İskoç Kralların ilki Birinci James egemenliğinin ilk haftasında bir kişiyi mahkemesiz asar. Bu durum pek çok insanı şok eder. Yapılan kanuna, adalete, geleneklere açıkça terstir. Magna Carta ruhuna aykırıdır. Fakat James, kraliyet gücünün sınırsız olduğuna inanmaktadır. O, insan hakları ve isteklerine asla dikkate almadan ilahi güçle yönetimde bulunur. Bazıları, ülkenin resmi kilisesine inanmaktadır. Fakat İngiltere kilisesi yeteri kadar güven vermemektedir. Bazıları kilise değiştirmenin gereklilik olduğunu düşünür. Bu insanlara Puritans denir. Şehirde gittikçe zenginleşemeye başlayan pek çok tüccar ve Avam Kamerası’ndan oldukça fazla kişi Puritan’dır. Fakat kral onların kendilerine ait kiliseye sahip olmasına izin vermemektedir. Parlamento, Kral James’tan rahatsızlık duyar. Bunu başka tartışmalar takip eder. Parlamento otoritesinin artırmak için daha fazla yetki istemektedir. Onlar çok fazla bir şey yapamadan her nasılsa Kral James ölür. Yerine onun oğlu Birinci Charles geçer. Kral Charles daha çok babasına benzemektedir. O, halkının isteklerini anlamamaktadır. Fakat insanlar ona biraz olsa güvenir. Ancak Charles mutlak ve sınırsız bir hükümranlık gücüne inanmaktadır. O, Katolik Fransız prensesle evlendiğinden beri puritanlar, onun Katolikliği İngiltere’nin resmi kilisesi şeklinde yaygınlaştırmaya çalışacağından endişelenmektedir. 1625’ten 1628’e kadar Charles iki kez parlamentoya başvurur. Her ikisinde de söz konusu problem öfke içerisinde çözülmez. Kral Charles Parlamento’nun onayı olmadan iki savaşa girişir. Ancak her ikisinde de yenilgiye uğrar. Charles savaş giderlerinin karşılanması için parlamentoya başvurduğunda, parlamento ona destek vermeyi reddeder. Onun paraya korkunç derecede ihtiyacı vardır. Kral Charles vatandaşa salınacak ağır vergiler için güç kullanır. 1628’de Charles parlamentoyu üçüncü kez toplantıya çağırır. Parlamento, Charles insan haklarıyla ilgili bir vaat listesini imzalayana kadar onun vergi veya harcama istemini onaylamayı reddeder. Bu sözleşme yürürlüğe girdiğinde kral vatandaşlarından para toplamak için güç kullanamayacak, sebepsiz hiç kimse hapse atılamayacaktır. Ev masumiyeti sağlanacak, evlere askerler giremeyecektir. Charles sözleşmeyi imzalayıp istediği parayı alır. Ancak o, verdiği sözü tutmamaya başlar. Parlamento üyelerini hapse atar. Olanlar, parlamentoyu iyice kızdırır. Onlar, 1642’de krala karşı savaşa tutuşur. Oliver Cromwell Protestanların askeri lideridir. Parlamento, kral savaşında kendisi kısa zamanda görev alır. Cromwell ve Protestanlar savaşta hemen hemen her cepheyi kazanır. On yıl boyunca Cromwell parlamentoya başvurmadan yasalar çıkarmaya ve bir diktatör gibi davranmaya başlar. Cromwell’in ölümünden sonra Birici Charles’in oğlu tahta geçmesi için davet edilir. Bu kişi İkinci Charles olarak bilinir. İkinci Charles, insanları kızdırmayacak kadar zeki bir hükümdardır. Fakat o, yavaş yavaş parlamento yetkilerini kısıtlar. O, Fransa kralından yeteri kadar parasal destek almaktadır. Dolaysıyla parlamentoya başvurmadan kanunları kendi çıkarmaktadır. İkinci Charles, kendisinden sonra bir Katolik olan kardeşi İkinci James’i tahta çıkarmak istemektedir. Bunun için her türlü alt yapıyı oluşturur. İkinci James 1685’te tahta çıkar. O, Katolikliğin resmi mezhep haline getirilmesi sürecinde üç yıl boyunca Parlamentoyla kavgalı duruma düşer. Parlamento 1688’de İkinci James’i iktidardan düşürür. Tahta, James’in kızı Mary’i getirir. Mary ve onun kocası hükümdardır. İkinci James’in tahtan indirilmesine Büyük İhtilal denir. 1689’da Mary ve onun kocası İngiliz hükümdarı olmadan önce İnsan Hakları Bildirgesi’ni imzalar. Haklar Bildirgesi’nde İngiliz halkı kanuni haklarını özetler. O haklar Birinci Charles ile devlet yönetimi konusunda savaşılırken öğrenilmiştir. Şöyle ki:

-Parlamento’nun kralı kontrol edebilir

-Parlamento’nun vergi salmada etkisi olmalıdır.

-Vatandaşlar, kraldan talepte bulunabilir. Adalet için vatandaş kral nezdinde hak arayabilir.

-Parlamento üyeleri herhangi bir sorun hakkında özgürce fikirlerin beyan edebilir.

-Özgür vatandaşlar, silah bulundurabilir.

-İnsanlar, Diktatör olmak isteyen bir kralın en büyük silahının kendisini destekleyen bir ordu olduğunu fark eder. Bu nedenle ordu siyasetten arındırılmalıdır.