Büyük taarruz, Kurtuluş Savaşı’nda 16-30 Ağustos 1922 arası Türk kuvvetlerinin, Yunan kuvvetlerine yaptığı genel saldırı… Yunanlılar, Sakarya savaşında yenilgiye uğradıktan sonra (23 Ağustos- 12 Eylül 1921) Afyon- Eskişehir demir yolunun doğusuna çekilmişler, sağ kanatlarını da Ahir Dağı’na dayamışlardı. Yunanlıların birinci kolorduları 4 tümen ve bir bağımsız alaydan oluşuyordu. Güçlerini Afyonkarahisar’ın güneyindeki siperlere yerleştirdiler. Yunanlıların öteki bölgesindeyse General Diyonis komutasındaki ikinci kolorduları bulunuyordu. Bu kuvvetlerden başka Uşak ve Bilecik’te 15. tümenleri mevzilenmişti. Ayrıca Afyonkarahisar’da çeşitli hatlarda tel örgülü engeller ve geri mevziler oluşturarak savunmaya geçmişlerdi. İki tarafın kuvvet durumları şöyleydi! Türkler 186 bin asker, 98 bin tüfek, 2,000 hafif makineli, 325 top, 15 bin süvari, 5 uçak.Yunanlılar; 195.000 asker, 105 bin tüfek, 3.100 hafif makineli, 1000 ağır makineli, 544 top, 5286 suvari, 12 uçak.,Türk kuvvetleri, Afyonkarahisar bölgesinde iki orduya ayrılmıştı. Birinci ordu komutanı Ali İhsan Paşa idi. Akarçay’ın kuzeyindeki ikinci ordunun komutanlığını Yakup Şekip Paşa üstlenmişti. Türk kuvvetleri şu biçimde mevzilenmişti. İzzettin Paşa komutasındaki Birinci Ordu’nun, Birinci Kolordusu Çay yöresinde, 6 ve 8. Tümenler cephede Şükrü Halil Paşa komutasındaki 2. Ordunun Bolvadin yakınlarında Kemalettin Sami Paşa komutasındaki Dördüncü kolordu aynı yerde, Fahrettin Paşa komutasındaki Beşinci Suvar iKolordusu Ilgın’da; bir mürettebat süvari Tümeni diğer yakınlarında Halil Paşa komutasındaki Kocaeli gurubu Geyve’de, Batı cephesi komutanı ise İsmet Paşa idi.Ankara’da yayınlanan Hakimiyet-i Milliye Gazetesi 20 Ağustos 1922’de Mustafa Kemal Paşa’nın Ankara’daki yabancı elçilere Çankaya’da bir çay ziyafeti vereceğini yazdığı gün, Paşa Dikmem sırtlarından hareketle 24 Ağustos’ta Akşehir’deki karargaha gelmişti. Mustafa Kemal ve Kurmay heyeti taarruzun odak noktası olan Kocatepe’nin güneyindeki çadırlı ordugaha girdiler. Aynı gün Türk birliklerine büyük taarruza hazır olmaları bildirildi.. 26 Ağustos’ta havanın sisli olması nedeniyle düşünülenden yarım saat gecikmeyle Türk topçuları, Yunan mevzilerine yoğun ve etkili biçimde ateş açtı. Türk piyadeleri ise saat 6:00’da süngü takarak saldırıya geçti. Birkaç saat sonra Yunan siperlerinin bulunduğu en yüksek tepe olan Kalecik Sivrisi üzerine Türk bayrağı dikilmişti. Çok geçmeden Türk piyadeleri Tınaztepe’ye girmeyi de başarırken 5. Süvari kolordusu da düşmana at sürdü. Afyonkarahisar Ahir Dağı bölgesindeki düşman siperlerine Türk saldırısı gün boyu sürdü. Birkaç yer dışında Yunanlılar tüm hatlarda çözülmüş, Türk askeri birçok stratejik mevki ve tepeyi ele geçirmişti. Mustafa Kemal Nutuk’ta 26Ağustos’u şöyle anlatıyor; ‘’Topçularımız mevzilere gece geldiler. Karanlık içinde mevzi aldılar ve fecirle beraber bütün dünyanın gözleri açıldığı zaman ateşe başladılar. Mevziler çok ve çok mustahkemdi’’. Bu mevziin müdafa kıymetini en son tetkik eden bir İngiliz erkanı harbin verdiği raporda ‘’Eğer Türkler bu mevzi, dört beş ayda işgal ederlerse bir günde sude sükut ettiklerini iddia edebilirler’’ deniliyordu. Fakat Türklere bu mevzii düşürmek için aylar değil bir gün değse, bir saat kafi geldi. Saat 6:00’da Tınaztepe’ye hücum mesafesine yaklaşmış bulunan piyadelerimiz, önündeki tel örgüleri kesmeye ve bertaraf etmeye lüzum görmeyerek ayağını kaldırdı. Lüzum görmeden bacağını aşırarak ve orada bulunan Yunan neferlerini süngüleriyle tamamen tepeledikten sonra Tınaztepe’yi işgal etti. Ben bu manzarayı seyrederken bir suale cevap vermeyi hatırladım. Bu tel örgüyü nasıl geçebiliyorlar diyordu. Oradakilere dedim ki, işte böyle ayaklarını kaldırır ve geçerler. Fakat Erkmen Tepesi hala mukavemet ediyordu. Bu nokta o kadar mühimdi ki düşman bütün kuvvetleriyle ve bütün vesaitiyle orayı elinde tutmak istiyordu. Bu taarruz günü en sol kanatla bir Tümenimiz 57. Tümen taarruzunu tevcih ederken kuvvetlerini biraz yer değerinden uzakta bulundurmuş bu itibarla düşman üzerine müessir bir tazyik yapamıyordu. O Tümenin kumandanı Reşat Bay isminde bir zat idi. Telefonla sordum, niçin hedefinize vasıl olamadınız? Dedim. Cevap olarak dedi ki ‘’ Yarım saat sonra hedefe vasıl olacağız’’, halbuki yarım saatte bu hedefler elde edilememişti. Tekrar sorduğum zaman telefonla Reşat Beyin son vedanamesini okudular.Reşat Bey diyordu ki, “Yarım saat içinde size o mevzii almak için söz verdiğim halde sözümü yapamamaşı olduğumdan dolayı yaşayamam. Adını saygı ve taktirle yadedeceğim. 57. Alay düşmana ateş etmeye lüzum görmeden süngüsünü taktı. Düşman cephesine girdi. Bunun neticesi olarak gece Tınaztepe baştan nihayete kadar bize geçti. 26 Ağustos akşamına kadar bu cephe üzerinde ceryan eden vakayı bundan ibarettir. Bu arada süvari kolordusu Atur dağlarını geçerek Yıldırım Kemal Paşa yakınlarında İzmir demiryolunu tuttu ve düşmanın bu yolla geri çekilmesini önledi. 27 Ağustos’ta Yunan hatlarının çözülmesi üzerine Türk askeri Afyonkarahisar’a girdi. Birinci ordu Yunan kuvvetlerini izleyerek Balmahmut mevkiini tuttu. Yunan ordusunun İzmir ile olan bağlantısı kesildi. 28 Ağustos’ta Başkomutan Mustafa Kemal, Genel Kurmay Başkanı Fevzi Paşa, Garp Cephesi Başkanı İsmet Paşalar ile birlikte Afyonkarahisar’a girdi. Aynı gün düşman kuvvetlerinin büyük bir kesimi Dumlupınar’a doğru çekildi. Umutsuzca direnen Trikopis komutasındaki Yunan’lılar sonunda geri çekilmek zorunda kaldı. 29 Ağustos’ta bir Türk Tümeni düşman kuvvetlerinden önemli bir kısmını tutsak aldı. Türk kuvvetleri geniş bir alana yayılmış olduğundan tümenlerin birbirinden haberi yoktu. Sonunda gece yarısı bağlantı sağlandı. Mustafa Kemal birinci ordu cephesi, Fevzi Paşa ikinci ordu cephesinin komutanlığını üstlendi. İsmet Paşa’da Genel karargahın yönetimini eline aldı. 30 Ağustos’ta Dumlupınar yakınlarındaki Aslıhanlılar Meydan Savaşında düşmanın 5 tümeni yok edildi ve Türk ordusu 9 Eylül 1922’de İzmir’de Yunanı denize döktü.