Türk Lirası son 15 yılın en düşük değerine indi. Türk Lirası değer kaybettikçe, vatandaşların satın alma gücü düşüyor. Nitekim tüketici fiyat endeksi reel efektif döviz kuru endeksi Haziran’da 77.1 ile veri tarihinin en düşük seviyesinde yer aldı. 2 Ocak 2003 Perşembe gününe ait Merkez Bankası satış kuruna göre, 1 Amerikan doları 1.656.38 Türk Lirası’na denk idi. AA’nın haberine göre Türkiye’nin fiyat düzeninin ticaret halinde bulunduğu ülkelerin fiyat düzeylerine göre değişimi gösteren TÜFE bazlı reel aktif döviz kuru endeksi TL’deki değer kaybına paralel Haziran ayında da düşüşünü sürdürerek 77.1 ile veri tarihinin en düşük seviyesine geriledi. Merkez Bankası 77.85 olarak açıkladığı Mayıs değerini ise 78.23’le revize etti. MB tarafından yayınlanan endeks yayımlanmaya başladığı Ocak 2003’de 89.55 seviyesini almıştı. Dolar TL 23 Mayıs’ta 4.92.90 seviyesini görmesinin ardından Haziran ayında 4.45 – 4.78 bandında dalgalanmayı sürdürdü. TL’de değer kazanma çabası gözlense de geçen yıl ağırlıklı aşağı yönlü bir seyir izleyen endeks 2017 yılını 85.1 değerinde kapadı. Endeks Ocak ayında 85.85 yükseldikten sonra, Şubat’ta 85.19 Mart’ta 83.86 Nisan ayında 81.98 değerine geriledi. Reel efektif döviz kur endeksleri Türkiye’min fiyat düzeyinin dış ticaret yaptığı ülkelerin fiyat düzeylerine oranın ağırlıklı geometrik ortalaması alınarak hesaplanıyor. Denklemde reel aktif kurun azalışı , TL’nin reel olarak değer kaybettiğini diğer bir anlatımla Türk mallarının yabancı mallar cinsinden fiyatının düştüğünü gösteriyor. Öte yandan endeksteki değişim Merkez Bankası TL’ deki değer değişimlerine verebileceği tepkiler açısından yakından takip ediliyor.
EMEKLİYE TEMMUZ ZAMMI
Memura, emekliye ve çalışana verileceği duyurulan Temmuz zammı tartışma konusu oldu. Çünkü yüksek enflasyonun her zaman maaşları kemirdiğini tüm çalışanlar biliyor. Son 6 ayda dövizde yüzde 30 değer kaybetti. Enflasyon yüzde 15’e 6 aylık enflasyonun ise yüzde 10’a dayandığı bir ortamda kaybeden hep dar ve sabit gelirliler oldu. Yani memur, asgari ücretli, emekli, kısacası çalışan kaybediyor. Bunun telafisi yok. Enflasyon kadar zam veririm. Enflasyon farkını sonra öderim anlayışıyla emekli, memur, asgari ücretli bir adım öne gidemez. Enflasyon kadar zam zaten sıfır zamdır. Çünkü işçi, memur ve asgari ücretlinin pazardan aldığı meyve sebze ya da diğer kalemlerdeki enflasyonun iktidarın hesapladığı enflasyonun üzerinde olduğu net şekilde görülüyor. Enflasyon sepetinde memurun, emeklinin, işçinin kullanmadığı bir çok malzeme var. Hem sıfır zam veriliyor, hem büyümeden pay verilmiyor hem de gecikmiş olarak enflasyon zammı veriliyor. Yani hangi taraftan bakarsanız bakalım dar gelirli kaybediyor. Döviz, Türk Lirası karşısında değer kazanırken Türk Lirasının değerinin düşmesi de dar gelirli ve sabit gelirliye yansıyor. Çünkü sadece enflasyon kaybettirmiyor. Alış veriş gücümüzde kayboluyor. Dövizdeki artışla Türkiye kullandığı malın yüzde 70’ini ithal ediyor. Yani yüzde 30 daha fazla ödeyerek bu malları satın alıyoruz. Dövizdeki artışla dar ve sabit gelirliyi vuruyor. Enflasyonu tetikliyor ve her malı etkiliyor. Memurun, asgari ücretlinin, dar ve sabit gelirlinin işi oldukça zorlaşıyor. Büyük ihtimalle enflasyondaki tırmanış ileriki aylarda devam ederse hükümet büyük bir ihtimalle vergileri de arttırabilir. Esasında Türkiye’de vergiler çok yüksek ama AKP iktidarının elinde 2018 bütçesi için aldığı bir yetki var. İktidar vergileri yüzde 50 arttırabilmek için yetki aldı. 82 milyon vatandaştan ortalama yüzde 14.47 oranında vergi almayı planladı. 2018 yılında ihtiyaç olması halinde 7 oranında artırılabilir. Ödemeler dengesi açığı, dış ticaret açığı büyüyor. Dış ticaret açığı ancak dövizle çözülür. Türk Lirası’yla ödemeler dengesi nasıl çözülecek? İktidar ya para basacak ya da vergileri artıracaktır. Büyük bir ihtimalle vergileri attırırlar. Çünkü seçim öncesi ‘’ Popülist politikalar uyguladılar. 2018 bütçesi öncesi, artık eskisi gibi depdebe içinde devleti yönetmeyeceğiz’’ dediler. Yani ağızlarıyla itiraf ediyorlardı. 2018 tasarruf yılı olacak zor durumdayız’’ diyorlardı.
EKMEĞE ZAM KAPIDA
Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı H. İbrahim Balcı ekmek fiyatlarında artışın gündemlerinde olduğunu belirterek ‘’ Yeni belirlenecek olan kilogram başına azami ekmek fiyatı enflasyonun üzerinde olmayacaktır. Halkın tedirgin olmasını gerektiren bir durum söz konusu değil’’ dedi. Balcı düzenlediği basın toplantısında un ve ekmek fiyatlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Balcı TUSAF Başkanı Eren Gürhan Ulusoy’un un fiyatlarında artış olacağını ve ekmek fiyatlarının da artması gerektiğin ilişkin açıklamalarını doğru bulmadığını söyledi. Balcı, un fiyatlarına çuval başına 10 Lira artış geleceği algısı uyandırmaya çalışmanın doğru olmadığı ve rekabet kurallarına aykırılık teşkil ettiği bildirdi. Fırıncı esnafının maliyetlerinde unun payının yüzde 30-33 civarında ‘’ Kasım2015’ten bugüne ekmek fiyatlarında bir değişiklik olmadı. Fakat akaryakıtta yüzde 28, maya fiyatlarında yüzde 25, SGK primlerinde yüzde 23 artış oldu. Fırıncı esnafının fiyat artışı zorunlu olduğu görülmektedir. Bunun en makul seviye de olması için ne gerekiyorsa yapılacaktır.