Aralık ayına girdiğimiz bugünlerde, soğuk ama güneşli havalarda evlerde kapalı kaldığımız günlerin sıkıntılarını atmak üzere, hafta sonları gelin güzel Aydını'ın ender Kültürel ve Tarihi merkezlerine yolculuk yapalım.
Ege kıyıları tarihte ilk yerleşim yeri olarak onlarca antik kentlere ev sahipliği yapmaktadır.
Eski adıyla Yenihisar olarak bilinen ve yeni adını antik çağlardaki adından alan Didim’de yer alan APOLLON MABEDİ MÖ 6. yüzyılda Zeus'un oğlu Apollon'a adanan tapınak İyonya’lılar tarafından yapılmıştır. Tapınağın diğer adı olan “Didyma” sözcüğü ise, ikiz kardeş anlamına gelmektedir. Böyle denmesinin bir başka nedeni ise, dünyanın yedi harikasından birisi olan ve Apollon’un ikiz kardeşi olan Artemis’in kendi adıyla yani Artemis tapınağında kutsal yolun son bulmasıdır.
Didyma aslında bir antik kent değil, kutsal bir mahaldir, antik bir kehanet merkezi olarak bilinmektedir.
Milattan önceki yüzyıllarda yaşayan insanlar büyü, fal ve kehanet gibi şeylere çok inanırlardı. Üstelik bu inançları onların yaşamlarını yönlendiren en büyük faktördü. Ancak dinsel duyarlılıkları oldukça karışık ve değişkendi. Kendilerince yararlı ve güzel her şeyin ayrı bir tanrısı olduğunu varsayıyorlardı.
Mesela denizlerin tanrısı Poseidon'du, aşk tanrısı Eros, şarap tanrısı Dionysos, ışık ve güneş tanrısı ise Apollon gibi.
Hemen hemen tüm antik çağ boyunca bereketli Ege Bölgesi sahil kesimlerine ve Büyük Menderes (Meandros) Deltasına yerleşerek buralarda yaşayan halkların inanç kültürleri bu doğrultuda şekillenmiştir. Didim'e de bu inanç kültürlerinden işte bu kült mabed günümüze miras kalmıştır.
Herodot M.Ö. 600’lerde Mısır Kralı II. Nekho ve Lidya Kralı Kroisos’un Didyma’daki Apollon mabedine adaklar sunduklarını nakleder. Arkaik devirde çok ünlü olan Apollon’un kutsal yeri Persler tarafından M.Ö. 494’de yakılmıştır.
M.Ö. 311’de tekrar canlanmaya ve mabet yeniden inşa edilmeye başlanır. Seleukoslar döneminde mabet planda değişiklikler yapılarak boyutları büyütülmüştür. Artemis, Zeus, Aphrodite mabetleriyle diğer bazı yapıların da bulunduğu inşaatın Roma devrinde de sürdüğü, mabet çevresinde ele geçen kitabelerden anlaşılmaktadır. M.S. 250’den önce mabet önemini yitirmeye başlamış ve M.S. 385’de Theodosios’un emri ile tamamen önemini yitirmiştir. Hıristiyanlığın yaygınlaşması ile zaten bitirilmemiş olan mabede bir kilise yapılmıştır.
Tapınak hakkında Efsaneye göre Apollon bir gün Didim yöresinde çobanlık yapan Brankhos’a rastlamış. Kanının kaynadığı çobanı çok sevmiş, ona biliciliğin sırlarını öğretmiş. Çoban Brankhos da bugün Apollon Tapınağı’nın yerinde bulunan defne ormanı ve su kaynağının yanına Apollon adına ilk tapınağı kurmuş. Zaman içinde Brankhos’un soyundan gelenlere Brankidler denilmeye başlanmış. Bu kişiler çok uzun bir süre Apollon Tapınağı’nın yöneticiliğini yapmışlar. Didyma bu nedenle Brankhidai yani Brankhidler’in ülkesi olarak da biliniyor.
Günümüzden yaklaşık 2.800 yıl önce inşa edilen bu kutsal avlunun duvar yüksekliği 25 metreden fazladır. Kutsal avlunun batı ucunda kült heykelinin bulunduğu daha küçük bir yapı (sekos) vardı. Kutsal avlunun doğusunda ise, 15,20 metre genişliğinde ve 24 basamakla çıkılan bir merdiven yer alıyordu. Bu merdiven kehanetlerin yazılıp söylendiği salona açılmaktaydı ve burası da 14,04 x 8,74 metre boyutlarında çatısı 20 metre yüksekliğinde mermerle kaplı bir salondu. Bu salonun zeminindeki yekpare mermer blokların her birinin tahmini ağırlığı 70 tondur.
Apollon Tapınağında bulunan sütunların beherinin o zamanki maliyeti 40.000 drakhme/drahmi idi. İnşaatta çalışan yüzlerce işçinin her birine de 2 drakhme yevmiye ödeniyordu.
ANTİK DÜNYANIN 3. BÜYÜK KUTSAL ALANI.
Bu dönemdeki tapınağın ölçüleri, onun Efes'teki Artemis Tapınağı ve Sisam Adasındaki Heraion Tapınağı'ndan sonra, antik dünyanın üçüncü büyük tapınağı yapmaya yetiyordu. Ayrıca sütunlarının yükseklikleri bakımından da çok görkemliydi. Her sütun, kaide ve başlıkları dahil 19,60 metre yüksekliğinde ve Porsa taşı ile inşa edilmiştir. Didim’in sembollerin-den biri haline gelen ve karposttallarda sıklıkla gördüğümüz yılan saçlı Medusa başı önünde en çok fotoğraf çektirilen kabartmadır.
Bilicilik, yani kehanet merkezi olarak yapılan Apollon Tapınağı, 85,15 x 38,39 metre ölçülerinde bir dipteros yani çevresinde çift sıra sütun bulunan orta mabettir. Yanlarda 21 çift sıra sütun, ön yüzünde 8 ve arka tarafında 9 sütun sırası olacak şekilde tasarlanmıştır. Halkın ibadet amacıyla kullanacağı 'naos' adı verilen iç avluyu çevreleyen 104 sütun ve 'naos'ta bulunan 8 sütunla birlikte toplam 112 sütunu vardır. Kutsal avlu 17,5 metre yüksekliğinde bir duvarla çevrili olduğundan, dışarıdan bakıldığında üstü kapalıymış izlenimini vermektedir. Ancak yüksek maliyeti ve havalide sürekli devam eden savaşlar tapınağın inşasının tamamlanmasına izin vermediği düşünülüyor.
Hemen kuzeyindeki İyon kenti MİLETOS’a kutsal yolla bağlanmaktadır. Miletos’tan gelen, mermerlerle döşenen yol ve süslemeler günümüzde de bazı yerlerde açıkta görülmektedir. Apollon Tapınağı, Apollo'nun kız kardeşinin adına yapılan Efes'teki Artemis Tapınağı'nın bir benzeri olarak inşa edilmek istenmişti. Sonuçta onlar ikiz kardeşti ve tapınakları da birbirinin aynısı olmalıydı. Eğer antik çağ mimarları bu amaçlarına ulaşabilmiş olsalardı, günümüzde belki de aralarında Didim'deki Apollon Tapınağı'nın da yer alacağı Dünyanın 8. Harikası'ndan bahsediliyor olabilirdi.
Tarihçiler ve yer bilimciler Apollon Tapınağı'ndaki en büyük yıkıma 1493 yılında tüm Ege coğrafyasını etkileyen büyük bir depremin sebep olduğu tezinde birleşirler.
Bu depremde büyük hasar alan tapınak, ilerleyen asırlarda kendi haline terkedilerek adeta bir harabe haline gelmiştir. Ancak tapınak çevresindeki verimli araziyi yurt edinen yöre halkı tarafından kurulan minik yerleşke, sonraki yüzyıllarda giderek bir Rum köyüne dönüşecek olan Yoran Köyü'nün temellerini oluşturmuştur.
Antik Milet’in kutsal kapısından başlayan 'Kutsal Yol', mümkün mertebe deniz kenarını takip ederek Didim’in (günümüzde Mavişehir olarak bilinen) Panormos limanına ulaşmaktaydı. Buradan sonra ise güneye doğru kıvrılarak Apollon Tapınağı'nın adak ve sunu terasının önünde son buluyordu. Milet ile Apollon Tapınağı arasındaki yaklaşık 16,5 kilometrelik uzunluğa sahip olan 'Kutsal Yol'un genişliği ise 5 ila 7,5 metre arasında değişiyordu. 'Kutsal Yol'un Apollon Tapınağı'na ulaşmadan önceki, yani Milet çıkışındaki ilk 5-6 kilometrelik bölümü; Apollon rahip ve rahibelerine ait oturan insan heykelleriyle, yatan aslan ve (Mısır piramitlerinin yakınındakine benzeyen) sfenks figürleriyle süslenmiş ihtişamlı bir güzergah olarak inşa edilmiştir.Günümüzde bu kutsal yol rotası tam olarak belirlenmiş ve Turizm sezonunda sembolik yürüyüş canlandırılmaktadır.