MHP’nin geleceğimiz için “evet” adı altında yaptığı açık hava toplantıları, siyaset sahnesinde konuşlamaya başladı. MHP’li Devlet Bahçeli’yi AK Partili Belediye Başkanları karşılıyor. 16 Nisan’da yapılacak Anayasa referandumu öncesi MHP üzerindeki ölü toprağın sessizliği dikkat çekerken AKP teşkilatlarının aleni MHP mitingini desteklemesi kafası karışık, kolu kanadı kırık samimi ülkücüleri şaşkına çevirdiği gözlerden kaçmıyor. Geçtiğimiz yıllarda bırakın MHP’nin mitinglerine katılmayı bir kentte bu siyasi partinin afişi, dövizi, pankartı ve flamasının asılmasına dahi tahammülü olmayan AKP, MHP mitinglerinin yapıldığı kentleri Bahçeli’nin posterleri ve MHP bayraklarıyla süsleyerek kenti bir bayram yerine çeviriyor. Bu görüntüler insanın aklına gelmeyen gelişmeler. Belki de dünyada bir benzeri olmayan bir olay yaşanıyor. Bir siyasi parti, diğer siyasi partinin seçim kampanyasını yürütmeyi kendisine vazife kabul ediyor. MHP mitingleri hep gecikmeli yapılıyor. Çünkü AKP, köy ve kasabalarda oturan ve AKP’li olmayan seçmenleri de miting meydanına taşımayı üzerine almış ve yapılan harcamaları da AKP karşılıyor. Gelen haberlere bakılırsa, MHP’nin unutulmaz lideri rahmetli Başbuğ Alpaslan Türkeş döneminde MHP’nin kalesi olarak adlandırılan Erzurum’da da şimdilerde genel merkezin “Evetçi” tavrı bu kaleyi düşürmüş gözüküyor. Erzurum’daki ülkücüler, büyük bir şaşkınlık ve sessizlik içinde olup biteni izlemekle yetiniyor. MHP ve ülkücü camiaya her dönem desteğini esirgemeyen ve bu manada bir çok tanınmış ismi bünyesinde yetiştiren isimleri bir başka değişle “eski tüfekler” olarak hafızalarda yer alan bir çok ülkücü MHP’linin şimdilerde köşelerine çekilip olup biteni şaşkınlıkla izledikleri ve mitinglerde gözükmedikleri dikkat çekiyor. Bu durum genel merkezi mecburen destekleyen ülkücülerinde dikkatinden kaçmıyor. AKP’nin MHP mitingine verdiği müthiş destekle kalabalığı gören MHP’lhi seçmen “Biz böyle kalabalıkla miting yapıyor isek neden vekil sayışımız düşük” şeklinde serzenişte bulunuyor. Devlet Bahçeli’nin konuşmasının büyük bölümü CHP ve Kılıçdaroğlu’na ayırdığı gözlerden kaçmıyor. Aynı AKP gibi Kemal Kılıçdaroğlu’nun ağır ve sert sözlerle eleştiriyor. Türkiye’de son yıllarda AKP iktidar ile muhalefet partilerini eleştirmek bir gelenek haline geldi. Neden muhalefet eleştirilir. İş başında olmayan bir siyasi parti niye eleştirilir? Ama Bahçeli eski dönemler AKP’yi çok eleştirir ve onları yerden yere vururdu. Şimdilerde ise onlara herhangi bir suçlama yapmadığı gibi tabiri caizse toz bile kondurmuyor. Bahçeli mitinglerinde Evet’in gerekçelerini sıralarken Bahçeli’nin konuşmasını ninni gibi dinleyen, seçmen pek tatmin olmuşa benzemiyor. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin birkaç ay önce “benim bir oyum var. TBMM’de de Evet, sandıkta da Evet” sözüne takılan MHP’liler, bu tür bir çıkış Bahçeli’nin tarzı değil. Bu sözler MHP’li seçmene kafanıza göre takılın anlamından başka ne taşıyor? Demekten kendilerini alıkoyamıyorlar. Erzurum mitinginde aleni ve tescilli AKP’li olduğu bilinen önemli isimlere, “Bu destek niye diye” sormuşlar. Aldıkları cevap çok anlamlı, “Bizler sayın Bahçeli’nin devlet adamlığına ve aldığı riske destek veriyoruz. MHP’ye değil şeklinde cevap veriyorlar. MHP mitinglerinin AKP’nin güçlü kolları arasında ve onun gölgesi ışığında yapılıyor. Bu gerçek hiçbir zaman unutulmayacak ve tarihe yazılacak bir not olacaktır. Yukarıda da belirttiğim gibi MHP lideri Devlet Bahçeli, referandum sürecinde partisince ülke genelinde düzenlenen mitinglere katılmaya başladı. Son olarak katıldığı Erzurum mitinginde Bahçeli’nin Evet’i anlatmaya çalışırken savunmaya geçtiği görülüyor. Oysa MHP mitingi ama mitingi organize eden maddi destek veren AKP. Mitinge neden AKP damgası vuruldu? Neden MHP seçmeni yoğunlukla mitinglere katılmıyor? Kendi kendime sorduğum soruyu yine kendim yanıtlayayım. Çünkü Genel Başkanı Devlet Bahçeli, MHP’nin gövdesinden kopmuş bir baştır. Gövde baştan daha büyüktür. Ancak yapılacak bir kurultayla tescil edilebilir. Ama bu engelleniyor. Bu gerçeği gören milliyetçi-ülkücü kesim, Bahçeli’yi AKP’nin merhametli kollarına bırakmıştır. Bahçeli’nin izlediği politika yanlışlıklarla dolu. Ama ne yazık ki yaptığı hatalrı göremeyecek kadar kendisini AKP’Nin rüzgarına kaptırmış gidiyor. Erzurum’da miting alanında yaptığı konuşma bir hamaset edebiyatına benziyordu. “21 gün sonra yapılacak Anayasa referandumumuzun barışa huzura dirilişe vesile olmasını temenni ediyorum. Bu topraklarda nice sevinçler, zaferler, acı ve ayrılıklar yaşanmıştır. Kafkas cephesinde Allahüekber dağlarında dondurucu ayaza millet ateşi ile karşı koyan şehitlerimize rahmet niyaz ediyorum. (…) Dün Erzurum’a işgal ve esareti dayatanlar bu gün yeniden hazırlık içindedir. Şimdi soruyorum dadaşlar Türkiye’ye sahip çıkacak mısınız, vatana bayrağa sahip çıkacak mısınız? Zaman birlik olma zamanıdır. Milletimiz saldırıya uğrarken iktidar muhalefet çekişmesini makul göremeyiz. FETÖ kollanırken kanlı terörde batıdan destek almaktadır. ABD ve Avrupa’nın FETÖ’Yü aklama çabası niyedir. Kime hizmettir. 15 Temmuz’un faili bal gibi fetö’dür. Gerçekleri inkar edenler ise FETÖ’ye bu görevi verenlerdir. 16 Nisan’da yıldırım yemişe dönecekler. İftiraları Erzurum elinin tersiyle itecektir. Türkiye’nin bekası için uyanış halini destekleyecek misiniz? Sorumluluk almaktan uzak kalamazdık. Ülkümüzden geri adım atamazdır. Rejimi değil, hükümet etme sistemini reforma tabi tuttuk. İlk defa Cumhurbaşkanına cezai sorumluluk geliyor. Bunun neresi yanlıştır. Çatışma olmayacak veya en aza çekilecektir. Cumhurbaşkanının bir partiye üye olmasında yanlış yoktur. Hangi Cumhurbaşkanı bu güne kadar partisiz hareket etmiştir. Kılıçdaroğlu bu soruya yanıt vermelidir. CHP boşuna uğraşmasın çamur siyasete saplanmasın. 16 Nisan’da milli beka için Evet mühürünü vuracağız. Biz Türkiye’nin diriliş ve toparlanmasına evet diyoruz.” EVETÇİLER Evet diyen siyasi liderlere soruyorum. Bu anayasa değişikliği işsizliği çözecek mi? Çözemeyecek! Bu anayasa değişikliği bütün komşularımızla barış havası estirecek mi? Estirmeyecek! Bu anayasa değişikliği çiftçinin mazotunun fiyatını düşürecek mi? Terörü bitirecek mi, dolardaki artışı durduracak mı her eve, huzur, bereket getiecek mi, demokrasinin önündeki engelleri kaldıracak mı? O zaman daha güzel bir soru sorayım. Bu anayasa değişikliğini niye getiriyorlar? Bakan sayısı belli mi o da belli değil. Kimler Bakan olacak o da belli değil. Kim belirleyecek? Bir kişi belirleyecek. Bir kişi mi büyük 80 milyon mu büyük? CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu çok güzel bir anlatımla şunları söylüyor. “Annelere sesleniyorum. Siz sevgili annelere. Freni olmayan bir otobüse çocuklarınızı bindirir misiniz? Nereye gittiği belli olmayan bir trene çocuklarınızı bindirir misiniz? Kullanacağınız her oyun her hayır oyunun bu ülkenin geleceğine, barışına, demokrasisine, huzuruna katkı yaptığını sakın unutmayın. Vereceğiniz her oy bu ülkenin hayırına olacaktır. İşi gücü bırakıp benimle uğraşıyorlar. Şimdi önümüze bir anayasa ile haklarımızı sınırlamak istiyorlar. 16 Nisan’da gidiyoruz. Kurtuluş Savaşında nasıl dik ve onurlu durduysak. Referandumda da onurlu durup ülkenin hayır’ına oyunu kullanacağız.”