Dışişleri Bakanlığı Halk Bank eski Genel Müdür Yardımcısı HakanAtilla’nın ABD’deki davasında altı suçlamanın beşinden suçlu bulunmasına,“haksız ve talihsiz bir gelişme olarak değerlendirdi. Bakanlıktan yapılanyazılı açıklamada, “ABD Mahkemesi sahte ve siyasi istismara müsaid sözdedelillere dayanarak gerçekleştirilen ve Türkiye’nin iş meselelerinin gerçekdışı kurgular temelinde tartışıldığı bir süreçte, daha önce örneğinerastlanmamış bir şekilde Türkiye’nin iç işlerine müdahil edilmiştir” denildi.

ABD tarafından maddi ve lojistik destek sağlamak suretiyle bazı FETÖmensuplarının yargı sürecini etkileyecek gerçek dışı iddialarda bulunmalarınave sahte deliller sunmalarına fırsat verilmesinin mahkeme sürecinin ciddiyetinive inanırlığını yok ettiğine vurgu yapılan açıklamada, “Bu haliyle bir hukukayıbına dönüşen kararın düzeltilmesi en büyük temennimizdir” ifadesine yerverildi.

Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’de kararın kabul edilemeyeceğini ve yokhükmünde olduğunu açıkladı. Hukuka aykırı elde edilen deliller, mahkemenintarafsızlığı ve bağımsızlığının tartışmalı olması, savunma hakkının açıkçaihlal edilmesi ve benzeri nedenlerle adil yargılama ilkesinin açık bir şekildeihlal edilmesiyle bir hukuk garabeti ortaya konduğunu vurgulayan Gül, evrenselhukuk ilkelerinin hiçe sayıldığını söyledi. Gül Türkiye’nin egemenliğinesaldırı anlamındaki bu sürecin kabulü mümkün değil. Bu durum, Türkiye’de eldeedilmeyen hukuki sürecin, skandallar ve hukuk katliamıyla başka bir mercidegörülme çabası. Bu süreci Türkiye’nin yargılama yetkisine, egemenliğine saldırıolarak değerlendiriyor ve kabul etmiyoruz.

Terör örgütünün hazırladığı bu süreci kabul edenler, hukuka değil,terör örgütüne destek vermekte” dedi. Cumhurbaşkanlığı sözcüsü İbrahim Kalın,Cumhurbaşkanlığı külliyesinde gazetecilerle ABD’de jüri tarafından suçlubulunan Hakan Atilla davasını değerlendirdi. Kalın bu skandal, bir davanınskandal bir kararıdır. Baştan beri zaten bu davanın Türkiye’nin iç işlerinemüdahale, Türkiye’nin iç siyasetini karıştırmaya dönük bir kumpas olduğu çokaçık ve netti. Hukuk adına utanç verici bir senaryo şuan hayata geçirilmekte”dedi.

ABD yönetiminin FETÖ’nün ABD sistemini, Amerikan Hukuk sistemininkurduğu bir takım bağlantılar üzerinden kendi lehine istismar etmesine daha nekadar müsaade edileceğini açıkçası biz de merak ediyoruz” diyen kalın, tanıkolarak çıkarılan kişinin “Buradan çıkmak için her türlü yalanı söylemekzorundayım” dediğini, bunun mahkemede dinletildiğini ve mahkeme kayıtlarınagirdiğini anlattı. Kalın, “İkinci sözde tanık olarak getirilen kişi bir eskiFETÖ’cü polis memuru ve bu kişi kendisini Türkiye’din FBI yardımıyla 50 bindolar para almak suretiyle bu sahte delilleri topladığını açıkça itiraf ediyor.Bunlara rağmen bu dava bir şekilde yürüyor. Bunun bir hukuk skandalı olduğuaçıkça ortada.

ABD’de tutuklanan işadamı Rıza Sarraf’ın yargılanmasına kısa sürekala 26 Ekim 2017’de hakkındaki suçlamaları kabul edip savcılıkla işbirliğinegitmesiyle Atilla, davanın tek sanığı olarak yargılanmıştır. Davada FETÖ firarisieski komiser, yardımcısı Hüseyin Korkmaz yukarıda ifade ettiğim gibi tanıkolarak dinlenmişti. Savunma makamı Türkiye’den yasadışı yollarla kaçan veberaberinde mahkemede delil olarak kullanılan belgelere çalıntı olduğugerekçesiyle itiraz etmiş, ancak yargıç Barman, Korkmaz’ın tanıklığını hukukkurallarına uygun bulmuştu.

Jüri Atilla’yı kendisine atfedilen “ABD’nin İran’a yönelikyaptırımlarını delmek” “ABD’yi aldatma suçuna iştirak etmek” “ABD bankalarınıdolandırmak” “ABD bankalarını dolandırmaya iştirak etmek” karapara aklamasuçuna iştirak etmekten suçlu bulunurken, kara para aklamak suçlamasından isesuçsuz bulmuştu. 12 jüri üyesinin her bir suçlamayla ilgili ayrı ayrıoybirliğiyle alınan kararın ardından yargıç Richard Berman, 11 Nisan’da yapılacakduruşmada Atilla’nın alacağı cezaya karar verecek.

Şurası kesin: ABD’nin birçok konuda yani yargı, bankacılık, Suriyepolitikası veya Doğuda ülkemize karşı izlediği düşmanca tutum karşısındadevletimizin yanında yer alıyoruz. Bu sorumluluğu, toplam olarak üstlenmekzorundayız. Ama içimizdeki asıl suçlular, yani Türkiye’nin başına bu belalarıaçanlar, çıkıp da kendilerini niye savunmuyorlar. Mesela Amerikan Mahkemesiolduğu için hiç birinin sesi soluğu çıkmıyor.

Ve dava, sadece Halk Bankası eski Genel Müdür Yardımcısı HakanAtilla’nın mahkum olmasıyla sonuçlanacağa benziyor. Asıl suçlular ne olacak?

ABD Federal yargısı başka davalar açar mı? Açacaklarını tahminediyorum. Türk Bankacılık sistemi, haklarında verilecek birçok karardan dolayıceza ödemeye mahkum olacaktır.

Rıza Sarraf’ın eski dostları, Türkiye’de elini kolunu sallayarakgezerken, Atilla Amerikan cezaevinde prangalı olarak yaşamını sürdürebilirse neala.

Türkiye kendi sorununu niye ABD Federal Mahkemesinde yargılattı. Budava Türkiye’de görülmeliydi.

Söyleyecek ve yazacak o kadar şey var ki, herşeyi Allah’a havaleetsek ne yazak? Hiçbir şey yapmadan Allah’tan nasıl yardım dileriz.”

Ahmet Hakan Atilla’yı gurbet ellerde yapa yalnız bıraktık. Şimdiise, yalancı ve kumpasçı tanıklara kızıyoruz. Türkiye’yi ağır mahkumiyet altınasokan esas sorumlular, bir avukat aracılığıyla ABD Federal Mahkemesine şöylebir savunma yapabilirlerdi.

“Biz bilime ve din eğitimine çok önem verdiğimiz için aldığımızyardımları, ilgili yerlere aktarıyorduk! Paraların İran ambargosunadelinmesiyle ilgisi yoktur.”