Cumhuriyet’in ilk yıllarında bugünkü Aydın kent meydanı mezarlıktır. Söz konusu kent meydanının ilk omurgasını 1926 yılında dikilen Şehitler Abidesi oluşturur. O vakitler Adnan Menderes Bulvarı yoktur. Şehitler Abidesi, Çine-Muğla yolu olarak bilinen Kütüphane Caddesi-Kozdibi-Tellidede-Çakırbeyli-Çine bağlantı yolunun bitiş noktasına dikilir. Zamanında Şehitler Abidesi, Aydın kentine gelenleri ilk karşılayan önemli bir temadır. Şuan abidenin kent ortasında kalması ne kadar normalse rasyonel olmayan planlarla yol ortasında kalması o denli şık değildir. 1965 yılında kent meydanına büyük bir Atatürk heykeli dikilir. 2012’deki son meydan düzenlenmesiyle bu heykel kaldırılır. Elbette kent meydanı olarak bilinen bu alan 1985’li yıllara kadar çok dardır. Şöyle ki: Meydanda Yedi Eylül İlkokulu, onun hemen batı yakasında üç katlı belediye binası vardır. Belediye Binası ile Yedi Eylül İlkokulu dar sokakla birbirinden ayrılmaktadır. Bey Camiinin karşısında bulunan büyük park yerinde ise pastaneler bulunur. Bu dükkânların arka taraflarında birer bahçe vardır. Aydınlılar buralara oturup vakit geçirmektedir. Bu pastaneler aynı zamanda genç kız ve erkeklerin buluşma yeridir. Rahmetli Nevzat Biçer’in belediye başkanlığı döneminde 1985’li yıllarda büyük bir kent meydanı açma adına bu pastanelerin tamamı yıkılır. Yıkılan pastanelerin yerine uzun süre bir düzenleme yapılmaz. Söz konusu alanda lunaparklar kurulur. Daha sonra buraya bir park yapılır. Parka, Atatürk Parkı adı verilmesine karşın içindeki fıskiyelerden dolayı halk buraya “sulu park” der. Hüseyin Aksu’nun belediye başkanlığı zamanındaysa üç katlı Aydın Belediye binası yıkılır. Atatürk heykelinin önüne bir yeraltı otoparkı inşa edilir. Belediye hizmet binası Yeni Dörtyol civarındaki Esko’nun yanına taşınır.
Yaşım kırk. Çocukluğumdan beri “Aydın merkez turizme kazandırılacak” sözünü duyarım. Aydın’a yeni bir meydan yapıldı. Aydın’ın turizme kazandırılmasına katkısı olur mu? Oldu mu? Olmaz, olmadı. Aydın, binlerce yıllık bir kent. Fakat nereden belli? Yeni kent meydanı Aydın’ın tarihi bir kent olduğu hüviyetini ortaya koyar mı? Hayır. Tarih olacak olan değil, tarihe mal bir meydan yapmak istiyorsak meydana çıkan sokakların dahi önemi vardır. Zamanında bahçeli, müstakil evler için planlanan Kurtuluş ve Güzelhisar Mahallerinde(Adnan Menderes Bulvarı’nın doğu ve batı yakası), daracık sokaklara beş-altı katlık imar izni ver, sonra sonuç ne olur? Sokaklar sıkış tepiş. Her taraf araba… Yayalar, yürüyecekleri bir yerden mahrum. Komik olan sokak aralarında dikili bir ağaç yok… Bu sokaklarla mı tarihe mal olmuş meydan yapılır? Eski Aydın sokaklarını yüksek binalı imara açmamalıydık. Bakın Mimar Sinan Mahallesi yüksek binalardan oluşmuş. Yakışıyor mu? Yakışıyor. Sokaklar geniş, planlama iyi. Kent meydanında asırlık Bey Camii var. Birinci dereceden tarihi eser… Ancak hemen 10 metre güneyinde yedi katlı binaların gölgesinde… Mülkiyet hakkı gasp edilmeden Salcıoğlu Konağı’na kadar meydan açılabilir mi? Açılabilir. Meydana bakan tarihi mekânların Cafeye dönüştürülmesi teşvik edilebilir. Elbette birileri, ben tarihi donatıları güçlü meydandan ziyade modern bir meydan isterim diyebilir. O zaman bu meydana bakan biçimsiz biçimsiz apartmanların gölgesiyle nasıl bir modern meydan oluşturulur? Ramazan Paşa camiinin alt tarafları Ankara-Beypazarı modelinde tekrar yapılandırılamaz mı? Batı Gazi Bulvarı’nın kuzey tarafı ayakta kalmış tarihi doku açısından zengindir. Nasuh Paşa Külliyesi, hemen onun kuzey bitişiğinde Cihanoğlu Külliyesi, Hasırcı Pazarı’ndaki Zincirli Han, Hamam ve türbeler birer tarihi mekân… Nasuhpaşa ve Cihanoğlu daha yeni ayağa kaldırılmış yapılar… Diğerleri de kaldırılır. Fakat Gazi Bulvarı ile bu yapılar arasında yedi katlı biçimsiz binalar yok mu? Var… Bu bina alanları parka çevrilse, parkın arkasındaki bu tarihi mekânlar kot farkından dolayı ne muhteşem görünür değil mi? Gece ışıklandırmasını hayal bile edemiyorum… Bu tarihi mekânlar, Bursa’daki hanların işletme mantığıyla çalıştırılabilir. Eski kent ile yeni kenti birbirinden ayrıştırmadığımız sürece Aydın asla turizme kazandırılamaz.
Bazıları her ne dediysem dediklerimi aşırı uçarı bulabilir. Uçarı da olsa ufku olmayanın geleceği olmaz diyorum. Ya da bazıları benim düşündüklerimi düşünmüş olabilir. Ancak ben bu işin başında değilim. Denileni yapmak öyle zannedildiği kadar kolay olmayabilir. Bekâra karı boşamak kolaydır. Kentin sorunlarını çözme konusunda hiçbir yetkim yok. Ancak kendimi kente karşı tam sorumlu hissetmekteyim. Tam sorumlu hiç yetkisiz birini dinleyecek var mı?