Ateş, ilk iletişim aracı sayılır. İnsanlar bundan sonra farklı farklı araçlar keşfeder. Ancak gelişimin bir seyir takip ettiği her zaman hatırlanmalıdır. Buna göre iletişim metotları ve araçları, bunun yanında diğer buluşlar belli bir seyir takip etmiştir. Ateş bulunmasaydı Maden Çağı olmazdı. Günümüze yakın dönemde ise fotoğrafın icadı, sinemanın keşfini mümkün kılar. Bir gelişimin bir önceki gelişmeyi tamamen ortadan kaldırdığını söylemek bazen imkânsızdır. Bu nedenle höyüklerde yapılan kazılarda genelde en alt katmanda sadece taş materyalden yapılma malzemeler bulunurken höyüğün bir üst katmanında taş ve topraktan yapılma eşyaları, günümüze yakın katmanında ise taş, toprak ve madenden yapılmış malzemeleri bir arada bulmak mümkündür.

Kimi zaman yeni bir gelişim önceki gelişimi destekler. Kimi zaman da gelişmeler önceki olgulara zarar verir. Fakat bu durum önceki olguların gerekliliği veya önemi hiçbir zaman ortadan kaldırmaz. Bu bağlamda insanlık tarihinin ilk iletişim şeklinin yüz yüze olduğu söylenebilir. İletişim araçlarının ve metotlarının binlerce yıllık gelişimine rağmen yüz yüze iletişimin önemi hiçbir zaman ortadan kalkmamıştır.

Milli Mücadele yıllarında, bu mücadeleyi yürüten lider kadro iletişim araçları konusunda büyük bir eksikliğe sahiptir. Bu lider kadro gazete, basın, telgraf hatlarının kontrolü gibi eksiklikleri giderme konusunda hızla bir çaba içine girerken işgal güçlerine karşı en büyük silahı ileri sürerler. Mehmet Akif Ersoy, Hamdullah Suphi Tanrıöver, Halide Edip Adıvar gibi isimler sahaya iner. Bu isimler halkla doğrudan temas kurar. Binlerce yıllık metot bir kez daha devreye sokulur.