bundan sonra , bu adıyla , sözleri ve davranışlarıyla daha önce 18 günlük mini icraat dönemindeki söylemlerinin devamını izleyeceğiz.

Peki neden İmamoğlu önde bitirdi ve AKP nerde yanlış yaptı..?

Öncelikle Cumhurreisi’nin ilk belediye başkanlığı yıllarına dönelim.

İstanbul da o dönem , belediye hizmetlerinden memnun olmayan kimse yoktu.

Aynı partiden olmayanlar bile , belediyede işlerinin nasıl hızlı ve hemen görüldüğünü bana anlattıklarını unutmam. Erbakan ile yollarını ayırdıktan sonra, 2002 yılına dönelim. AKP ‘ nin söylemlerini hatırlayalım. “adalet, özgürlük ,kalkınma, liyakat “ gibi toplumsal söylemler ile iktidara gelen AKP nin ilk 5 yıllık hizmetlerini gene her kesim takdirle karşıladı.

Yapılış ve işletme şekli eleştirilse de, Büyük yatırımlardan Çine barajının ele alınması, Boğazın iki yakasını hem 3. Köprü ile , hem de deniz altından Avrasya tüneli ile bağlaması , yakın zamanda Çanakkale asma köprüsü , kamusal alanda sigara yasağı, dünya 5 ‘ den büyüktür söylemleri açıkça büyük destek buldu.

Ama ne zaman siyasi söylemler, sertleşip , kişiler ve rakipler için kavgada söylenmeyecek açıklamalar, adında ve en başında “adalet “ olan kelimenin yıpratılması , artan işsizlik , sözlü sınavlarda liyakatlı kişiler elenip , liyakatsız kişilerin kazandırılması , 3600 ek gösterge gibi verilen sözlerin yerine getirilmemesi, emeklilerin içindeki çıkmaz, ile iş arayan gençlerin çaresizliği, kendilerini yandaş süsü verip , siyasal güce yamanan ve nemalanan sahte insanlar , yapılan iyi şeyleri maalesef aldı götürdü.

Demirel ‘in büyük sözüdür. “halk günlük yaşar.” Uzun vadeli işleri bir gün alkışlar, ama mutfağına , evine , cebine yansıyan olumsuzlukları hiç unutmaz.

Bu da bazılarına göre “ahde vefasızlık “ olarak yorumlansa da, siyaset gerçeği budur.

AKP, bazı kurucularının da ifade ettiği gibi 2002 deki fabrika ayarlarından çark etmeye başlamıştı.Gücün devamlı kendisin de olduğu yanlışı içine düştü. Ankara da krema tabakası, sade vatandaşın iletişimini engelledi.Güç , ve tek taraflı düşünüp , karşı tarafı ötekileştirenlerin sardığı çember yanlış yaptırmaya başladı..Kamuoyu bu ilgisizliği affetmedi.

İşte bu ortamda , İmamoğlu aslında 2002 yılındaki , AKP söylemlerini aynen tekrarlayıp gündeme oturdu.Çünkü “ artık yeni bir şey söylemek lazım cancağızım “ sözündeki gibi, yeni bir söyleme ihtiyaç duydu.

halkın ümidi oldu, ama unutmamak gerekir ki,aslolan söylemlerin arkasında durmaktır.

Zirvede durmak , zirveye çıkmaktan daha zordur.

Eğer İmamoğlu da bir gün , hayalleri yeniden hayata geçiren söylemlerini icraata dökemezse, akibeti yaşanan deneyimden farksız olacaktır.

Bir tespitim ise , seçimden bir iki gün önce İyi parti Nazilli belediye Başkanı Kürşat bey , İmamoğlu’nun yanında poz poz görüntüler verirken , yanlışım varsa düzeltin , Aydın dan gidenlerin böyle karelerini göremedik doğrusu.

hayır, bu eksiklik değil bir detay, pekala CHP liler isteseydiler ittifakın büyük ortağı olarak İmamoğlu na daha yakın olabilirlerdi.

İstanbul da siyaset belirginleşmiş iken , Aydın da neler oluyor bu ara..?

dün Aydın da Efeler Belediyesinin bir özel ajansa yaptırdığı anket ilgimi çekti.

Aydın dışından bir firma ile yapılan anlaşma ile , önce tüm Muhtarlar, Meclis üyeleri, ardından 164 ‘e yakın STK ve Meslek Odaları ve hemşehri dernekleri ile görüşülüp iki sayfa anket sorularıyla görüşler toplanıyor.

Kimi sorularda , büyükşehir alanı sorumluluk ve yetki alanı içinde sorularda yer alıyor.

En sonunda da Efeler Belediye Başkanı hakkında özel sorularla ,kişisel davranışları ve belediyecilikteki hizmetleri öğrenilmek istenmiş.

Anketin sonunda STK ların ve görüşü alınanların bilgisi de yer alıyor.

Güzel bir çalışma , ama sonunda her kesim gerçekleri söyleyebilecek mi bilmem.

Çünkü kendileri de aynı siyasal görüşteki kişiler, dernekler , sendikalar çekinmeden gerçeği söyleyebilecek irade gösterirler umarım.

SÖZÜN ÖZÜ:

YA OLDUĞUNUZ GİBİ GÖRÜNÜN, YA DA GÖRÜNDÜĞÜNÜZ GİBİ OLUN

MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

PK:110 EFELER- AYDIN

GSM : 0.532.3722627