Geçen akşam diş ağrısına dayanamayan bir yakınım için Diş Hastanesini aradım.
Telefona çıkan kibar sesli bir hanımefendi, acil servislerinin sabaha kadar açık olduğunu ve 24 saat hizmet verdiklerini açıklayınca pek sevindim.
Akşam saat 20 de başlayan Nöbetçi polikliniğinde sıramızı alıp , beklemeye başladık. derler ya, can , acıyan yerindedir.
Her giren hasta birer dakika bile durmadan dışarı çıkınca sıra hemen bize geldi, hastamızı diş ünit’ine oturunca , ağrıyan dişi çekebileceğini söyleyen hekim’e ,
-Dişi kaybetmek istemediğimizi , önce tedavi edilebilecek mi diye sorunca ,
“ olur ama , diş filmi çekilmesi lazım, acilde de diş filmi çekilmiyor geceleri “
Ne yapalım diye tekrar sorduk.
Gündüz poliklinikten randevu almamızı , yarın sabah tekrar gelmemizi söyleyince ,sızlayan dişimize ,bir ağrı kesici yazıp gönderildik.
Telefonda 24 saat hizmet veriyoruz diyen hemşire hanımın sözüne keyifle içeriye girdiğimiz Diş hastanesinden gece açıkça , hayal kırıklığıyla geri döndük.
24 saat açığız ama , çaresiz ve şifasız bir hizmet için.
Madem sabah bakılacak gece neyin acili bu..?
Herhalde sadece diş çekimi acilden sayılıyor,
Tedavi için bir diş filmi çekilmeyen acil olur mu ..?
Devlet Hastaneleri acilinde tedavi için , her türlü tahlil, EKG tomografi, röntgen anında çekilirken , Diş Hastanesi acilinde diş röntgeni çekilmemesini anlamakta güçlük çektik..!
Adı Diş Acil servisi, içi” bugün git yarın gel” nöbeti.
Çok mu zor , acilde bir diş röntgeni çekmek..?
Acilde yapılan tek iş,
şifa bulmak için , gecenin bir vakti acile gelenleri , geri çevirmek..?
Açıkça “mış gibi yapmak “ olmamalı bir hizmetin adı.
Tedavi olamayan acil hastalara tekrar ertesi sabah polikliniğe çağırıyorsanız ,
kapatın diş acilini ,olsun bitsin.
Ama gerçekten öyle değil mi..!
********
ÜNİVERSİTE KENTLERİN AYDINLIĞI VE AYNASIDIR.
Aydında Üniversitenin olmadığı 1970 li yıllarda,
İstanbul’da okuyan Aydınlı bir öğrenci olarak,
Neden ilimizde bir Üniversite yok diye hep hayıflanırdım.
Üniversitede okuyup akşam evine giden öğrencileri imrenir ve özenirdim.
Bekar evin soğuk duvarları , sıcak yemeğin yendiği aile hayatını özletirdi.
1992 yılından bu yana Aydında kurulmuş olan ADÜ,
Aydın’a damgasını vurmuş bir lokomotifidir.
Kültür,Sanat ,Gösteri,Sinema Tiyatro,Söyleşi ve sinema konularına ,
Aydın’a profesyonel bir el değdiğinin fark ediyoruz.
Özellikle Tababet hizmeti ise Aydın için bir kazanç.
Dün anamın anjiyosu çekilirken kapıda sohbet ettiğimiz Muğla’dan gelen hastaların tercih ettiği ADÜ Araştırma hastanesini kutluyorum.
Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinde de, Araştırma Hastanesi var ama,
Daha iyi donanımlı Aydın adeta bir bölge hastanesi gibi çalışıyor.
Kültür ve sanat gösterilerini korona günlerinden önce Aydınlılara kapılarını açan
Kütüphanesi ile ülke çapında ödül alan , ADÜ halkla birlikte beraber Aydın kentinin yıldızını parlatacak bir potansiyele sahip.
Yeter ki, artık bu zor günlerde enerjimizi , kendi yarattığımız sorunların çözümüne değil, iş ve proje üretecek yeniliklere harcayalım.
Rektör hocamız Prof. Dr. Osman Selçuk ALDEMİR ‘ e ortak akılla Aydın’ı yönetmek üzere , STK ‘ larla işbirliği yapmasını öneriyorum.
Akıl akıl’dan üstündür.
Ama en akıllı insan , başkalarının da aklını kullanandır.
Çünkü hata yapmak veya başarılı olmak için o kadar uzun ömrü ve deneyimi olmuyor insanın.
Başkalarının deneyimlerinden ve başarıları ile başarısızlıklarında ders alırsak , en doğruya ulşırız
İŞSİZLİK EN BÜYÜK SORUN
Aydın da kurumsallaşmış devamlı üretim yapan ve buna bağlı olarak işçi talebi üretimle artan dört bilemediniz beş firma var merkezde.
İhracat yapan bu firmalar gerçek bir istihdam merkezi.
Ama bunun dışındakiler asgari ücretle , devamsız işler önermesi, istihdamda sorunların bitmeyeceği anlamına geliyor.
Bu nedenle olağanüstü günler geçirdiğimiz günümüzde, devletin geçici SGK primi ödemesi birazda zorlamayla patronlara yeni işçi alımları istenmesi , ekonominin doğal döngüsü ile tezat bir tasarruftur.
Ekonomiyi büyütmek için , Aydın da beyin göçünü önlemek için mutlaka mavi ve beyaz yakalılar için Organize Sanayi alanlarında daha bir çok fabrika ve tesislerin açılması gerekmektedir.
Ama genel ve küresel ekonomiden ayrılmayan ülke ekonomisi siyasi gelecek ve çalkantıların olumsuz gelişmeleri ile yatırımcıyı rölantide beklemeye zorluyor.
Her sektör yaşanan zor günlerde nasıl ayakta duracağını düşünürken , çalışanların geleceği , bir soru işareti.
elbet bu zor günler geçecek ,
Ama teğet mi geçecek , delip de mi geçecek,
Bilinmez,
Açıkça ikinci bir Kurtuluş savaşı içindeyiz, sağlıkta, ekonomide, istihdamda.
Herkese büyük iş düşüyor.
Ne diyelim , bu da geçer.
SÖZÜN ÖZÜ:
DÜNYADA BAŞARI KAZANMANIN İKİ YOLU VARDIR ,
YA KENDİ AKLINDAN FAYDALANMAK, YAHUT DA BAŞKALARININ BAŞARILARI İLE HATA VE BAŞARISIZLIKLARDAN ÖRNEK ALMAK.
Mehmet ÖZÇAKIR
mehmetozcakir@hotmail.com
PK:110 EFELER – AYDIN
GSM : 0.542.7608691