Hayatımız bir anda allak bullak.

Sokaklar , caddeler pek seyrek bu aralar.

Kolay değil, ölüm gerçek can tatlı.

Bu bela elbette gelip geçecek ,

Kendisini göremediğimiz , mikroskop canlısı bir Virüs’e teslim olmaya hiç niyetimiz yok.

Asırlardır bu dünyada her şeyin nedeni ve sebebi olan biz eşrefi mahlukatlar elbette pes etmeyecek.

Belasını veren yüce Allah , arayana şifasını da bulduracaktır.

Tavsiyelere uyarak ben de evdeydim 2-3 gündür.

İyi de oldu.

“Evdekilerle hoş sohbet ettik, iyi insanlarmış “ geyiğiyle sizi sıkmadan , kitaplığımı evin bodrumunu , arşivimi elden geçirdim.

Geçen gece de sıkıldım ve hazır akaryakıt 1 lirayı aşan indirimdeyken benim 20 yıldır kahrımı çeken dört tekere benzin aldım yüklüce,

Erkenden eve dönmeyi de istemedim.

Bulvar dan bir tur atıp, Kıbrıs caddesi üzerin den ve her 2 hastane civarından Mimar Sinan mahallesinde , gezinerek şairin dediği gibi “ dün gece gözlerim kapalı seni dinledim ey AYDIN”

Bulvarda temizlik işçileri kardeşlerim , burnunda maske ellerinde eldiven ,sağlık çalışanları gibi , adeta kapısı açık fırının önünde ateşle karşı karşıya en riskli ortamlarda işlerini yapıyorlardı, sizler Televizyonlarınızın başında dizi izlerken .!

Hatta kapalı yerlerde durmayın dediklerinden gece de olsa , hastane altındaki demiryolu'na paralel alt geçitten bile geçmedim..!

Neme lazım alt geçitin iki ucu hariç , yanları ve üzeri diğer her tarafları kapalı.

Virüs soğuktan buralara yuva yapar, de ben geçerken maazallah üzerime atlarsa..!

Mimar Sinan mahallesinde yoğun olarak açılan tüm marka kahve saraylarının hepsi kapalı.

Sadece süt ve türevleri üzerine faaliyet gösteren bir pastane açıktı.Onda da üzerinde kocaman yazılarla “ sadece eve satış amaçlı açığız “ ifadesiyle işyerinde oturmanın yasak olduğu ve servis yapılmadığı “ anlaşılıyor.

Geçen hafta sonu kent merkezinde bankalar ve PTT ile yanındaki Telekom önünde insan kuyruklarına anlam verememiştim.

Sonradan güvenlik çalışanının içeriye üçer beşer kişi aldığını görünce hemen anladım ki, virüs önlemi olarak binaya fazla müşteri almıyorlar.

Güvenli temas mesafesi uygulaması kapsamında buraya kadar yapılan iyi bir önlem.

Ancak , kapıda bekleyen 15 – 20 kişi sinema bilet kuyruğu gibi öyle arda arda dizilmişti ki aralarında bir karış mesafe ya vardı ya da yoktu.

Sanki millet sıram geçmesin diye önündekine ensesinden yapışmış gibiydi.

Yani içeride “Güvenli temas mesafesi” tamam da , dışarıda kuyrukta aksine hak getire..!

İçeride doğrusu tamam da , dışarıda eski tas eski hamam, keseci de natır da aynı insan..!

Eczaneden anamın ilacını almaya gittim, 3 kişiden fazla kişinin içeriye girmesine izin verilmiyor.

Ama yaşını başını almış kişiler , uyarılara rağmen , kent meydanında parklarda banklarda oturuyor.

virüs bizden küçük ve hatta mikroskop ile ancak görünüyor ya , içimize sindiremiyoruz bunu.

Nasıl olur da bu minicik cansız bizi esir aldı diye kızıyoruz.

Başımıza gelmediğinden hala ciddiyetine inananmıyoruz.

Bu konu sigaranın zararları gibi bir şey.

Bu pandemi'den etkilenecek olanların en başında gelen akciğer hassasiyetidir.

Yani sigara içenler başta olmak üzere , koah ve yaşılılığa bağlı semptomları bulunanlar.

O bizdeki “ BİZE Bİ ŞEY OLMAZ ABİ “ genlerimiz gene bazılarımızda hamasi duygularla hemen reaksiyona geçiveriyor anlaşılan.

Ama zararını iş işten geçtikten sonra anlıyoruz.

Bu arada her akşam saat 21.00 da balkonlara kapı önlerine çıkıp , görevini cesurca yapan sağlıkçılara alkış tutmaya saygı duyuyorum ama , yetmez diyorum.

Anamın rahatsızlığı için geçenlerde gittiğimiz acilde , her ne kadar hasta azlığından da olsa, her birinin yoğun çalışma şartları içinde güleryüzlü , doktorların ilgisi, hatta güvenlikçilerin kibarlığı , kayıt yapan memure hanımın uzağında durduğumdan dolayı teşekkür etmesi beni çok duygulandırdı ve geleceğe ümit verdi.

Buradan virüs kriz yönetimini çok başarılı olarak uygulayan Sağlık Bakanlığını , Aydın Valisi Sayın Yavuz Selim KÖŞGER , özellikle güvenlikçisinden , kayıt memuruna , hemşiresinden doktor’una sahadaki tüm sağlık çalışanları ve mütevazi çalışkan Aydın İl Sağlık Müdürü Osman AÇIKGÖZ ‘ e teşekkür etmek istiyorum.

AMA YETMEZ diyerek , sözlerime devam etmek ve “ marifet iltifata tabidir “ sözü gereği başta tüm SAĞLIK ÇALIŞANLARINA , bu virüs krizinde canla başla mesai yapan Güvenlik mensuplarına , yollarda temizlik yapan belediye çalışanlarına birer maaş ikramiye verilmesini , hadi olmadı çok geldi bazılarına (!) , hemen hayır demeyelim,

çok hak ettikleri alkışların yanı sıra , VALİLİKÇE 5442 sayılı yasa gereğince TAKDİRNAME İLE ÖDÜLLENDİRİLEREK en azından bin lira gibi mütevazi bir ikramiye verilmesini yerel ve merkezi iradeye öneriyorum.

VEFA ‘ nın İstanbul da BOZA satan iş yerinden çok daha fazla şey ifade ettiğini halkı için korkusuzca görev yapan kahramanlarımıza gösterelim.

Çünkü benim gibi , sizin gibi, herkes gibi, bu gri günlerde , sağlıkçılarımız ve diğer çalışanlarımızın alkıştan çok fazlasını hak ettiklerine inanıyorum.

Öyle değil mi..?

Ne dersiniz..?

SÖZÜN ÖZÜ :

EVLERİMİZDE SÜRDÜĞÜMÜZ SEFA,

BAŞKALARININ GÖSTERDİĞİ VEFA SAYESİNDEDİR.