Adnan Menderes’in başbakan olduğu zamanlardı. Afyon’dan Söke’ye iki kişi çalışmaya gelir. Çalışırken bunlardan biri parasını sıkı tutar ve o zamanın parasıyla yüz lira mı ne biriktirir. Diğeri ise savruk ve hoyrattır. Velhasıl o zamanlar, arabalar bu kadar yaygın değil, bir kara tren var. Kimi insanlar o vakitler uzun-yakın mesafe demezler yaya giderdi. Bu iki kişi işleri Söke’de bittikten sonra yaya Afyon’a dönmeye karar verir. İncirliova’yı geçtikten sonra İkizdere üzerindeki demiryolu köprüsünün alt tarafında bir kulübe gibi yer vardır. Bunlar akşamı o kulübede geçirmeye karar verir. Bunlardan biri yüz lirası olan arkadaşını, onun parasını almak için öldürür. Ancak yakayı ele verir. Kendisine idam cezası verilir. İdam, şehir merkezinde yer alan Bey Cami’nin doğu tarafında yol ortasında kalan çam ağacının yanında dara ağacında hükümlü asılmak suretiyle infaz edilir. Üzerine beyaz bir kumaş giydirilmiş, önüne suçunun ne olduğunun yazıldığı bir kâğıt asılmış bir vaziyette adamı asarlar. Bu, Aydın kent meydanında yapılmış son infazdı.

1946 senesinde Adnan Menderes’in Çakırbeyli köyündeki çiftlik kâhyası ile DP’nin Çakırbeyli başkanı vuruldu. Katil çokça zaman sonra yakalandı. Davası uzun sürdü. Ama sonuç itibarıyla katile idam cezası verildi. Bu arada Demokrat Parti başa geldi, Menderes başbakan oldu. Bütün herkes katil Aydın kent meydanında idam edilir diye beklerken, katil DP’nin kendisinin iktidara gelmesi onuruna çıkardığı genel afla idam infazından kıl payı kurtuldu. Çakırbeyli’deki Adnan Menderes’in hısımı(akrabası) kabul edilen maktul yakınları olanlar karşında çok sitem etti. Adnan Menderes ise maktul yakınlarını, “Bu genel af! Kişiye özgü kanun olmaz. Katil için ayrı kanun çıkaracak halimiz yok.” Şeklinde onlara haber göndererek şaşırttı. DP genel affından sonra işlenen ağır suç ve bu suça karşı verilen idam cezaları bir müddet daha kent meydanlarında infaz edildi. Afyonlu suçlunun idamından sonra ne oldu bilmiyorum ama bir daha Aydın kent merkezinde infaz olmadı.

Sonuç olarak bir kez daha hatırlayalım ki: İdamlıklar önceleri sabaha karşı kent meydanında asılır, ibret âlem olsun, gelen geçen görsün diye suçlu asılı bir biçimde bir müddet bekletilirdi. Çağa yakışmıyor diye sanırım sonradan idam cezaları cezaevlerinde infaz edilir oldu. Şimdilerde ise idam da kaldırıldı. Avrupa, insan hakları diye insanların ciğerlerini yakıyorlar. İdamı kaldırdın tamam da niye can yakanı, ocak söndüreni 5-6 sene yatırıp, besleyip afla niye dışarı salıveriyorsun? İdamı alenen infaz etmek vahşilik dedin, idam infazlarını hapishanelere aldın. Sonra o da çok, insan hakkı var dedin idamı kaldırdın. Her şey tamam da afla dışarı salıyorsun caniyi, bu anlaşılmıyor… Adalet mi bu?(*)

--

(*)Yazıda yer alan bilgilerin dayandığı tanıklar, belgeler ve diğer tüm dokümanlar için bakınız: Menderes Akdağ, “Aydın’da Siyaset(1946-1950)”, 2008-Aydın.