Kadın'a öğretirseniz, dünyayı eğitirsiniz, der bir atasözü.

Kadın dünyanın vazgeçilmez tarafı, erkeğin bir yanı, kuşun uçmaya yarayan diğer kanadı, akşamın sabahıdır.

Kadın olan yerde , kadın olmanın naturası , bir zerafet, bir nezaaket , bir farklılık vardır.

Kadın , onları bilenler için bir nefes, bilmeyenler için sadece bir nefs'tir.

Kadınlara ilk seçme ve seçilme özgürlüğünü medeni saydığımız Avrupa dan önce Türk kadınlarına armağan eden Atatürk zamanında yaşanan bir kadın kongresini biliyormusunuz..?

Genç Cumhuriyetimizin ilk yıllarında nice ilk'lerden bir ilk de , bundan tam 85 yıl önce 1935 yılında İstanbul'da ilk kez düzenlenen KADINLAR KONGRESİ ile dünyaya farklılığını Atatürk göstermişti.

Henüz 2. Dünya savaşının başlamadığı , 12 yıllık genç Cumhuriyetin emeklediği günlerde , kadınlar için İstanbul Yıldız sarayında bir kongre düzenlenmesi kimsenin aklına gelecek bir iş değildi. Konferansın Yıldız sarayında yapılmasını öneren kişi , Asım Us takma adıyla adıyla Kurun Gazetesi'nde yazan kişi Atatürk'ten başkası değildi.

Tarih, kadınlara değer veren Cumhuriyetimizin kurucusunun , önderliğinde dünyada ilk kez uluslararası düzeyde yapılacak olan Kadın Kongresi'ne, devlet düzeyinde ev sahipliği yaptığını kaydetti.

18-22 Mart 1933 tarihinde Marsilya'da Uluslararası Kadın Birliği toplantısına katılan Seniha Rauf ve Lamia Tevfik hanımlar, toplantıda edindikleri intibaları rapor halinde Türk hükümetine sunmuşlardır. Konferansın son celsesinde bir dahaki umumi kongrenin İstanbul'da olması Türk temsilcilerce yetkililere teklif edilmiştir.

1933 yılında Marsilya'daki Türk temsilcilerce bir dahaki toplantının İstanbul'da yapılması isteği genel merkezce kabul edilmiş ve 1935 yılında 12. umumi kongre İstanbul'da Türk kadınlarının ev sahipliğinde gerçekleşmiştir.

Yıldız Sarayı'nda böyle bir etkinliğin yapılması; Osmanlı kültüründeki kadının, bir anlamda çağdaş dünyaya adım atışının simgesi olarak değerlendirilir.

Yani saray eskidir , ancak artık Cumhuriyetle beraber içinde çağdaş, aydın,erkeklerle eşit haklarda bir Türk Kadını vardır.

Zamanın şartlarına göre çok güzel bir kongre olur. 18-25 Nisan 1935 tarihleri arasında Yıldız Sarayı'nda günde iki defa toplanarak kadınlığı ilgilendiren meseleleri görüşülerek Dünya üzerinde 30 ülkeden 200 milyon kadını temsilen , dünyanın her yerinden 300'ün üzerinde kadın gelir. Aralarında Nükleer fizikçi Polonyalı madam Curie 'nin de bilim alanındaki heyette yer aldığı heyet Yıldız sarayında en güzel şekilde ağırlanırlar.

Bir anlamıyla Batı'nın; Türkiye'nin kadına bakışıyla ilgili önyargıları yıkılır.

Uluslararası Kadın Birliği'nin 12. kongresinin İstanbul'da toplamasının ardında Türk kadınının siyasal haklarını elde edişi yatmaktadır. Birçok ileri Batı ülkesinde kadınların siyasal hakları sınırlıyken Türkiye gibi daha 20. yüzyılın başında kurulmuş bir ülkede kadınların seçme-seçilme hakkını elde etmesi dünya kadın hareketi için örnek gösterilecek bir gelişmedir. Kongrede çok ilginç diyaloglar olur.

Bu kongrede, Uluslararası Kadın Birliği merkez bürosu genel sekreteri Katherine Bombas ; “Biz Avrupalı kadınlar Türk kadınlarına cidden gıpta ediyoruz” derken; İsviçre delegesi ve Uluslararası Kadın Birliği sekreterlerinden Emilie Gourd “Türk kadınını çok kıskanıyorum” der .

Toplantıya Mısır delegesi olarak katılan Şitti Şaravi'nin Atatürk hakkındaki sözleri ise dikkat çekicidir; “Biz Mısırlılar zaten Atatürk'ü çok sever ve onun açtığı yolda yürümeyi bir şeref biliriz. Hatta siz O'na Atatürk dersiniz, biz ise O'nu “Ata Şark” diye anarız. Çünkü yalnız Türkiye'nin değil bütün şarkın ve bilhassa kardeş Mısır'ın da atası ve önderidir. Atatürk sayesinde Türk kadınının bugün nail olduğu inkişafı gıpta ile takip ediyoruz. Biz Türk kadınına ve Türklüğe yakın ve kardeş olmakla sevinç duyuyoruz”

Avustralya delegesi Madam Rischbieth aylar süren bir yolculuğun ardından gelebilir.

Bir soru üzerine:

“Türk kadınına ve O büyük adama duyduğum saygının yanında yolculuğun lafı edilmez” der.

Dünyanın gözü İstanbul'dadır. Mesela ABD başkanı Roosevelt övgü dolu bir telgraf yollar Eşi Eleanor Roosevelt de teamüle aykırı olarak ve tüm engellemelere rağmen başka bir telgraf gönderir.

O telgrafta kendisinden First Lady olarak bahseder ve dünyada bu unvan ilk kez o telgrafta kullanılır.

Atina'da çıkan Akropolis Gazetesi “HANIM” başlıklı makalede şöyle yazar;

“Kim umardı? 15 sene evvel kime söylesen bütün kalbi ile gülmekten katılmazdı? Türk kadını; yani harem hayatının mahpus, esrarengiz hanımı bugün Uluslararası Kadın Kongresi düzenliyor.”

İLK KEZ ATATÜRK'LE TANIŞTILAR

Kongre sonunda delegeleri Atatürk topluca kabul eder ve kadınlar İlk kez Atatürk ile tanıştılar.

Müthiş bir hayranlıkla bahsederler ülkelerine gittiklerinde. Hatta davet sona erdiğinde Dünya Kadınlar birliği Başkanı Madam Ashby “Meğer kongrenin en önemli hadisesi O'nu tanımakmış” der.

Sonuç olarak; her Türk kadını; şu anki haklarını hangi evrelerden geçerek elde ettiğini iyi bilmelidir. O günü anısına çıkarılan hatıra pulları ile Türk kadını ve konuklar pullara kazınırlar.

Posta ve Telgraf İdaresi, İstanbul'da düzenlenen 12. Uluslararası Kadın Birliği Kongresi'nin hatırası olmak üzere 15 çeşit pul bastırmıştı. Türk pulculuk tarihinde ilk kez, olağanüstü işler başarmış kadınlara saygı ifadesi olarak basılan bu özel pulların üzerinde Mustafa Kemal Atatürk, birliğin kurucusu Carrie Chapman Cat, Nobel ödülü kazanan kadınlardan Madame Curie (bilim), Grazia Deledda (edebiyat), Selma Lagerlöf (edebiyat), Sigrid Undset (edebiyat), Jane Adams (barış), Bertha Von Suttner (barış), sembolik kadın çalışmalarına ait beş resim (pilot, polis, çiftçi, öğretmen ve oy kullanan kadın) ile Yıldız Sarayı'nın fotoğrafı ve birliğin amblemine ait resimler vardır. 20 Nisan 1935'de satışa sunulan bu pullar 100 bin seri olarak basılmış olup üzerinde yazan fiyatın iki katına satılmıştır.

Elde edilen gelirin yarısı Türk hükümetine diğer yarısı da Türk Kadınlar Birliğine bırakılmıştır.

Bugün bile hiçbir liderin aklına gelmeyen ve medeniyetin beşiği kabul edilen , İsviçre'den bile daha önce kadınlara seçme ve seçilme hakkını 5 Aralık 1934 de veren ve bundan bir yıl sonra da böyle bir kadın konferansı düzenleyen Atatürk , neden dünya lideridir daha iyi anlaşılmıyor mu..?

SÖZÜN ÖZÜ :

KADIN , BİLENE NEFES , BİLMEYENE NEFS'TİR.


MEHMET ÖZÇAKIR

mehmetozcakir@hotmail.com

GSM : 0.505.8077828

P.K:110 EFELER -AYDIN