Yatırımların azaldığı, işletmelerin kapandığı, kilit vurulan işyerlerinden çıkarılan insanların kendilerini kapının önünde bulduğu Türkiye’de işsizlik son 7 yılın en üst seviyesine çıktı. Yıllık işsizlik 2010 yılından bu yana zirveyi gördü. TUİK’in yaptığı açıklamalara göre, 2016 yılına ilişkin işsizlik oranı yüzde 10.9 oldu. 2015 yılının aynı dönemine göre, işsizlik oranı 668 bin kişi artarak 3 milyon 872 bin kişi oldu. Aynı dönemde tarım dışı işsizlik oranı 2,2 puanlık artışla yüzde 14.9 seviyesine geldi. Bu dönemde, tarım sektöründe çalışan sayısı 88 bin kişi azalırken, tarım dışı sektörlerde çalışan sayısı 307 bin kişi arttı. İstihdam edenlerin yüzde 19.5 tarım, yüzde 19.5 sanayi, yüzde 7.3’ü inşaat, yüzde 53.7’si ise hizmetler sektöründe yer aldı. İşsizlik oranı en yüksek bölge yüzde 28,3 ile Mardin, Batman, Şırnak, Siirt’te iken, işsizlik oranı en düşük bölge yüzde 4.5 ile Trabzon, Ordu, Giresun, Rize, Artvin ve Gümüşhane oldu. TUİK’in araştırmalarına göre Türkiye’de 15-24 yaş grubunu içerisine alan genç işsizlik oranı, geçtiğimiz 2016 yılında 1.1 puanlık artış ile yüzde 19.6 olurken 15-64 yaş grubunda bu oran 0,6 puanlık artış ile yüzde 11.1 olarak belirlendi. İstihdam edilenlerin sayısı 2016 yılında geçen yıla göre, 584 bin kişi artarak 27 milyon 205 bin kişi, istihdam oranı ise 0,3 puanlık artışla yüzde 46.3 oldu. Erkeklerde istihdam oranı 0,1 puan artışla yüzde 65.1, kadınlarda ise 0,5 puanlık artışla yüzde 28 olarak gerçekleşti. Öte yandan geçtiğimiz 2016 yılında işsizlik maaşı için devlet kapısına başvuranların sayısı yüzde 36 artarak 5 milyon 100 bin kişiye çıktı. Sadece geçen yılın Aralık ayı ile 2017’nin Ocak ayında 298 bin yeni kişi işsizlik fonuna müracaat etti. İşsizlik maaşı olarak da toplam 3.6 milyar lira ödendi. 2016’da işsizlik sigortasına rekor denecek sayıda başvuru yapıldı. Öyle ki işsiz kalan 3 milyon 176 bin 224 kişiye 1.6 milyar lira ödenirken, 2015 yılında işsizlik maaşı alan kişi sayısı yüzde 19 artışla 3 milyon 789 bin 193’e ödenen para da yüzde 32 artışla 2.1 milyara çıktı. 2016 yılında ise işsizlik sigortasına başvuranların sayısı yüzde 68 artış anlamına geliyor. Sadece 2016’nın Aralık ayında 140 bin yeni kişi işsizlik sigortası için başvuruda bulundu. TÜKETİCİ GÜVEN ENDEKSİ Tüketici güven endeksi, ekonomik durum ve hanenin maddi durumlarında artış beklentisiyle gelen 2,1 puan artışa karşılık, işsizlik ve tasarruf etme beklentilerinde bozulmaya Mart ayında da 70 değerin altında kaldı. Türkiye İstatistik Kurumu ve Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası işbirliği ile yürütülen tüketici eğitim anketi sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi, Mart ayında bir önceki aya göre yüzde 3.2 ya da 2.1 puan artışla, Şubat ayındaki 65.7 düzeyinden Mart ayında 67.8 değerine çıktı. Anket sonuçlarından hesaplanan tüketici güven endeksi, 0,200 aralığında değer alabiliyor. Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu gösteriyor. Hanenin maddi durumu beklentisi endeksi bir önceki aya göre, yüzde 2.1 artarak Mart ayında 87.8 oldu. Bu artış gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durumunun daha iyi olacağını bekleyenlerin oranının artmasından kaynaklandı. Genel ekonomik durum beklentisi endeksi Şubat ayında 88 iken, Mart ayında yüzde 5.8 oranında artarak 93.2 oldu. Bu artış gelecek 12 aylık dönemde genel ekonomik durumun daha iyi olacağı yönünde beklentisi olan tüketicilerin sayısının bir önceki aya göre arttığını gösteriyor. MOODYS NOT DÜŞÜRMEYE DEVAM EDİYOR Moodys 4 büyük Türk şirketinin görünümünü düşürdü. Moodys, Koç Holding, OYAK, COCO COLA içecek ve Turkcell’in kredi notu görünümünü negafit olarak revize etti. Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moodys, Türkiye’nin görünümünü negatife düşürdü. Moodys, ayrıca Anadolu Efes’in kredi notu görünümünü ise durağan olarak teyit etti. Öte yandan uluslararası kredi değerlendirme kuruluşu Fitch Ratings’de Suudi Arabistan’ın uzun vadeli kredi notlarını “AA”dan “AT’yan” indirdi. Not görünümü ise durağan olarak belirlendi. ENFLASYONDA YÜKSELİŞ SÜRECEK Türkiye Merkez Bankası para politikası kurulu toplantı özetinde, döviz kuru hareketlerinin gecikmeli yansımaları ve işlenmemiş gıda fiyatlarındaki baz etkisi nedeniyle kısa vadede enflasyondaki belirgin yükselişin devam edeceğinin öngörüldüğü belirtiliyor. Kurulun 16 Mart’taki toplantısına ilişkin yayınlanan özette Şubat ayında tüketici fiyatlarının yüzde 0,81 oranında arttığı ve yıllık enflasyonun 0.91 puan yükselerek yüzde 10.13 olduğu hatırlatıldı. Bu dönemde gıda yıllık enflasyondaki yükselişin sürdüğü ve başta temel mal ve enerji grupları olmak üzere genele yayılan döviz kuru etkilerinin gözlendiği ifade edilen özetle geçici vergi indirimlerine karşın Türk lirasındaki birikimli değer kaybının etkisiyle temel mal enflasyonunda kaydedilen belirgin artış sonucunda çekirdek enflasyon göstergelerinin yıllık enflasyonu ve ana eğilimi yükseltmiştir. DEVLETİN KAPISINI KİMSEYE KAPATAMAZLAR Düzce Barosu tarafından Akçakoca ilçesinde düzenlenen konferansta konuşan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, 16 Nisan’da Halk oylamasına sunulacak Anayasa değişikliği teklifi ile Türkiye’nin küresel kuklacıların alet çantası olmasının planlandığını söyledi. Feyzioğlu, şimdi söyleyeceğime dikkat buyurun. Bu anayasa, onlarca yıl görev yapması planlanan kim ise onun için yazılmıştır. Çünkü iki dönem sınırı diye bir şey yoktur. Yalandır. Buyursunlar gelsinler, iki dönem sınırı vardır’ı ispatlasınlar. Eyalet adıyla bir kamu tüzel kişiliği, adı eyalet olmayan içeriği eyalet olan bir kamu tüzel kişiliğinin varlığı, anayasada Türkiye’nin nereye taşınacağının işaretidir, ekonomik sıkıntıyla birlikte mevcut siyasi iktidarın mental yorgunluğu dikkate alınarak tüm bu zaaflardan yararlanıp, birisinin tek başına getirilip 30-40 yıl bu anayasayla yönetilmesi planlanmıştır. Bu söylediklerimiz o kadar ciddi ki, bunları söyleyen birilerinin en azından sayın Cumhurbaşkanının davet edip dayanağın nedir? Diye sorması gerekir. Böyle bir iddiayı ortaya koyuyorsak devlet adamlığı dayanağın nedir? Diye sormayı gerektirir. Davet etsinler. Kapandığını söylediği kapı olsa olsa kendisinin evinin kapısı olabilir: Cumhurbaşkanlığının ya da devletin kapısını kimseye kapayamazlar. Davet etsinler Anayasanın arkasındaki küresel komployu sayın Cumhurbaşkanımıza ve sayın Başbakan’a olduğu gibi açıklamaya hazırız. Çünkü bizim devlet insanlığımız, milliyetçiğilimiz ve vatanseverliğimiz bunu emreder.”