Amerikan İç Savaşı’ndan sonra kölelik resmen kaldırılır. Ancak fiilen siyahîler yaklaşık yüz elli yıl daha köle muamelesi görür. Kölelerin azat edilmesiyle birlikte siyahiler, kuzey ve güney eyaletlerindeki şehirlere yönelir. Onlar, tarım arazilerinde çalışmak istememektedir. Eski yaşamlarından uzaklaşmak, kölelikle ilgili anılarını geride bırakmak onlar için önemlidir. Siyahîler, kentlerde pek çok işin teklif edilmeye beklediğini işitir. Savaş, büyük bir sanayi devrimine neden olmuştur. Büyük fabrikalar silah, cephane, makine, elbise ve konserve ihtiyaçlarının karşılanması için büyük bir taleple karşılaşır. Ancak işçiler yoksulluktan kırılmaktadır. Bu nedenle fabrikalarda, demiryolları ve maden ocaklarında çalışanlar uzun çalışma süreleri ve az ücrete karşı mücadele etmek için sendikalarda örgütlenmeye başlar. Şehirlerde siyahîler iyi bir iş bulmak için oldukça zorlanır. İşlerinde usta olsalar dahi iş sahibi olmak onlar için hiç olay değildir. Siyahîler, kölelik döneminde marangoz, boyacı veya duvarcı olarak çalışmıştır. Aynı zamanda okullarda pamuk presleme makinelerini kullanmayı ve demirciği öğrenmişlerdir. Ancak beyaz ustalar bu siyahî ustaları piyasada istememektedir. Aynı zamanda siyahîlerin sendikalara üye olması gerekmektedir. Bazen işçiler, greve gidip şartlar düzelmedikçe çalışmayı reddetmektedir. Eğer sendikasız siyahîler, düşük ücrete ve kötü şartlarda çalışmayı kabul ederse beyaz işçilerle siyahî işçiler arasında çatışma kaçınılmaz olacaktır. Beyaz işadamları ve fabrika sahipleri siyahîlerden elbette yararlanmak ister. İşadamlarının büyük bir çoğunluğu sendikalardan hoşlanmamaktadır. Beyaz işçiler, daha yüksek ücret daha az çalışma süresi talebiyle greve başvurduklarında işadamları siyah işgücüne başvurmaktadır. Güney eyaletlerden bu ucuz işgücünü kuzeye getirmek için her türlü yola başvurulmaktadırlar. Siyahîlere daha düşük ücret ödemek varken niçin daha yüksek ücret beyazlara ödensin ki? Bu politika siyahî işçilerle beyaz işçiler arasındaki uçurumu derinleştirdi ve atmosferi daha da sertleştirdi. Çok az bir yerde siyahîler beyazların işbirliği yaptığı görülmektedir. Nadir olsa bu bir araya gelen siyahîlerle beyazlar başarılı grevlere imza atar. Güney Carolina, Charleston’da siyah beyaz işçiler beraber greve giderek daha yüksek ücretle çalışmaya hak eder. Lousiana’daki Dok işçileri de aynı şeyi yapar. Siyahîlerin sendikalara kabul edilmediği takdirde işadamları beyaz işçilerin yaptığı grevleri siyahîleri kullanarak delmeye devam edecektir. Ancak siyahîlerin sendikalara kabulüyle ilgili olarak da ciddi sorunlar ortaya çıkmaya başlar. “The Knights of Labor” adlı işçi konfederasyonu siyahîleri üye olarak kabul eder. Ancak bu durum nadir görülen bir vakaydı. Siyahîler tıpkı beyaz çalışanlar gibi aynı haklara sahip olmak istemektedir. Eşit işe eşit ücret talep etmektedirler. Başlangıçta siyahîlerin büyük işçi sendikalarına kendilerinin kabulüne dair çok az ümitleri vardır. Bir kısım siyahî işçiler 1869 yılında “Ulusal Halk İşçi Sendikası” adında bir sendika kurar. Bu sendikayı daha sonra beyazların o devasa sendikalarıyla birleştirmeye çalıştılar ancak başarılı olamadılar. Siyahîlerin işçi sendikalarına katılmasına izin vermeyen pek çok kişi kendileriyle çelişik davranarak daha az ücrete çalışan siyahîlere saldırdı. Düşük ücretli çalışan siyahîler, beyazlar tarafından kurulmuş işçi sendikalarının güçlerini azaltmaktadır. İşverenler zekice davranıp bu durumdan yararlanır. Aslında kaybeden ne siyahîler ne de beyazlardı. Olanlar bütün işçilerin kaybınadır.