Dünyada Türkiye’nin ekonomik sistemine “kırılgan ekonomi” deniyor. Dış basında çıkan haberlere göre, Türkiye kırılgan, ülkeler liginde şampiyon oldu. Bizden önceki şampiyon Güney Afrika idi.
Dünya para piyasaları ülke ekonomilerini an ve an yakından izliyor. Dünya kredi derecelendirme kuruluşları da uzmanları aracılığıyla bu tespitleri yapıyorlar.
Yabancı uzmanlara göre döviz kurunun kontrolsuzca yükselmesi ve yine kısa zamanda düşmesi belirsizliğe işaret olduğu için Türkiye ekonomisinin adı kırılgan olmuştur.
Ancak ortalarda dolaşan iddialara bakarsanız, ekonomide işler yolunda gidiyor. Oysa “Türkiye ekonomisi rüzgara kapılmış gidiyor.” 16 Nisan’da Evet çıksa da Hayır çıksa da ne değişecek? Türkiye çağ mı atlayacak, yatırımlar mı artacak, ülkeye tam demokrasi mi gelecek?
Bu özlemlerimizin hiçbiri olmayacak. Şu anda Türkiye’de var olan belirsizlik artarak devam edecek. Çünkü o bol para dönemi sona erdi. Hükümet varlık fonunu niye kurdu? Eldeki varlıkları göstererek kredi alacak ve ülkedeki nakit sıkıntısını gidermeye çalışacak.
Son günlerde erken seçimden söz ediyorlar. Ne diyorsunuz, iktidar erken seçime gidebilir mi? Referandum sonuçları iyi olmazsa erken seçime gitmez. 7 Haziran seçimlerindeki tablo ortaya çıkar. Bu nedenle hükümet Evet’i bulmak için su gibi para harcıyor. Anasına, babasına bakanlara para, torunlarına bakan büyükannelere para, esnafa faizsiz teşvikler veriliyor. Sicil affı geldi geliyor. Affedilenlere krediler verilecek. Ancak bu ekonomik kriz ortamında kredi alanlar borçlarını yine ödemeyecek. Son günlerde istihdam masalları anlatılıyor. “Falanca kuruluş, bu kadar yeni işçi alacak. Diğer kuruluş da şu kadar işçi istihdam edecek. Bu tedbirlerin ne kadarı kalıcı olacak?
Türkiye’de resmi rakamların aksine 6 milyon işsiz var. Bu kervana son günlerde 3 milyondan fazla emekli de katıldı. (TUİK araştırması.)
Türk sanayisinin temel taşı KOBİ’lerde durum hiç iyi değil. İflaslar kapıda bekliyor. Turizm için hiç de iyi şeyler söylemiyorlar. Yani turist sayısında artış olmayacak. Dış dünyadan doğrudan yatırım, çok az miktarda gerçekleşebilir.
Yatırım yapacaklara, teşvikler veriliyor. Bütün bu çalışmalar ekonomiyi ayağa kaldırabilecek mi? Hiç sanmıyorum.
Basında emeklilerin 3 milyon 300 bin kişisi iş bulma başvurusu yapmış. Bu iyi bir haber değil. Demek ki ülkede geçim sıkıntısı başgöstermiş, çünkü emekli kesimin takibe düşen ödenmeyen kredi borcu 11.5 milyar liraya ulaşmış.
Öte yandan sade vatandaşın kredi kartı borcu da 82 milyar 460 milyona ulaşmış. Çok yüksek bir rakam değil mi?
Evet çok yüksek. Neden bu kadar yüksek. Çünkü emekli kredi kartı ile ayakta durmaya çalışıyor. İşsizlik fonu bu sıkıntılara çare olacak mı? Olacağını sanmıyorum. Devlet bu fonu başka amaçlarla kullanıyor. Mesela referanduma giderken bu fondan çektiği 21 milyarı bol keseden harcayacak. Bu koşullarda bir yabancı yatırımcı Türkiye’ye gelir mi? Ne gelir ne de yatırım yapar.
Zaten yaşanan ve yaşanacak bu olumsuzlukları bilen iktidar “Türkiye Varlık Fonu”nu bunun için kurdu. Çünkü ülke hazinesinin yatırım limiti doldu. Yalnız hazinenin değil. Bankaların da doldu.
Çünkü kaynaklarda sular azaldı. Yani mevsim kurak. Siz referanduma giderken su gibi para harcadığına bakmayın. Eskisi gibi çeşmelerden sular akmıyor. Çok üretip ihracat mı yapacağız?
Nasıl üreteceğiz?
Türkiye üretseydi, bu kadar ithalat yapmazdı. Türkiye’de ihracat yapmak için ithalat yapıldığını bu ülkede bilmeyen mi var?
İner çıkar bu döviz kuru ile nasıl ithalat yaparız? Türk ekonomisinin gerçeği ortada. İthalatla yurda giren mamul ve yarı mamul mallar montajlanıp yurt dışına satıldığını bilmeyen mi var bu ülkede, onun için 16 Nisan’da referandum sandığından Evet de çıksa, Hayır da çıksa bu ülkede hiçbir şey değişmeyecek.
Yani özlemlerimizin hiç biri olmayacak, belirsizlik giderek daha da artacak.