Ellerimizin iletişim amaçlı kullanılmasına jest; yüz ifadelerimizin kullanılmasına ise mimik denmektedir. Mimik ve jestlerin de dâhil olduğu vücudumuzun tamamının iletişim için kullanılmasına ise beden dil dendiğini pek çok kimse bilir. (Baltaş & Baltaş, 1992) Beden dili, sözün gücün artırılmasında oldukça etkilidir. Beden dili bir görüşü açıklamaktan bir düşünce geliştirmekten daha çok ikna aracıdır denebilir. Kaynak kişinin kararlılığı, samimiyeti ancak beden dilinin etkili ve doğru bir biçimde kullanmasıyla açıklanabilir. Beden dili, kızgınlık, sevinç, umutsuzluk, onaylama veya reddetme gibi duyguların ifadesi için oldukça etkili bir yoldur. Eylem ve davranışların sözcüklerden daha etkili olduğu her zaman söylenmektedir. Aslında verilmek istenen mesaj daha çok sözsüz olarak verilmektedir. % 70 oranında sözsüz iletişim dili kullanılmaktadır. Bakmak, sarılmak, dokunmak, gülümsemek, el sallamak, hep sözsüz iletişimin içine girmektedir. Ancak düşüncenin geliştirilebilmesi için daha çok kavramlara ve sözcüklere ihtiyaç duyarız. Yıkan-yakan veya bir şekilde insanlığa faydası dokunmuş hangi ideolojiye bakarsak bakalım onların bir düşünce sistemi geliştirmeye çalıştıkları görülür. Öyle ise sözcükler bir yıkıma ve acıya yol açtığı gibi bir gelişime ve iyileşmeyi sağlayabilecek diğer bir ifadeyle dünyayı değiştirebilecek güce sahiptir.

İletişim süresince sözcüklerin kullanılıp kullanılmadığına göre iletişim “sözlü ve sözsüz” iletişim şeklinde ikiye ayrılmaktadır. Beden dili bir sözsüz iletişim biçimidir. Elbette bu iki iletişim biçimi birlikte kullanılmalıdır. Ancak insanoğlu sözsüz iletişimin yetersizliği fark ettiği için yazıyı geliştirdi. Bu bağlamda insanlık tarihi yazım sürecinin mükemmel hale getirme çabasıdır şeklinde iddialı bir söz dahi söylenebilir. Bir anlatı türü olan pantomim sözsüz bir gösteri sanatıdır denebilir. Bu tür de sadece eylemler ve temel duygular ortaya konabildiği için insanlık tarihinde sözlü anlatım olan drama-komedi şeklindeki oyun türleri daha çok kullanılmıştır. Günümüzde düşünce üretimi konusunda sıkıntılar vardır. Binlerce yıldır düşünce geliştirme adına daha fazla kavram bulmaya ve kullanmaya çalışan insanlık sosyal medya temelinde 140 karakterle(harf) düşüncesini aktarma cenderesinin içinde sıkışmış durumdadır. İkonlar, semboller, emojiler de birer sözsüz iletişim dinamiği sayılabilir. Düşünceyi yansıtan yazının bu denli gerilemiş olması aslında istendik bir durum şeklinde değerlendirilebilir. Zaten manipülasyon ve algı çağında yaşadığımız söylenmiyor mu?

Kaynakça

Baltaş, A., & Baltaş, Z. (1992). Bedenin Dili. İstanbul: Remzi Kitapevi.