Enflasyondaki yükselişi daha datetikleyecek haber, Antalya’dan geldi. Antalya Toptancı Hal Sebze ve MeyveKomisyoncuları Derneği Başkanı Nevzat Akçan, örtü altı üretimde kullanılanipten tohuma, ilaçtan gübreye tüm girdilerin ithal edilmesinden dolayı yenisezonda fiyatların tüketicinin cebini yakacağını söyledi. Akçan, “Ucuzayiyeceksiniz demek vatandaşı kandırmak olur” ifadesini kullandı. Antalya’daüreticiler, döviz hareketliliğinden olumsuz şekilde etkilendi. Ekim ayında içpazara girmesi beklenen örtü altı ürünlerin fiyatının ithal girdiler nedeniyleyüzde 100 zamlı olması bekleniyor. Dövizde yaşanan hareketliliğin çiftçininürün yetiştirmek için ihtiyaç duyduğu her türlü girdiye zam olarakyansıdığından dert yanan Akcan, domates fidelerini bağlamak için 150 lirayasatın aldığı bir çuval ipi iki gün önce 300 liraya satın aldığını söyledi.Yüzde 100 zamların yeni sezonda iç pazara olumsuz yansıyacağını söyleyen NevzatAkcan, “Geçen sene 1 liraya mal ettiğmiz ürün bu sene 2 lira oldu. Maliyetinaltında sattığında ne yapıyor üretici, ertesi sene ekmiyor, üretmiyor. TarımBakanlığı’mızın para etmeyen ürünler için üreticiye teşvik vermesi lazım.Üretim odaklı çalışmamız lazım” dedi. Temmuz ayında Tüketici fiyatlarındayıllık artış 15,85 olurken gıda fiyatlarındaki artış bunun da önüne geçerekyüzde 19’u aşmıştı. Gıda fiyatları Ekim ayından itibaren yüzde 100 artışenflasyonu daha da tetikleyecek. Temmuz ayında maliyetlerdeki yani stokenflasyonunu ortaya koyan üretici fiyatlarındaki artış ise yüzde 25 olmuştu.
Dövize müdahale edilmediği veithal ürünlerin fiyatlarında ayarlama ya da bakanlığın üreticiyi üretmeyeteşvik edecek bir uygulamayı devreye almadığı sürece ucuza sebze meyvenin hayalolduğunu aktaran Akçan, “Girdiler arttı ucuz sebze meyve yedirmek mümkün değil”diye konuştu. Antalya Ziraat Odası Başkanı Nazif Alp de girdi maliyetlerininarttığını belirterek dövizin artmasının Pazar fiyatlarını etkilediğini söyledi.
Tarımda yılda iki defa kullanılanve çok tercih edilmeyen azotlu gübrelerin dahi fiyatının arttığını aktaran Alp,“50 kilogramlık gübre çuvalı 35 lira iken şimdi 70 lira oldu. Bu girdileregüzel bir destek yapılmazsa tarım yapılamaz. Tüketici ürün alıp yiyemez.Domatesin fiyatı bir buçuk lira, salatalık 1 lira. Bu girdilerle tarım nasılyapılır? Tarım can çekişiyor” dedi.
Hammadde bakımından gübrede yüzde90’ın üzerinde dışa bağlı olan Türkiye, dövizdeki artışa bağlı olarak fiyatartışlarını kontrol edemiyor. Fiyat artışı nedeniyle çiftçi gübre alamamaktanşikayetçi. Kışlık ürünleri ekmeye hazırlanan çiftçi, yüksek fiyat nedeniyleihtiyaç olan gübreyi alamazsa birçok üründe tarımsal üretimin düşmesibekleniyor. Dünya gazetesinin haberine göre gübre üreticileri ise Türkiye’ninyıllık 65 milyon ton gübre tükettiğini ancak ithalat kaynaklı fiyat artışınedeniyle tüketimin bu yıl 6 milyon tonun altına düşeceğinin endişesiniyaşıyor.
Tarım ve Orman Bakanlığı BitkiselÜretim Genel Müdürlüğü verilerine göre 2017 ortalama fiyatı ton başına 617 liraolan yüzde 21’lik amonyum sülfat gübresinin şu anda piyasa fiyatı bin 400 lira.Aynı dönemde DAP gübresinin tonu bin 493 liradan 3 bin 200 liraya ulaştı. Yine20 – 20 – 0 gübresinin tonu bin 9 liradan 2 bin 160 liraya ürenin tonu binliradan 2 bin 200 liraya çıktı. Potasyum ve nitratlı gübrelerin tonu 4 bin liraile 7 bin lira arasında satılıyor.
İstanbul Gübre Sanayi GenelMüdürü Turan Tok, dünyada da gübre fiyatlarının yükseldiğini, Türkiye’de isedövizdeki artış nedeniyle fiyatların arttığını belirterek, şu bilgileri verdi:
Çiftçilerimizin yaygın kullandığıüre gübresinin tonu şu anda 315 dolar. Buna 12 dolar gemiden indirme, tahliyeeklenince 327 dolara çıkıyor. Türk lirası karşılığı 2 bin 25 lira. İthalmaliyetinin altında satıyoruz. Hem müşterimizi kaybetmemek için hem deçiftçimiz gübre alabilsin tüketim düşmesin diye. Zaten birçok ülkeye göre bizdetüketim çok düşük. Bu yılın ilk 6 aylık döneminde gübre satışında büyük birdüşüş olmadı. Fakat son iki ayda dövizdeki yükselmeye bağlı olarak artanfiyatlar nedeniyle geçen yılın aynı seviyesine ulaşmak zor görünüyor.”
Yazımın ilk satırından itibarenartan döviz korunun ülkemizin başına açtığı dertleri yetkili ağızlardandinledik. Uluslararası piyasalarda ortaya çıkan veriler ile Türkiye’deaçıklanan resmi veriler, bizim bir günümüzün bile önemli olduğunu gösteriyor.Türkiye yıllar içinde her şeyiyle dışa bağımlı bir ülke haline gelmiş. OysaTürkiye’de yerli gübre üretimi bir hayli gelişme göstermişti. Zaman içinde bufabrikalara ne oldu da gübre üretemez ve ihtiyacımızı yurt dışından karşılarhale geldik? Kur ve piyasalardaki hareketlilik bu gerçeği gözler önüne serdi.778 bin kilometrekare büyüklüğündeki Anadolu’da böylesine dışa bağımlı birtarım üretim modeli ülkeye nasıl yararlı olur?
Bugüne kadar alınan önlemler pekiyi sonuna vermediği için Türkiye tarımsal gıda ihtiyacını da yurt dışındansağlamaya başladı.
Türkiye tarıma bağlı bir ülke.Ancak yıllar yılı bir planlama yapılamadığı için rastgele bir tarım modeliTürkiye’yi dışa bağımlı hale getirdi. Bugüne kadar alınan önlemler ya geç olduya marjinal düzeyde kaldı.
Aslında alınan önlemler etkiliolsaydı bugün Türk Lirası dolara karşı daha düşük değerde olmazdı. Açıklananverilere ve uluslararası göstergelere bakıldığında kurdaki istikrarsızlığındaha da tırmanacağı görülüyor.
Bu nedenle üreticinin moralibozuk. Piyasadaki istikrar daha da bozulursa kendini üretimden alıkoymagirişimleri artar. Çünkü toplumda güven sınırında büyük düşüş var. Bırakınüretici güven endeksinin Tüketici Güven Endeksi de artık dip yaptı. Bilindiğigibi üretici ve tüketici ekonomik gidişatın barametresidir. Prof. Dr. EsfenderKorkmaz’a göre, artık yabancı sermaye girişinde de büyük düşüşler var. 2017yılının ilk altı ayında 17,5 milyar dolar net giriş olduğu halde 2018’in ilkaltı ayında ülkeye giren yatırım sermayesi sıfıra yaklaştı.
Sanki Türkiye, dünyadan kopmuşbir ülke haline geldi.