Diyarbakır’da asılan Türkiye Cumhuriyeti düşmanı, bölücü Şeyh Sait’i öven “Her evet Şeyh Sait ve arkadaşlarına bir Fatihadır” şeklindeki AKP bayraklı afişe tepkiler sürerken Başbakan Yıldırım, Biltis’te düzenlediği mitingde bu kez başka hain olan Saidi Nursiye sahip çıktı. AKP Genel Başkan Yardımcısı Mehdi Eker’in bir kısmını Türkçe, bir kısmını kürtçe yaptığı konuşmasının ardından kürsiye çıkan Yıldırım, Fetullah Gülen’in yıllardır Said-i Nursi’yi sömürdüğünü söyleyerek, “Sağ olsaydı seni yanına yanaştırır mıydı, sen onun tırnağı bile olamazsın. Nitekim o hain Saidi Nursi’nin yanına kürt olduğu için gitmedim” dedi. Bu kadar alçak. Said-i Nursi’nin yanına gitmiyorsun ama yıllardır alandakilere Bitlis Said-i Nursi’ye ihanet eden FETÖ’ye, kürt kardeşlerimize ihanet eden PKK’ya cevap vermeye hazır mı? Diye soran Yıldırım, “Evet yanıtı alınca Said-i Nursi’ye “Neden Demokrat Partiyi Adnan Menderes’i destekliyorsunuz” diye sorulduğunu “Eğer Demokrat Parti düşerse veraset ve darbe gelir. Kur’an, vatan, İslamiyet namına ben demokrat partiyi muhafaza etmeye çalışıyorum. Yıldırım, anayasayı ve yasaları yok sayan HDP’nin şehirlere çukurlar kazarak yıkarak harebeye çevirdiğini belirtti.
Başbakan Yıldırım, “Bir belediyenin işi çukur kazmak mı? Teröristlere lojistik destek sağlamak mı? Onlara kaynak aktarmak mı?” sorularını yöneltti. Başbakan Binali Yıldırım konuşmasını şöyle sürdürdü. “Bitlis’liler kürtlüğünüzle iftihar edin. Asla kürtlüğünüz sizin her hangi bir eksikliğiniz değildir. Kürtlüğünüz ile iftihar edin ama bir şeyle daha iftihar edelim. Sallayın o Ayyıldızlı Bayrakları da PKK görsün. Hem kürtlüğümüzle iftihar edeceğiz. Çünkü biz bin yıldır bu topraklardayız. Savaşta, neşede, tasada beraber olduk, bundan sonra da devamlı beraber olacağız.
ŞEYH SAİT KİMDİR? NEDEN İSYAN ETTİ
Bu isyan, din işlerinin dünya işlerinden ayrılmasını tasvip etmeme amacında olanlar tarafından inkılaba karşı yapılmış bir isyandı. Ama bu isyanda kişisel çıkarlar peşinde koşanlar, kürtçülük isteyenler, komünist düşünceliler, yağmacılar da rol oynamışlardır. Başta Şeyh Sait Nakşibendi tarikatındandır. Mustafa Kemal’in de belirttiği gibi olayın ana nedeni gericilik idi. Şeyh Sait istiklal mahkemesinde de “Din elden gidiyor”, “Tanrı devleti” gibi sözlerel dünya işlerinde de din kurallarına dayanan bir devlet idaresi istediğini belirtmiştir.
11 Şubat 1925’teki isyan, kısa sürede Elazığ ve Diyarbakır yörelerine yayılmıştır. Hükümet bu durumda sıkı yönetim ilan etmeyi yerinde buldu ve Doğu bölgelerinde bir ay, Malatya’da iki ay sıkı yönetim ilan etti ve konuyu meclise getirdi. 25 Şubat 1925’de Başbakan Fethi Bey, konuşmasında Türkiye Cumhuriyetinin o bölgede 800 kişiyi öldüreceği ve Şeyh Said’in de bunlardan biri olduğu, bundan kurtulmak için de Sait’in niyet ettiği ayaklanmayı gittiği yolunda bir mektubu asilerin birinin üzerinde ele geçirdiklerini izah etti.
Fethi bey, gene ele geçen 17 Şubat 1925 tarihli rapora göre, ayaklanmanın amacının şeriatı sağlamak olduğunun anlaşıldığını ve olay padişahlığı, hilafeti, şeriatı ve Abdülmecid’in oğullarından birinin saltanatını sağlamak için yapılan gericilik maskesi altında yapılan kürtçülük hareketlidir denmekteydi. 25 Şubat 1925’de dini ya da dinin kutsal kavramlarını alet ederek devletin şeklini bozmak isteyenlerin vatan haini olması hakkındaki yasa onaylandı. Böylece isyan edenlerin sineceği sanılıyordu. İsyanın iki temel gerekçesi vardı. İç gerekçesi, yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti ve onun inkılaplarına karşı ve hilafetin geri getirilmesine yönelik Vahdettin ve taraftarlarının çabaları ile kürt milliyetçiliğidir. Dış gerekçesi ise, aynı döneme denk gelen Musul meselesinde başarı kazanmak isteyen İngiltere’nin Türkiye dahilinde isyanlar ve kargaşa çıkararak Türkiye’yi istikrar bulmamış bir ülke olarak dünyaya tanıtmak ve böylece Türkiye’nin yakın doğu dengesinde kendi aleyhinde bir durum yaratmasını önlemek için bu isyanı körüklemesidir.
Doğudaki ayaklanma haberi kısa zamanda yurdun her yanında duyuldu. Ve gericiliği lanetleyen, Cumhuriyete bağlılığı belirten telgraflar gelmeye başladı. 4 Mart 1925’de olağan üstü durumdan ötürü, milletin ve cumhuriyetin güvenliği için askeri harekat bölgesinde çalışacak ve meclisin kararı olmadan idam kararı verilebilecek. İkinci İstiklal Mahkemeleri kuruldu. Aynı gün, gericiliği ve ayaklanmayı çıkaranlar, memleketin sosyal düzeninin ve sükununun güvenliğinin bozulmasına neden olanlar kışkırtıcı yayınları yasaklayan Cumhur reisinin onayı ile ilgili takriri sükün yasası onaylandı. Ankara ve Elazığ’da iki İstiklal Mahkemesi kurulması karara bağlandı. Daha sonra Şeyh Sait ve arkadaşlarını yok etmek için çalışma hızlandırıldı. 14/15 Nisan gecesi Şeyh Sait varto’da teslim olmak zorunda kaldı. Şeyh Sait ve arkadaşları Diyarbakır’daki istiklal mahkemesine verildiler. Yargılanmalardan sonra 29 Haziran 1925’de idam edildiler.
İsyanın sonuçları: Geniş çaplı bir sevkiyatın ardından toplu saldırıya geçen ve bir bastırma harekatıyla ayaklananların çoğunu teslime zorlayan askeri birlikler, İran’a geçmeye hazırlanan ayaklanma önderlerini bağlanda (sağlan) sıkıştırdı. Şeyh Şerif ve yanındaki bazı aşiret reisleri Palu’da yakalanırken, Şeyh Sait’de Varto yakınlarında yakın bir akrabasının ihbarıyla Çarpuh köprüsünde ele geçirildi. 15 Nisan 1925 ayaklanamıy destekleyen eski şurayı devlet reislerinden kürt teali cemiyeti reisi Seyit Abdülkadir ve 12 arkadaşı İstanbul’da tutuklanarak yargılanmak üzere Diyarbakır’a getirildiler. Yargılanma sonucunda Seyit Abdülkadir ve 5 arkadaşı idama mahkum oldular. 27 Mayıs 1925’de asıldılar. Diyarbakırdaki Şark İstiklah Mahkemesi Şeyh Sait ve 47 ayaklanma yöneticisi hakkında ölüm cezası verdi. 28 Haziran 1925 cezalar hemen ertesi gün infaz edildi. Şeyh Sait ayaklanmasının başlanması Cumhuriyet yönetiminin güneydoğu Anadolu’da denetimi sağlamasında önemli bir dönüm noktası oldu.
Öte yandan ayaklanmayla ortaya çıkan gelişmeler bir süre önce çok partili yasama geçiş yönünden atılan adımların kesintiye geçiş yönünde atılan adımların kesintiye uğramasına yol açtı. Ayaklanmaya karıştığı gerekçesiyle hakkında soruşturma alına Terakki Perver Cumhuriyet fırkası çok geçmeden hükümet kararnamesiyle kapatıldı.
Not:
Şeyh Said’i ihbar eden kayınbiraderi Kasım bey uzun yıllar Söke’de yaşadı. Orduda yüzbaşı rütbesi ile göreve yapan Kasım bey ve yakınları Özel Söke Ortaokulu’nu ilçeye kazandırmıştır. Kasım bey eniştesi Şeyh Said’in yaşadığı yeri ihbar ettikten sonra ailesi ile birlikte Söke’ye göçtü. Beraberinde getirdiği bir öksüz erkek çocuk. 2000’li yılların başında yaşama veda etti. Yeğeni ise 1960’lı yıllarda temelli Iğdır’a göçtü. Kasım beyin bir kızı da Kemalpaşa İlköğretim okulunda öğretmenlik yaptı.